Ya bu işi yapacaksınız, ya da...

Yayın Tarihi: 26/01/21 09:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Evet, biraz daha açayım başlığı...

Ya bu işi yapacaksınız, ya da istifa edip, siyasetin tozlu raflarında kaybolup, gideceksiniz...

Ya yöneteceksiniz, liderlik yapacaksınız...

Ya da gereğini yapacaksınız...

UBP’nin hükümette kalabilmek için, DP’nin hükümete girebilmek, YDP’nin de, hükümet ortağı olabilmek için yaptığı çabayı, herkes çok iyi anımsıyordur...

"Bu kadar çaba, ne içindi?" diye sorma durumunda kalıyor insan...

Oturduğunuz koltukların, ağlama duvarı olmadığını...

O koltuklara, ülkeyi yönetmek için talip olduğunuzu, unutuyorsunuz sanırım...

"Para yok"...

Böyle bir bahaneye sarılamazsınız...

O koltuklara talip olurken, para olmadığını, Pandemi döneminde olunduğunu, bilmiyormuydunuz?

Ama o koltuklara oturmak için canınızı yediniz...

O zaman şimdi de gereğini yapacaksınız...

Özel sektör için para da bulacaksınız...

Sağlığımızı da koruyacaksınız...

Aşılamayı da hızlıca bitireceksiniz...

Bana ne...

Bize ne para yoksa...

Tekrar edeyim, ülkeyi yönetmek için o koltuklarda oturuyorsunuz...

Bahane bulmak için değil...

Para yok cevabını "kabul etmiyorum"...

Haa...

Eğer bulamayacaksanız...

Hem sağlığı, hem de ekonomiyi, yönetemeyecekseniz...

Bir ihtimal daha var...

Onun da ne olduğunu siz de biliyorsunuz...

Tüm sektörler, içinden çıkılmaz ekonomik sorunlar ile uğraşıyor...

Evine, ailesine, para götüremeyen...

Gün çalışıp, gün geçinen küçümsenemeyecek bir kesim var...

Yönetim zaafiyetiniz...

Korkaklığınız yüzünden...

Ekonomi yanında, sağlık da, bitme noktasında...

Ya çıkıp diyeceksiniz ki...

"Bizim 100 kişilik Acil  Durum Hastanemiz var"...

"Entübe hastamız da çok az, bundan dolayı da, korkmaya gerek yok ama temkinli olmaya, dikkatli olmaya devam edeceğiz" diyeceksiniz...

İnsanları korkuya sevk etmeyeceksiniz...

Ya da sevgili halkım...

"Biz bu sağlık ve ekonomiyi beraber halledemiyoruz"...

"Kapanacağız ve sizin tüm giderlerinizi ve zararlarınızı ben "devlet baba" olarak üstleneceğim" diyeceksiniz...

Kapalı kapılar ardında, "paramız yok, sizi kapayamayız" deyip...

Sonra da topluma çıkıp, "sokağa çıkmayın, kalabalık ortamalara gitmeyin" diyerek...

Esnafı mahvetmeyeceksiniz...

Bu nasıl yönetim anlayışı?

Bu nasıl bir çelişki?

Daha ne deyim bilemiyorum?

Eyyyy hükümet...

Hükmetmesi gerekenler...

Çık ve çağır, tüm özel doktorları senin sevk ve emrine...

Çık ve de ki, "ikinci bir emre kadar, tüm özeldeki doktorlar, Sağlık Bakanlığı altında çalışacaktır"...

Çık ve de ki “ Cumhurbaşkanından başlayarak, en üsten başlayarak, yukarıdan aşağı, maaşlardan kesinti yapıyorum"...

Çık ve de ki "3 ay boyunca devletin tüm alacakları, faizsiz ertelendi"...

Çık ve de ki, "tüm bankaların 3 ay boyunca kredi ve mevduat faizlerini dondurdum"...

Çık ve de ki “ 1 yıllığına servet vergisi alıyorum”, belli mevduat, belli gayrimenkuller üzerinden vergi al...

Çık ve de ki “ özel sektöre %2’den, 1 yıl ödemesiz, 10 yıllık kredi veriyorum” aradaki farkı da, borç alanların KDV oranlarına yansıtarak geri al...

Çık ve bişey yap sevgili hükümetim...

Sevgili devletim...

Çık ve bişey yap, yap ki bu insanlar, bu toplum, bizim başımızda bir büyük "şemsiye", bir büyük koruyucu olduğunu anlasın...

Kendini güvende hissetsin...

Devletine aidiyet duysun...

Ama siz "suya sabuna dokunmadan" iş yapmaya çalışıyorsunuz...

Artık gerçekten yeter...

Dayanacak gücü kalmadı kimsenin...

Sayın Ersan Saner, farklı olduğunuza, samimi olduğunuza, UBP için de, ülke için de, bir şans olduğunuza inanıyorum...

Sayın Fikri Ataoğlu, DP’yi tekrardan ayağa kaldırmak için bir şansınız var, cesur olun, yapılmamışı yapın, gerçek bir lider gibi davranın...

Sayın Erhan Arıklı, YDP’nin bir kitle partisi olduğunu, sadece etnik köken üzerinden siyaset yapamayan bir parti olduğunu ispat edin, toplumun tümünü kucaklayıcı davranışlarda bulunun...

Yoksa, bahane bulacaksanız?

Zamanımızı da, sağlığımızı da, ekonomimizi de daha fazla zorlamadan...

İstifa edin...

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Serhan AKTUNÇ yazıları