Dile sahip çıkmak

Yayın Tarihi: 28/09/22 07:00
okuma süresi: 3 dak.
A- A A+

İnsanı yaşayan diğer canlılardan ayıran önemli özelliklerinden biridir konuşması. 

Bir dilin konuşma dili ve yazı dili olmak üzere iki yönü vardır. Özel bir çalışmayla günlük dile ait konuşma metinleri tespit edilmediği sürece konuşma dilinin tarihi gelişimi, inceleme alanı dışında kalır. Ancak günümüzün teknik imkanlarıyla kaydedilen konuşmalar, ileri bir tarihte konuşma diliyle ilgili çalışmalara malzeme oluşturabilir. Yazı dilinin tarihi gelişimi ancak o dile ait yazılı metinlerle takip edilebilir. Metinlerle takip edilemeyen dönemden öncesi için bir takım tahminlerde bulunmak mümkün olmakla birlikte kesin bilgi vermek zordur.

Konuşma dili, günlük hayatta diğer insanlarla iletişim kurmak için konuşurken kullandığımız dildir. Bu dil, doğal olduğu için konuşurken cümlemizin kurallı olup olmadığına, kelimelerin doğru sıralanıp sıralanmadığına, söyleyişin doğru olup olmadığına pek dikkat etmeyiz. Bu sebeple zaman içinde, bölgeden bölgeye değişen bir takım söyleyiş farklılıkları ve kelime farklılıkları ortaya çıkar. Bu farklılıkların tarihi süreç içinde, bölgelere göre geçirdiği maceradan o dilin lehçeleri ortaya çıkar.

Yazı dili ise, adından anlaşılacağı üzere yazıda kullanılan dildir. Dilde birliği, anlaşma kolaylığını sağlamak için kullanılan kitap dilidir, kültür dilidir, edebi dildir. Konuşma dilinin her bölgenin doğal, günlük dili olmasına karşılık yazı dili, okuma yazmada kullanılan ortak dildir.

*

Dillerin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu dünyadaki 5 noktayı açıklayan araştırmacılar, dillerle birlikte bilgilerin de yok olduğu uyarısında bulundular. Dilbilim uzmanları, şu an konuşulmakta olan 7 bin dilin yarısının artık yazılmadığını belirterek, lisanların, toplumların konuştukları dilin artık bir ayak bağı haline geldiğini düşünmeleriyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı uyarısında bulundu. 

*

Bu konuda kendi dilimize baktığımızda, kalıcı olmayacağı konusunda çok fazla endişe etmiyorum. Ancak mevcut dilin daha da Türkçeleştirilmesi çabasının, bilinen zenginliği etkileyeceği görüşündeyim. Kaldı ki, gündelik hayatımızda kullandığımız konuşma Türkçemiz hızla yozlaşırken buna en olumsuz katkıyı da medya sağlıyor. İletişim teknolojilerinin tamamında kullanılması gereken Türkçe’nin, biricik olması gerekirken, yerel ağızların abartılarak kullanılması, topluma, toplumdan da dilimizin yozlaşmasına yansımaktadır. 

Dilin yokoluşu, toplumun yok oluşuna varacak kadar güçlü bir reaksiyondur.

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Ferhat ATİK yazıları