Adaletin ‘içepatlama’sı

Yayın Tarihi: 14/06/21 07:00
okuma süresi: 3 dak.
A- A A+

Hemen her konuda halk adalet sistemine güvenerek kendini huzurlu hisseder. “Yapanın yaptığı, yanına kâr kalmamalıdır” temelli düşünce aslında, doğru ile yanlışı, haklı ile haksızı ayırmanın argümanı ise de, öte yandan toplumsal huzurun da bekçisidir.

Adalet sistemine getireceğim eleştiriden önce dünyanın birçok yerindeki adalet sistemlerinin az çok benzer sıkıntılar yaşadığını ve yaşattığını söylemem gerekiyor.

Yazımın temeli doğrudan bir adalet eleştirisi değil. “İçepatlama” olgusunu değerlendirmek aslında. Bu nedenle uzun uzun adalet sorunlarını satırlarıma taşımayacağım. Ancak, yasa yapıcının, yaptığı yasaların da etkisi ile müvekkillerin (biz bu kitleye halk diyelim), avukatların, savcıların, yargıçların ve sistem olarak adalet sisteminin tamamının “zamana esir” olan sıkıntıları var. Bu, adalete güveni sarstığı gibi, adaleti kötülerin iyilere karşı kullanmalarına da neden oluyor.

Bir davanın yıllarca sürecek olması, haksız olan için mahkemeye gidilmesi tercihi yaratıyor. Oysa tam tersinin olması gerekmiyor mu? 

*

Özellikle başvuru ücretleri; farklı ve birbirine temas halinde ama ayrı olmalarını sağlayan toplumsal alanların sınırlarının kalkması ve birbirlerine geçmesi halidir. Bu; finans gücünün (burada satın alma gücü olarak kullanmamız ve bunun da, dava açacak bireyler ve/veya avukatlar olarak anlamlandırmamızda fayda var), sırf yargının yavaşlığını lehine kullanmak üzere dava yolunu tercih eden kamu ve özel kurumlarla bireylerin ve doğrudan adalet arayan, dara düşmüş, hukuka ihtiyacı olanların birbirlerinin alanlarına girmeleri ve bu alanların birbirleri ile olan sınırlarının ortadan kalkmaları anlamına geliyor. 

Bu yapı tanımlandığında “içepatlama” ifadesi ile örtüşüyor.  

Bu konudaki sonuca başarılı olarak ve kazan-kazan esaslı ilerlenmesi, iki sihirli bakış açısı ile düşünmekten geçiyor. 

Tüm tarafların rasyonel ve pragmatik düşünmelerinden…

*

İlk önce görünümü düzenlemek şart. Öyle ki, aslında avukat olan “savcıların” mahkemenin içinde yerleşmeleri doğru görünmüyor. Uzun yıllardır bu böyle. Ama farkında olan için bunun hatalı olduğu ortada. 

Farketmeyenler için vurgulamalıyım, savcı devletin avukatı ve karşısında dava yapan da avukat. Dolayısı ile savcının tıpkı avukat ofisleri gibi mahkemede olamaması gerekiyor. Dışarıdan bakılınca adil görünmüyor. Elbette bu dahil daha bir çok konu, adalet ile ilgil duyguları sarsıcı sıkıntılar içeriyor. 

Buna rağmen halen, adalet sistemimizin güvenilir olduğunu söylemem gerekir. Belki de tek kurum artık. Bu nedenle endişeliyim. 

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ferhat ATİK yazıları