Biz golü 90'dan yedik

loading
10 Temmuz, Cuma
£

8.67

7.76

$

6.87

BAK ŞİMDİ

İrfan BATU
irfan_batu@hotmail.com
İrfan BATU
A- A A+

Biz golü 90’dan yedik

Ne Kıbrıs sorunundan bahsetmek gelir içimden ne de İHA’lardan SİHA’lardan...

Ne İngiltere’deki seçim sonuçlarını değerlendireceğim, ne de 2020 bütçesinin açığından...

Ne Nicos’un hamasetinden, ne de Akıncı’nın federal birleşmeye yönelik platonik aşkından...

Sağ gösterip sol vurmak da değil niyetim...

Ne yağan yağmurlardan delinen asfalttan, ne de delinen asfalttan kırılan gondradan....

Bereketi felakete çevirme yeteneği kadardır, ülkemdeki avcılık atıcılık...

Bir taraftan temizleyip, bir taraftan talan eden bir zihniyet tanıdınız mı siz hiç?

Ya da gelecek nesillere anlamlar yükleyip, onları sadece slogan olarak kullananları...

Kaliteli bir nesil yetiştirmenin, paha biçilmez değerini, aylık ödenen okul taksitlerinin miktarı ile belirleyen bir yapının, bilimselliğinden ve gerçekliğinden bahsetmek mümkün mü?

İki kızım var...

Onların gözünde gördüm gerçekliği ben de, çoğu baba gibi...

Daha da dert olur ülkede yaşanan onca çarpıklık, onca eksiklik...

İnsanın çocuğu olunca, daha iyi bir eğitim, daha kaliteli bir yaşam ya da daha yaşanabilir bir ülke yaratmaktan daha büyük bir gailesi olmaz diye düşünüyorum...

Müfredat dahilindeki eğitimleri haricinde, sosyal bir birey olarak yetişebilmelerine katkı sağlayacak çok fazla alternatif sahibi değiliz maalesef...

Hafta sonlarına sıkıştırılmış “kaliteli vakit geçirme” olanağını en iyi şekilde değerlendirme telaşı içindeyken, geçtiğimiz hafta sonu kızlarımla ilk kez bir futbol karşılaşmasını izlemeye karar verdik...

Çok holiganımsı olmasa da bir Beşiktaş taraftarıyımdır...

Doğup büyüdüğüm ve orda kalmasam da, “Nerelisin? ” sorusuna hep o yerin adını verdiğim Pergama’da, ekonomik, siyasi, her ne nedendendir bilemiyorum ama bir spor kulübünün olmayışından dolayı, hem renklerinden hem de simgesinden, Yenicami kulübüne sempatim vardır.

“Kaliteli zaman geçirmek” müfredat dışı sosyalleşme ve özellikle de çocuklarımız için çağımızın en büyük sağlık tehdidi akıllı telefonlardan uzak tutmak bahanesiyle, kızlarımla Kaymaklı- Yenicami maçına gitmeye karar verdik...

İlk kez bir futbol karşılaşmasını stattan izleyeceklerinin sevinci ve merakıyla, havanın soğuk olmasına, yağan yağmura aldırmadan, Kaymaklı sahasına gittik...

Hani hep ambargo kelimesine sığınıyoruz ya...

Ya da kendi ayaklarımızın üzerinde durma sevdasından...

Bu düşüncelerin o kadar da samimi olmadığını anlarsınız... Hem de 90 dakikada...

Yenicami taraftarlarının bulunduğu tribünlere gittik, oturacak temiz bir tane koltuk maalesef yoktu...

Mecburen basın tribünlerinde bulunan plastik sandalyelere oturduk...

Maçın başlama düdüğüyle birlikte, kızlarımın bir sonraki maça gitme arzularını oluşturma süreci de başlamış oldu...

İlk dakikadan yediğimiz “oturacak temiz bir koltuk olmaması” golünü unutturmak için, iki paket fıstık ve basın tribününde oturacak 2 plastik sandalyeyle geçiştirme gayretim, biraz olsun moralleri düzeltti...

İlerleyen dakikalarda, kızların tuvalet ihtiyacı, penaltı vuruşu kadar önemliydi...

Basın tribünlerinin altındaki, basın açıklamalarının yapıldığı salonun tuvaletlerinin daha uygun olacağı düşüncesiyle oraya indik...

Sonuç; kendi kalemize 90’dan gol...

Tek kelimeyle rezaletti...

Bırakın, tuvaletlerin içler acısı halini, kokudan yanına bile yaklaşılacak gibi değildi...

Sahayı terk etmekten başka yapılacak bir şey yoktu...

Sonucu bol gollü bitse de Kaymaklı-Yenicami maçının, sempati duyduğum takım tabiri caizse hezimete uğrasa da, önemli olan kızlarımın ilk futbol karşılaşmasını staddan izleme deneyimi, başarısızlıkla sonuçlanmış, büyük bir yenilgiyle son bulmuştu...

Şimdi, spor dostluk ve kardeşlik olduğu kadar, sporu özendirmek ve sporu sevdirmek de spor kulüplerinin en birinci başarı hedefi olmalı...

Olmadı Kaymaklı...

Keşke devre arasındaki 15 dakikalık sürede, seyircileri eğlendirmek için stada getirilen canlı müzik için para harcayacağınıza, oturacak koltukların, en temel ihtiyaç olan tuvaletlerin temizlenmesi için harcasaydınız...

O zaman stadlara gelen seyirciyi harcamamış olacaksınız...

Yazımı, ülkedeki gerçekliğe, gençliğe ve geleceğe olan önemi ve değeri özetlemesi için şu anekdotla bitirmek istiyorum...

Sabah, hayalleri sekteye uğrayan genç bir kızın kursağında kalan başarısı için “üzülme kızım” diyeceksiniz, ama akşamına bu konudan hiç bahsetmeyecek, eğitimin barışa giden yol olduğu yazılı, konuşma metninin satırlarını okumakla yetineceksiniz...

Mesele konuşmak değil, istemek de değil, mesele inanarak eyleme geçmektir...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.