Meğer o da Amerika'dan ithal...

loading
6 Ağustos, Perşembe
£

9.55

8.60

$

7.26

KUTAY'IN NOTLARI

Levent KUTAY
levent.kutay@kibrispostasi.com
Levent KUTAY
A- A A+

Meğer o da Amerika’dan ithal...

Uğraş Beratlı’nın entelektüel potansiyelini, siyasal iletişimle gayet iyi harmanladığını düşünürüm...

“Sosyal Medya'nın sonu mu geliyor?” başlıklı yazısı ile siyasal iletişimin ve sosyal medyanın, bir seçim kampanyası ile bir halkı hele de Amerikalıları nasıl domine edebildiğini anlatıyor...

İtiraf edeyim yazı gözümden kaçmış...

Ta ki babası Doktor Nazım Beratlı’dan yeni bir şey öğrenene kadar...

Nazım Beratlı'dan aldığım bilgileri Google'ladığımda karşıma Uğraş'ın yazısı da çıkıyor...

Uğraş Beratlı yazısında sosyal medyanın siyasal iletişime kattığı boyutu derinlemesine ortaya koyarken, ABD politik yaşamından da kesitler aktarıyor...

Trump ve rakibi Hillary Clinton’un seçim stratejilerinde sosyal medyayı nasıl etkin kullandıkları da yazıda yer alıyor ve şunu diyor:

Reklamcılıktan ayrı olarak, propagandada bulunan negatif mesajın gücü de sonuna kadar kullanıldı. Böylece ortada tarafsız olduğunu iddia eden ve sürekli negatif mesajlar veren veri akışı ortaya çıktı. Savaş zamanlarında bunun adı, psikolojik harptir. Fakat demokratların yoğun olarak tercih ettikleri asimetrik savaş stratejisi ile birlikte kullanıldığında aslında sosyal medyanın artık duvarda asılı silah olduğundan hiçbir şüphemiz kalmamıştı. Kitle psikolojisine hakim olmanın yolu sanıldığının aksine, 'plan, proje' değil çatışmanın, yani toplumun dinamiğinin bazen de düpedüz öfkesinin amaç yönünde düzenlenebilmesidir. Reklamcılar 'aşk her şeyden üstündür' diye sağda solda atıp tutarlar ama tarihte hiçbir olay sevgi ile yön değiştirmemiştir. Propagandacılar bunu bilirler. Fakat Trump öfkenin ta kendisi olarak, yönlendirici değil de propagandanın kendisi oldu. Dedik ya; Trump, show’un ta kendisi idi..."

Baba-oğul aralarında bu konuyu ne kadar konuştular bilemem...

Ama kendisi de zaman zaman o kesimlerce, hem sağlık hem de siyaset üzerinden sosyal linçe maruz kalan, üstad Nazım Beratlı da ülkemizde son günlerde hayli göze çarpan, daha doğrusu gözümüze sokulan siyasi amaçlı linç kültünün aslında Hillary Clinton’dan ve ABD’li Demokratlardan ithal edildiği görüşünde...

“Amerikan Demokratlarla haşır neşir olanlar bu işleri iyi bilir” diye de manidar bir göndermeden geri kalmıyor...

Peki neymiş efendim bu Hillary taktiği...

Nazım Beratlı'nın anlatımıyla:
 
"Toplumsal bir sorundur... Amerikan demokratların dünyaya saldıkları bir liberal anlayış var ortada... Bir taktik Toplum Mühendisliği olarak kullanılıyor... Usul şudur..15-20 kişi bir yere toplayacaksınız... Bunları, organize bir şekilde istemediğiniz birisine öyle aşağılık saldırtacaksınız ki, başka insanlar da o görüşü tekrarlamaktan korkup sinecekler... Bu Hillary Clinton'un yönetmidir... Bu yöntem bizde de uygulanıyor. En yakın Amerikan Demokratlarına kim yakınsa onun adamlarına bakın! Ne demek istediğimi anlayan anlasın! Bütün rezilliği yapan 15-20 kişidir."
  
Organize linç ile "kutsallaştırılmış siyasiye” yönelik her eleştiriyi berhava etme taktiğinin  ABD’li Yazar Jonah Goldberg’in Liberal Faşizm adlı kitabında yer aldığını da ekliyor Dr. Nazım Beratlı...
  
2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın ardından, hem ülkenin hem de DAÜ'nün sevilen, muteber isimlerinden sol görüşlü Akademisyen Ulaş Gökçe'nin başına gelenler malumunuz...

5 Temmuz günü “Kral Çıplak” dediği için, kendisi ile ilgili facebook'tan doğrudan yüzüne baka baka edilen birkaç hakareti üşenmedim derledim:

"Abuk subuk adam..."

"Boş konuşma"

"Akıncı'nın ayakbağı bile olamazsın!"

"Okudun ama cahil kaldın!"

"Kimsin be masgara!"

"Kimsin be soytarı!"

Kutsal kalmayı ebedi zannedenlerin, 5 yıllık gerçeği ortadan kaldırmak için memleketi getirdiği hal ortada...

Ya ben!

Ya da ben!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.