“Vakit varken”

Yayın Tarihi: 18/11/20 07:00
okuma süresi: 2 dak.
A- A A+

Defalarca okudum her bir eserini. Sesinden şiirlerini onlarca kez dinledim. Her yazacağım yazıda yeniden O’nu hissettim. Bazen içime hüzün salan bir yanı oldu, bazen insanı anlatan başka bir yanı. Gülümsediğim duygularına zaman zaman üzüldüm. Ama hiç eksik hissetmedim kendimi, onun yazdıklarını okurken. Hep, her şeyi tamamlar gibi.

Nazım Hikmet’ten bahsediyorum. Ne güzel anlatıyor aşkı, insanı, mücadeleyi… Ne güzel anlatıyor her şeyi.

Dönüp baktığımda yüze yakın makalemde yer vermişim Nazım Hikmet’e, keyifle.

Onu hazmak bir bütüne tamamlanmak gibi…

Karar vermek ve yaşamak gibi...

Yaşam gibi…

Yani bir Nazım şiiri gibi…

*

Henüz vakit varken, gülüm,

Paris yanıp yıkılmadan,

   henüz vakit varken, gülüm,

   yüreğim dalındayken henüz,

   ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri

Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara

   öpmeliyim ağzından

   sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a

   çiçeğini seyretmeliyiz onun,

   birden bana sarılmalısın, gülüm,

   korkudan, hayretten, sevinçten

   ve de sessiz sessiz ağlamalısın,

   yıldızlar da çiselemeli

   incecikten bir yağmurla karışarak.

Paris’in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana,

En güzel, en yalansız,

   sonra da ıslıkla bir şeyler çalarak

   gebermeliyim bahtiyarlıktan

   ve insanlara inanmalıyız.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ferhat ATİK yazıları