Virüs sonrası senaryolar ve geleceğimiz...

loading
4 Ağustos, Salı
£

9.11

8.19

$

6.97

KUTAY'IN NOTLARI

Levent KUTAY
levent.kutay@kibrispostasi.com
Levent KUTAY
A- A A+

Virüs sonrası senaryolar ve geleceğimiz...

Tüm kromozomları ve genetik yapısıyla, geleceğimizin karşısına dikilen bir düşmana karşı savaşırken, siyasi rozetlerin çıkarılıp atılması gereken bir dönemden geçiyoruz...

Sağlığından endişe duyan her vatandaş gibi bendeniz de sığ tartışmalardan çok, dünyaya getirmiş olduğumuz çocuklarımıza, sağlık içinde yaşayabilecekleri bir ülkenin gailesindeyim...

Virüs sonrası senaryolar klasörlere sığmazken, senaryoların yönetmeni olmak kadar, figüranı olmak da elimizde...

Kıbrıslı Türkler, her ne kadar şikâyetlerine mazhar olsa da, bilindik kasaba politikasını terk etmek konusunda ayak sürüyor...

“Kasaba politikası” ülkede sağ görüşle ilişkilendirilmeye çalışılsa da, sol görüşten de bu tarzı içselleştirenler azımsanamaz...

“Aynı yolu yürüyenler farklı yere varamaz” özlü sözü ya da Einstein'ın “  Sürekli aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek aptallıktır” özdeyişi bu gibi durumlar için bizimle ilişkilendirile bilir mi?

Takdiri sizlere bırakırken, karşımızdaki sinsi düşmanın yavaş yavaş elemine edilmesinde, sağlık – siyaset – medya üçlüsünün ve altını çizelim vatandaşın riayetinin ne kadar hayati ve anlamlı bir birliktelik olduğunu her birlikte gözlemliyoruz...

Çabaların takdirle karşılanması, sahadaki görevliler için bir lütuf olmaktan öte, motive edici bir itici güç olarak görülmelidir...

Siyasi görüşten arınıp, “Doğruya doğru, yanlışa yanlış” denilmesi, kanımca içinden geçmekte olduğumuz süreçte, bizlere bir şey kaybettirmeyeceği gibi, kaybolmaya yüz tutmuş eski değerlerimize, karşılıklı saygıya hayli yüklü bir değer katacaktır diye düşünenlerdenim...

O nedenle, günü geldi balkona çıkıp 9 yaşındaki çocuklarımla, sahada amansız mücadele veren sağlık çalışanlarını yürekten alkışladığım gibi, günü geldi, herkesin yerden yere vurduğu bir ortamda, Ali Pilli'yi savunmaktan geri kalmadım...

Bülent Dizdarlı'nın sözlerini, kimse duymadan oturup haberleştirmeyi görev bildim...

Pandemi ve sosyal – siyasal etkileri üzerinde her görüşe haiz konuk profilleri tercih ettim...

LTB Başkanı Mehmet Harmancı'yı da kısıtlı imkânlarına rağmen mevcut süreçte takdir etmekten çekinmedim...

Sadece o değil elbet...

Bu süreç en basit anlatımla, yerel yönetim ya da belediye denilen kavramın, aslında kavram olmaktan öte, insan hayatına dokunan, koruyan, düzenleyen, vatandaşın ayağına giden, bir nevi küçük devlet olabildiğini gözler önüne sermiştir...

Yerel Yönetimler için hali hazırda pişirilmekte olan “reform” belki de Covid-19 sonrası düzen için revize edilmesi bile gerekecektir...

Hatta hazır elimiz reforma değmişken, biraz daha genişletip ülkeyi baştan aşağı reforma sokmak hiç de fena olmayacaktır...

Aynı şeyleri deneyerek, farklı sonuçları almayacağımıza göre, mevcut siyasal yapıda, parlamenter sistemde ısrar etmeyi bir kenara bırakarak, “Başkanlık Sistemini” ete kemiğe büründürmeyi, artık ciddi ciddi düşünmek elzemdir...

Siyaseti domine edenlerin sürekli hemfikir olduğu ama nedense bir türlü hayata geçirmedikleri yegâne konu “Başkanlık Sistemi” virüs sonrasında, siyasetin ve medyanın ana gündem maddesi haline gelirse, kimse şaşırmasın...

Yeni bir yönetim sistemi, yeni bir ekonomik yapı, yeni bir vergi sistemi, yeni bir yerel yönetim anlayışı...

Şahsen, kısır iç çekişmelere,  “seçileyim de benden gayrısı beytambal galsın” egoizmine tahammülüm kalmadı...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.