Kaynağı kadın ya da erkek zulümün olmadığı günler görelim

Yayın Tarihi: 08/03/18 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Bir anlam yüklenerek isim koyulan bu günlerde yazı yazmak çok doğru gelmez bana.

Ancak bugün yazma ihtiyacı hissettim. Bunda evdeki östrojen oranının günden güne artışının da etkisi var mı bilemiyorum.

Kadınlar günü.

"Nedir babam?" dedim kızım Doğaya, "Sence bu günün anlamı ne?".

"Baba aslında her günden bir farkı olmamalı" dedi. "Amaç farkındalığı artırmak. Ama bir gün bile olsa bir nebze farkındalık yaratabilmek anlamlı"

Ve işte yazıyorum.

Kadın statüsünün günden güne değiştiği ortada. Tüm dünyada ve bizim toplumumuzda da kadın özellikler 20. Yüzyılın başından beri toplumsal iş bölümü olarak etkinliğini farklılaştırdı.

Toplumsal hayatta daha etkin olmaya başladı. Etkin oldukça da verilmiş olan, yani toplumun kadına biçtiği rol bu kabuğa sığmaz oldu.

Özellikle 100 yıldan fazladır kadınlar toplumsal statülerini genişletmek için mücadele ediyor.

Tabi kolay bir süreç değil. Binlerce yıllık bir gelenekler silsilesi den bahsediyoruz.

Din, dil, ırk, coğrafya fark etmeksizin bu mücadele devam ediyor. Yani bu evrensel bir durum.

Bazı toplumlarda Ne farklı?

Geçen süreçte alınan mesafe farklı. Günümüzde kimi toplumlarda kadın, toplumsal anlamda etkinliğini daha fazla artırmış. Ama hâlâ toplumsal cinsiyet eşitliği söz konusu değil. Hâlâ mücadele devam ediyor. Bu konuda en ileri toplumlarda bile bugün bizim kadınlarımızın arzu ettiği toplumsal eşitliği sağlamada tartışmalar sürüyor.

Özellikle buraya vurgu yapmak isterim. Çünkü bazen kadın hakları savunucusu dostların sanki tüm dünya işi çözmüş bir burada sıkıntı kalmış durumları gözlemlenebiliyor. Mücadele devam ediyor. Edecek de.

Bir de bu konuda erkekleri suçlama refleksi, erkek nefreti, "Siz erkekler zaten" diye başlayan cümleler var. Koskoca profesör bir bakıyorsunuz ki ağzından köpükler çıkar çıka saldırıyor.

Sevgili kadınlar "Nefret söylemi ve şiddet" değil mi zaten en ciddi sıkıntı. Ayni tavırlarla çözüm aramak ne kadar doğru?

Erkeğin saldırısını erkeğe saldırarak çözmeye çalışmak ne kadar doğru.

Dün bana eşimin tepkisi gibi. Bir paylaşımda 8 Martta söz kadınların dediğimdeki refleks "8 mart emekçi kadının günü bir mücadeleyi anlatan bir gün. Bu gün bitmeyen eşitlik mücadelemizin günü. Siz patriarki bireylerin susup bizim konuşma günümüz değil …"

Geçen hafta başka bir paylaşımda "Annenin bireyi yetiştirmedeki temel rolünü" vurguladım.

Anne ilk sosyalleşme aracıdır. Toplum toplumsal genetiği anne aracılığı ile aktarmaya başlar. Özellikle 0-6 yaş grubunda ki kişiliği temellerinin atıldığı yaşlardır. Annenin önemini vurgulayacak oldum. Aslında amaç kadın haklarını ileriye götürmek kadın etkisi ile daha temel olura getirecektim ki. Ne mümkün.

Baba da baba, erkek de erkek diye bombardıman altında kaldım. Yani süreçten erkeği soyutlama amacında da değildim öyle de yapmadım. Yaptığım vurgu başka. " Bireyin yetişmesinde annenin, kadının önemli rolü"nden bahsediyorum.

Kadınlar bu duruma sahip çıksa. Eğitilse ve kendi çocukları üzerindeki etkileri kullanılsa bile sorunun çözümünde ivme olur diyorum. Ezilen kadınların ezik yetişmesinde büyük ölçüde etkili kadın. Ezen erkekse, erkeği yetişmesinde büyük ölçüde etkili yine kadın.

Toplumsal gelişimde Kadın çalışmaları ve kadın projeleri oldukça önemlidir. Eğer medeni, çağdaş bir toplum arzu ediyorsak bu konuda mesafe kat etmiş toplumlarda olduğu gibi kadının her türlü seviyesini yükseltmemiz gerekir. Kadını her türlü üretim sürecine en az erkekler kadar katmamız gerekir. Dünyanın yarısı kadın, toplumumuzun yarısı da kadın. Yarım bir toplum dünyadaki yarışta olamaz. Kaybetmeye mahkûmdur.

Basit aritmetik.

Kaynağı Kadın ya da erkek zulümün olmadığı günler dileğiyle…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.