Ama...

Yayın Tarihi: 25/03/21 11:56
okuma süresi: 3 dak.
A- A A+

Girdiği cümleyi olumsuza çevirmekle ünlenmiş, özellikle evlilik ve aile terapistlerinin geçimsiz çiftlere, “kullanılması sakıncalı” iletişimi sekteye uğratan ve kullanılmaması yönünde tavsiye edilen bir kelime; AMA!

Düşünsenize, “Seni seviyorum” kelimelerini eklediğiniz ve ardından ama ile bağladığınız cümle, sevgi eylemini şartlı hale getirdiği için, kuracağınız cümleyi de sizi de samimiyetten uzaklaştıracaktır.

Şarta bağlanmış bir sevgi de samimi olmayacağı gibi, kalıcı olmaktan da çıkacaktır haliyle...

Bunu ikili ilişkilerden çıkarıp da siyasete adapte ettiğiniz zaman, yine aynı samimiyetsizlikle karşılaşacaksınız.

1983’de kurulan KKTC’ye inanan, aynı zamanda Türkiye’nin KKTC için hem siyaseten hem de ekonomik açıdan, ne kadar çok önemli olduğunu da bilen biriyim.

Kıbrıs Türk Toplum Lideri, merhum Dr. Fazıl Küçük’ün, “Kıbrıs meselesi Türkiyesiz halledilemez” sözüne yürekten inanan da birisiyim aynı zamanda...

“Benim ikinci vatanım” sıfatını koymadan, İzmir sevdalısıyım diyebilirim mesela...

Ankara ile Lefkoşa’nın, özellikle dış siyasette birlikte hareket etme gereksiniminin, hem siyaseten hem de aynı dil, aynı ırk ve tarihsel bağların gereği olarak, önemli olduğuna inananlardanım...

Özellikle, Doğu Akdeniz’deki son dönem gelişmeleri de ele alarak değerlendirildiğinde, Türkiye dış siyaseti ile paralel ilerlemenin, atılacak adımların birlikte değerlendirilerek, ortak bir politika ekseninde adım atılmasının, ittifak içindeki ülkeler arasındaki bir gereklilikten öte, bir vefa gereği olduğunu da düşünenlerdenim.

Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ve sonucunu bu eksen üzerinden değerlendirsem de, cümleye ama yerleştirmeden de kendimi alamam doğrusu...

Bir ülkenin dinamikleri, kültürel karakter ve demokratik teamülleri, “ama”lı cümlelerle ifade edildi mi, orda samimiyet olmaz bana göre. Demokrasi var ama... Devletiz ama...

Girdiği ortamı olumsuza çeviren 3 harflik kelimenin bende yarattığı olumsuzlukla birlikte samimiyetsizliği, son dönemlerde daha da sık telafuz edilen bir kelimenin daha, bana aynı hissiyatı verdiğini de yazımın sonuna eklemem gerekir diye düşünüyorum. O zaman ne dediğim daha net anlaşılacak sanırım.

Özellikle KKTC maliyesinin ve cari açıklarının, yatırım ve proje eksikliklerinin tamamlanması ile ilgili konuları içeren açıklamalarda, siyasi partilerin iç yapılanmaları veya hükümet oluşumları için girilen “demokratik” yarışlarda, sıkça kullanılan, ancak gerçek manasından, özünden, samimiyetten gün gün uzaklaşıldığını hissettiğim, “Anavatan” söylemi bana bile “Ama” dedirtmeye başlamışsa, gelinen noktayı iki kez değil, defalarca düşünmek gerektiğine inanıyorum...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer İrfan BATU yazıları