Yeni Seçim Yasası'na birkaç öneri!

Yayın Tarihi: 23/02/21 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Biz büyüyoruz, kocaman insanlar oluyoruz. Bugünü anlama gayreti ile günü tüketirken, koca koca insanlar olarak, yola yeni çıkmış çocukların bugününü henüz anlayamadan, geleceklerini organize etmeye çalışıyoruz. Büyük büyük yaşlarda olup bir ülkeyi yönetenler, 50-60-70 yaş küçüklerinin ne istediğini anlamaya çalışması, onların 40-50 yıl sonralarını planlamaya çalışması mümkün değildir. 

Böylesi bir sürecin başarılı olması zor. Süreç hamasetten ileri gidemez. Sonu gelmeyecek sözde çalışmalarla, günü kurtarma meseleine dönüşür, ki dönüştü. 

Bu da gösteriyor ki artık, seçilme haklarına da kriterler ve sınırlar getirilmeli. Mesela seçilme yaşına sınır getirilmeli. Bu ülkede 60 yaşına geldi diye bir imam zorunlu emekliye çıkarılırken, örneğin 75 yaşında birisi seçime girebiliyor. Görevi tamamlanırken 80 yaşında olacağını düşünün. Topluma da yazık, geleceğimiz olan çocuklarımızada yazık, kendilerine de ayrı yazık!

Elbette tecrübesine diyeceğim yok. Ancak, enerjisi için de bu yaştaki kimse bize bir şey diyemez! Yaşlılık, kısmetimizde varsa, hepimizin gideceği bir varış noktası. Ancak dünya artık eski dünya değil. Yüksek enerjiyle ve bugünü gerçekten anlayanlarla yürümek lazım. Seçilecek genç insanlara ihtiyacımız var. Ancak yaşlılar bir türlü vazgeçmiyor. O zaman Seçim Yasası değişecekse, içinde bu da yer almalı. Seçilme yaşına sınır getirilmeli. Hatta elimiz deymişken, seçilme adetine de sınır getirilmeli. 2 kez hadi en çok 3 kez. Kimse 20, yıl 30 yıl vekil ya da belediye başkanı ya da şu, bu olmamalı. Seçilmiş olunan makamlar meslek gibi algılanmamalı. Delege sistemi ve kamuya siyaset yasakları nedeniyle, kimi aday adaylarının meyhane masalarında aday olmaya geçişlerine engel olacak yasal değişiklikler de yapılmalı mesela. Ya da, kendilerine "anahtar" da deseler, siyaset tarihimiz bouyunca, koalisyonların muhtaç olmasını kullanan partileri de düşünerek kocaman barajlar da konulmalı. 

Madem doğal yollarla bu anlaşılmıyor, yasalarla düzenlenmeli. Artık, hakikaten kasabadan da geri kalmış, köy hatta yörük siyasetini tarihe gömmeliyiz. Bu tür politikaların besledikleri tüm toplumun ve çocuklarımızın geleceğini tarihe gömmeden.

*

Büyüdükçe bozuluyor insan. Doğduğu anki saflığı, yaşadıkça kalkıyor ortadan. Bir yarış var sanki kirlenmeye yönelik, kendi içimizde ve kendi kendimize. Özdemir Asaf’ın dizelerindeki gibi, “Tüm renkler kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler”. Bembeyaz doğan bizler, hangi renkte son buluyoruz? Herbirimiz şu an hangi renkteyiz, başladığımız renge ne denli ihanet içindeyiz? Duygularımız, düşüncelerimiz, bizimle büyüdükçe, dışsal etkiler onlara şekil veriyorlar, giderek daha da çok dışsallaşıyor, içimizden kaybediyoruz. Eksiliyoruz. Özellikle politika yapmaya başlayanlar, yarışırcasına kibirle kirleniyorlar. Üstelik bunun farkında bile değiller. Ama kirlilik dışarıdan çok daha kolay anlaşılıyor.

Nasıl saf ve karşılıksız, nasıl içgüdüsel ve içten olabilir insan? Büyümenin sonucu mu tüm düşmanlıklar? Çocuk kalsak, hep çocuk olsak, nasıl da çözülür kendimizce tüm sorunlar? 

*

İşte tüm bunlar başlı başına değişimin dinamiklerini oluşturuyor. 

Artık yeni şeyler söylemeli, artık yeni isimlerle, yeni akıllarla, yeni enerjilerle yola devam edilmeli.

Bu politikalarla (ya da politika sanılan politikasızlıklarla), bu politikacılarla (ya da politikacılık yerine, Meclis TV konuşmacılığından öte gidemeyenlerle) varılacak ortak bir hedefimiz, ortak bir hayalimiz kalmadı. Çünkü kalmaması için ellerinden geleni yaptılar. 

Mecliste, mevcut seçilmişlerden; özü sözü doğru olan, topluma iki yüzlülük yapmamış, hala yanımızda hissettiğimiz, hamaset yerine kalbi ile davranan, dün bir şey derken bugün tersini söyleyip itibarı yok olmamış birkaç vekili tenzih ederek, hangi ideolojiden olursa olsun, meclisin en az dörtte üçünün artık değişmesi, değişmesi için yasal düzenlemenin yapılması kesinlikle şarttır.

Çünkü yönetimde olan, iktidarı ile muhalefeti ile tüm yasama ve yürütme mekanizması, geleceğimizin yok olmakta oluşunun paydası durumundadırlar.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ferhat ATİK yazıları