Seçmen cezalandırmayı seviyor...

loading
1 Aralık, Salı
£

10.46

9.39

$

7.85

KUTAY'IN NOTLARI

Levent KUTAY
levent.kutay@kibrispostasi.com
Levent KUTAY
A- A A+

Seçmen cezalandırmayı seviyor...

Kıbrıslı Türklerin, protest ve eleştirel ruh hali malum...

Yıllara dayalı siyasi, ekonomik ve sosyolojik süreçler içerisine entegre edilmiş sosyal medya unsuruyla zaman zaman tepkisel, bazen devrimci, ailevi ya da nostaljik görsellerle ilgili olarak da son derece duygusal...

Siyasete, siyasetçiye, alınan kararlara burun kıvırıcı bir refleksle yaklaşadursun, cezalandırıcı özelliği de her Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinden açıkca ortada...

2005’te, Talat Cumhurbaşkanı seçilirken, Annan Planı süreciyle yoğrulan geçmişe tepkisel yaklaşımını hatırlatalım...

Seçmen, 2010’da ise Talat ve CTP’ye hayal kırıklığını, ilk turdan fatura etti ve Kıbrıs Müzakereleri’ne mesafesi olsa da Derviş Eroğlu’nu Cumhurbaşkanı  seçti...

Eroğlu’nun güçlü siyasi profili, kitleleri domine edişi ortadayken, UBP içinde yaşanan kırgınlıklar, İrsen Küçük ile derin görüş ayrılığı ve bazı belediye başkanlarının yerel seçimde tasfiye edilmelerinin sonucu çok güçlü girdiği seçim sürecinde geçildi...

Kime?

2005’te ortadan kaybolan, kendisini unutturan, ABD’ye kaçan, Mustafa Akıncı’ya...

Kimlik üzerinden siyaseti çok dillendirmese de, Kıbrıs’ta çözümü sağlayacağını neredeyse taahhüt eden Akıncı’nın görüşlerinden çok, UBP’nin ve CTP’nin tepki oyları ile seçimi kazanmayı başardı...

Şimdi 2020’yi yaşıyoruz...

2017 Crans Montana’da yaşanan hayal kırıklığı federal cephede aşılması zor bir tahribat bıraktı...

Zirveden birkaç saat sonra, yaptığı açıklamalarla Kıbrıs’ta federal çözümün olamayacağı mesajı veren Akıncı, “Bizim neslin son denemesiydi” diyerek, çıkmaza mührünü vurdu.

Akıncı, 2 devletli çözümün sinyalini vermekten geri kalmadı.

Yaşanan hayal kırıklığı sonrası aday olmaması beklenen Akıncı, Eylül’deki New York sehayatleri dışında 1 buçuk yıl hiç bir dış temas yapmadı.

Tepkisel seçmenin, hele de federal çözümü savunan kitlelerin duygusallığını iyi hesap etmiş ki, federal çözümden çok kimlik siyaseti üzerine kampanyasını bina etti.

Bunda da kısmen başarılı oldu...

Eleştirileri, kendi yapmadıklarından daha çok, devlete, sisteme, Türkiye ile ilişkilere, iç siyasete yönlendirdi...

İç siyasi profiller de kendisine yardımcı oldu...

Erhürman’ın adaylığı, Akıncı’nın ilk başlarda çok umurunda olmadığı gibi görülse de, son zamanlarda panik gözlemliyoruz...

Varoluş, kimlik yokolma gibi kavramların iyice propaganda unsuru haline geldiği ülkemizde, Cumhurbaşkanlığı Seçiminin, bir kez daha cezalandırıcı bir seçim olma özelliğine sahip olma potansiyeli çok uzak ihtimal değil... 

Seçmenin, tercihini, adayı cezalandırma amaçlı kullanması yüksek ihtimal...

Seçmen, bir seçmenden çok bir hakim ruhuyla tercihini kullandığını zaten gizlemiyor...

Seçmenin eski seçmen olmadığını, kitlelerin ve siyasi rozetlerin kolay yönlendirilemeyeceğini, anketlerin muteberliğinin de eskisi gibi olmadığını hatırlatmak istedim...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.