Politikacının “kültür”el umursuzluğu

Yayın Tarihi: 05/05/21 09:31
okuma süresi: 7 dak.
A- A A+

Günümüz Kıbrıs’ında kültürel ifadeler; entelektüel ağızlarda yozlaşmaktadır. Ne yazık ki kişisel girişimlerimizin üzerine çıkamadığımız çabalarla bunun değişimini sağlayamamak üzücü. Kıbrıs için Kültürü geliştirici ve öncelikli 15 tezi bu çerçevede değerlendirmek uygun olacaktır. 

Ne yazık ki ülkemizde, fularlı boyunların 10 santimetre kadar üzerinde duran ağızlar tarafında kurulan süslü cümleler, bir ülkenin kültürünü yansıtmak yerine, sadece batılılaşma sarmalı içerisindeki kişi ve grupların entelektüel görünme egosunu tatmin etmekte ve mevcut kültürü geriye götürmektedir. Bahsettiğim “süslü cümleleri” destekleyecek bir yazı paylaşalım.

Okuyacağım ve kesinlikle tırnak içerisinde aktardığım başlık ve 5 cümlelik paragraf sizce nasıl bir anlatımdır? 

“Bütün devrimler önce kültürel düzeyde gelişir. Dünyadaki devrimlerde genel bir kural vardır. İlk önce devrimin ideolojik, kültürel düzeyi ortaya çıkar. Yani devrimin sosyo-ekonomik temelleri gelişir. Onun bağrında, ideolojik ve kültürel şekillenmeler boy verir. Bu durum daha sonra örgütlenmelere, siyasal mücadelelere ve sosyal gelişmelere ivme kazandırır. Bu hemen hemen bütün devrimlerin genel kuralıdır.” (Serxwebun Gazetesi Yıl: 2001 Sayı: 230 - PKK Terör Örgütü’nün Fransa’daki Yayın Organı)

Bu metnin yaratıcılarını ve metnin kendisini dikkatle incelemeliyiz. Metni kaleme aldıran üst aklın ne dediğini iyi anlamalıyız.

*

... Ve dönelim ülkemize, bölgemize,…

1. Kültürü Tüm Boyutlarıyla Algılamak: Kültür kavramını; tüm boyutlarıyla algılayarak kültürel gelişimin sağlanması, olması gerektiğine inandığımız noktaya ulaştırılması konusuna yaklaşmamız gerekir. Kültürü tekil anlamlı algılamaktan uzaklaşarak, başta evrensel değerler ve demokratik gelişim temelinde şekillendirmeye çalışmalıyız.

2. Uygulanabilir Kültürel Gelişim Planı Yaratmak: Hep bir seçim öncesi söylemi olarak duyduğumuz, “Master Planları”nın, işlevsel geçerliliği olacak fakat siyasi otoritenin gölgesinde ve onun çıkarlarına hizmet etmeyecek bir çalışma yapılması gerekmektedir. Nisan 2006’da gerçekleşen “Kültür Sanat Sempozyumu”nda yapılan açılış konuşmalarından biri, bir çarpıcı gerçeği gündeme getirdi. Konuşmacı – ki ardından konuşan siyasetçiler bunu yalanlamadı - 2006 mali yılı için ülkemize ayrılan kültür sanat gelişim kalemi rakamının “ekonomik nedenlerle” kaldırılmış olduğunu ifade etti.

3. Bütünleşik Kültür Varlığına Sahip Çıkmak: Kıbrıs Ada’sı varlıksal ve tarihsel kültürünü bir çok kavimin med- cezirlerinden edinmiş olmakla birlikte, bu gel-gitlerin kalıcı olabilenleri Ada’nın tamamına yönelik olarak kalmış durumdadır. Bu nedenle ülkedeki siyasi konjonktürden bağımsız olarak, mevcut uluslararası sıkıntıların dışından bakarak, kültürel gelişimi tm aa ekseninde düşünceden fiiliyata geçirmek gerekmektedir.

4. Henüz Kaybedilmemiş Jenerasyona Destek Olmak: Bir kültür gelişimine eğilimli olabilecek ve gerçek dünyanın şekillenmesine destek olacak, sonuçlara estetikleri ile bakacak bir nesil yaratmak için eğitim sürecindeki mevcut materyalist yapıyı, daha esnek, sanata ve evrensel vizyona daha yakın bir gelişim sağlayacak eğitim sistemine geçilmesi gerekmektedir. Tüm eğitim sürecinde kültürel verilerle öğrencilerin harmanlanması gerekmektedir.

“Phantom Of The Opera”yı kendi sahnesinde izlemek ideallerimdendi. Gerçekleştirdim. Operanın kendisi kadar, oradaki tanıklıklarım da unutulmazlarım arasına girdi. Yaşları 8 ila 15 arası 200 kişilik bir ilkokul grubu, beklenenin aksi bir disiplin ve hayranlıkla opera izleyicileri arasındaydılar.

5. Tarihi Kültürel Varlıklar: Ülkedeki kültür varlıklarının gerçek envanterinin hazırlanması ve halka açılarak görsel olarak algıda kalacak restorasyonlarla sergilenmesi gerekir. Bugüne kadar değer verilmeyen bir çok tarihi ve kültürel esere hayat verilmeli. 

6. Modern Sanat Eğitimi ve Sergilenmesi: Ülkemiz koşullarında modern sanatın geliştirilmesi için, teşvik önlemleri yanında bu alanda gelişim sağlamak amacıya çalışma platformları oluşturmak gerekir. Günümüz insanının içsel sorunlarını yine günümüzün verileri ve alternatifleri ile dışa vurabileceği imkanlar sağlanmalı. Bu tür üretimlere yönelik çalışmalara destek ve eğitim imkanı oluşturulmalı.

7. Üniversitelerin Rolü: Üniversitelerimizin beton binalar, peyzaj temeli bahçeler olmaktan çıkıp, eleştirel bakış açısını sanat ve kültür odaklı yaklaşımlar ile sergileyebilecek toplum yaratmaya yönelmeleri ve bu anlamda eğitim sistemlerini geliştirerek kültürel dallara çok daha fazla önem vermelidirler.

8. Popüler Kültüre Alternatif Yaratmak: “Ne olacak bu memleketin hali?” eksenli meyhane masası sohbetleri; “Gelin kaynana” eksenli kadınsal esaret sohbetleri; “Ali’ye” dizisi eksenli gündelik kahve sohbetleri dışına çıkılabilmesini sağlamak amacıyla; toplumun en çok etkilendiği kitle iletişim araçlarına, demokratik teamüller içerisinde müdahale ederek “yozlaştırıcılıktan”, “geliştiriciye” dönüşmelerinin sağlanması gerekir. 

9. Güzel Sanatlara Ulaşabilme: Ülkedeki, üretimsel kültürün, sanatsal faaliyetlerin toplum karakterine, aidiyetine nüfuz edebilmesi için sergilerin, konserlerin, okuma günlerinin, dergilerin ve benzeri tüm faaliyetlerin artırılması, katılımın ve elbette üretimin teşvik edilmesi kaçınılmazdır. Bireylerin, medya hegemonyasına alternatif olarak zamanlarını daha değerli içeriklerle doldurmalarının sağlanması gerekir. 

Kopenhag’ın metro haritasına bakmak için aldığım kitapçığın, Kopenhag’ın 1 haftalık kültür sanat faaliyetlerinin listesini içerdiğini fark ettim. Kitap 83 sayfaydı.

10. Tüm Bunları Gerçekleştirmek İçin: Düşünen,  üreten, tartışan, değişime ortak olan, sağduyuyu sadece doğruyu yanlıştan ayırmakta değil, deneyimsel olarak eleştiri tabanlı yenilenmeleri iste olarak algılayan bir toplum olmayı istemek gerekiyor.

Sonuç olarak; kültürün baştan aşağıya ters üretildiği bir coğrafyadayız. Bizde kültür, üzerinde 10larca yıllık plan yapılması ve kültür politikası oluşturulması yerine, politikacıya yamalanan bir kavram. Bir tek yazarın, ülkenin içinden çıkıp dünyada bir yılda sattığı kitap sayısı, ülkede 22 yılda satılan toplam kitap sayısını geçmiş ise, o ülkenin iç kültüründe yok oluş yaşanıyor demektir.

Üzgünüm… 

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ferhat ATİK yazıları