Tufan Hocanın/Başkanın Halleri -III-

Yayın Tarihi: 09/06/21 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Bir önceki yazıda anlatılan ve neden hayata geçirilmediği anlaşılamayan tarihi uzlaşıdan bir süre sonra, belediye seçimleriyle eşzamanlı refaranduma sunulacak anayasa değişiklik çalışmalarıdır artık yeni gündem. Kamu hukuku uzmanı bir akademisyen ve çiçeği burnunda bir vekil olarak anayasa değişikliği çalışmalarının öne çıkan ismidir Tufan vekil. Kabaca, sivilleşme ve vesayeti kaldırmaya ilişkin 3 maddeyle(geçici 10.maddenin kaldırılması, polis örgütünün sivil idareye devri, yurt ödevinin düzenlenmesi), çağdaşlaşma ve şeffaflaşmaya ilişkin 23 maddeden oluşmaktadır meclis komitesine gelen konular.

Özgürgün’ün deyişiyle Gayet açık ve net çok basit, yasa ile” halledilebilecek bir konuyken polisin sivil idareye devri ve yine gayet açık ve net ifade edilmişken bu değişimin geçici 10. maddenin anayasadan çıkarılması yöntemiyle yapılmasına destek vermeyecekleri, mecliste yasayla hemen mümkün olan es geçilmiş, komitede ‘mümkün olmayanın’  denenmesine karar verilmiştir. Nitekim aşikar olan gerçekleşir komitede, itilaflı 3 maddede uzlaşı sağlanamaz ancak 23 madde oybirliğiyle geçer komiteden, sonra da meclisten ve başta Tufan vekilin yürüttüğü kamuoyunu bilgilendirme süreci başlar refarandum öncesinde.

Uzlaşılan maddeler üzerinde de tartışmalar ve eleştiriler vardır ancak kamuoyundan gelen esas tepki ‘uzlaşılamayıp’ kenarda bırakılan maddelerle ilgilidir. Demokrasi hassasiyeti yüksek çevrelerce, nafile bir uğraştır sivilleşememiş vesayet altındaki bir düzende çağdaşlaşma çabaları, dağ fare doğurmuştur yine. Yaşanarak öğrenilmiştir çünkü yaşlı bilgenin deyimiyle ‘çirkef yatağından gülistanlık olamayacağı’, çirkefi temizlemeden gül yetiştirilemeyeceği, gün geçtikçe taşacağı çirkefin ve ne bir gül ne de bir gülsever bırakacağı bu topraklarda.

Tufan vekil ayni fikirde değildir ama, samimiyetle desteklemiştir bu 3 maddeyi ancak meclisin aritmetiği ortadadır ve mümkün değildir uzlaşı bu maddelerde. O halde şu an için mümkün olan olsun yapılmalı, mümkün olan mümkün olmayana feda edilmemelidir. Anayasanın mümkün yeni hali eskisinden geri değil hatta ileriyse, mantık ve akıl evet demeyi gerektirmez midir? Tüm eleştirilere karşın gergin ama umutludur Tufan vekil, öncülüğünü yaptığı çalışma mevcut şartlarda tek mümkün olabilendir çünkü. Üstelik her çağdaş anayasanın olmazsa olmazı ‘insan onuru’ ibaresi bile girmiştir ilk defa olarak değişiklik metnine, samimiyetle arkasındadır bu değişiklik metninin. Ancak referandumdan ezici bir hayır çıkar, meclisteki tüm partilerin oybirliğiyle evet dediği 23 maddelik anayasa değişikliği metnine. Büyük bir fiyaskoyla sonuçlanır Tufan vekilin ses getiren ilk siyasi çalışması.

Ortaya çıkan sonucun tek açıklaması sözkonusu 3 maddenin değişiklik metninde yer almaması değildir elbette, ancak demokrasi hassasiyeti yüksek kesimler için temel meselenin bu olduğu da aşikardır. Bu kesimler yaşayarak öğrenmiştir çünkü, Tufan hocanın da yazılarında sıklıkla bahsettiği faili meçhul cinayetlerin, şaibeli seçimlerin, bombalamaların, kundaklamaların, yolsuzlukların, yüzsüzlüklerin üstüne çekilen karanlık perdenin bu maddeler değişmeden aralanamayacağını ve üzerine hoş kokulu güller ekilmeye çalışılan perdesinin altında fokurdamakta olduğunu, kokusu burnumuzu delip geçen bu çirkefin.

Ve yetki alanı, geçici maddelerle askeri idare tarafından sınırlandırılmış bir anayasaya Orwellyen bir ‘insan onuru’ ibaresi eklemekle elde edilemeyeceğini onurlu bir yaşamın bu topraklarda ve ‘Unutma Bahçesi’nde’’ gömülü kalacağını bu toprakların onurlu insanlarının gerçek hikayelerinin.

Şöyle der Tufan hoca kitabındaki bir yazısında;  “Tarihimiz boyunca, arabalarında kurşunlanan sendikacıların, evlerinde, eşleriyle birlikte uyurken ya da bir yaz akşamının tadını çıkarırken öldürülen gazetecilerin, savaşlarda kaybolan yüzlerce insanın acısını ve ağır sorumluluğunu yüklenmek zorunda bırakılmış, bu sorumlulukla baş edememiş olmanın yarattığı utancın sonucu olsa gerek, bu acıların hepsini, Latife Tekin’in okunası romanının adından mülhem, beyinlerimizin en derinlerinde kurduğumuz ‘Unutma Bahçesi’ne gömerek yaşamaya devam etmiştik.”

Evet, meclisteki mevcut konsensüsle bir yasayla halledilebilecekken polisin sivilleşmesi, anayasa değişiklikleri hengamesi içinde unutma bahçesine gömüp onu da, ‘yaşamaya’ devam edilir yine...

(devamı haftaya)

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Onur DOĞASAL yazıları