Turizmde iyi bir algı yönetimi uygulanması şart

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

Prof. Dr. Hasan KILIÇ
hasan.kilic@kibrispostasi.com
Prof. Dr. Hasan KILIÇ
A- A A+

Turizmde iyi bir algı yönetimi uygulanması şart

Turizmde başarının sırrı iyi bir algı yönetimine dayanır. Olumsuz bir durum olsa bile iyi bir algı yönetimiyle durumu olumluya çevirebilirsiniz. Bunu geçmişte birçok ülke yapmıştır, Örneğin Mısır, Fransa, Türkiye, şimdilerde Sri Lanka. Bence Turizm ve Çevre bakanımızın bu zorlu görevindeki en büyük sorumluluğu turist getirmek için çalışmalar yapmanın ötesinde ülkemizin turizm algısını yönetmesi olacaktır. Peki ne yapılmalıdır.

Birazda ironi yaparak anlatmaya çalışacağım. Hedef pazarlardaki algımızı (örneğin Türkiye'de)değiştirmeye öncelik verilmesinin yanında halka turizmin ne olduğu anlatılmalıdır. Bir ülkede turizm yapılması bir hedefse o ülkenin vatandaşlarının üstleneceği görevler ve sorumluluklar vardır. Halkımızın turizmi tam olarak algılayıp sahiplenmediğini düşünüyorum.

Burada özellikle sosyal medyada, basında yer alan olumsuz haberlerin önemli bir rol oynadığını söyleyebiliriz. İşlenen suç ya da kriminal olayın bir şekilde medyada geniş yer tutması ve özellikle yabancıların dahil olması halinde bu olumsuz algı daha da büyümektedir. Aslında sorun bu haberlerin duyurulması değildir sorun sonrasındaki süreçlerin iyi yönetilememesidir. Bu algıyı iyi yönetememenin sonucu turizmin değersizleştirilmesi, itibarsızlaştırılması, dolayısıyla halkın turizmden soğutulmasıdır.

Güvenliğin, huzurun önemli olduğunu sadece turistlerin değil hiç kimsenin para ödeyerek rahatsız olacağı bir ülkeye gitmeyeceğini herkesin bilmesi gerekmektedir. Bu ülkedeki en önemli gelir kaynağımızın turizm olduğu çeşitli enstrümanlar kullanılarak anlatılmalıdır. Halkın turizmden para kazanabileceğini anlaması sağlanmalıdır... Gençlerimizin en azından %25'inin turizm ile ilgilenmesi, turizm eğitimi (profesyonel) almalarının gerektiği vurgulanmalıdır.

Bu olmadığı takdirde açılan her turistik tesiste çalışanların dışarıdan geleceğini ve kendi çocuklarının işsiz kalacağını ailelerin anlamaları sağlanmalıdır. Turizmle çevrenin ilişkisi açıklanmalıdır. Açıklanmalıdır ki, turizmin temiz ve düzenli bir çevreyle gelişebileceğini bu vatanın her köşesinde yaşayanlar iyi anlayabilmelidir. İnşaat sektörünün önemli olduğunu ama bu betonlaşma, plansızlık ve çarpık yapılaşma ile kaybedilen kentlerimizin, doğamızın geri gelemeyeceğini turistin de bu betonlaşan ülkemize gelmeyi tercih etmeyeceğini birileri anlamalıdır.

Sahillerimizin neredeyse kişilere özel plaj haline geldiğini, evlerin denizin içine yapıldığını, çöp, plastik yığınlarının her tarafa yayıldığını ve bu durumun kabul edilebilir bir tarafı olmadığını bu felaketin turistlerin gözünden kaçmayacağını ve geri gittiklerinde eşlerine dostlarına anlatacağını ve artık kimsenin de cazibesini bu şekilde yitirmiş bir adaya gelmek istemeyeceğini, turizm sektörünün de bundan etkilenebileceği söylenmelidir.

Oyulan Beşparmak dağının yok olmasının turizme olan etkisi anlatılmalıdır. Yok ederek tükendiğimizi ve turizmimizin bu dağlara ihtiyacı olduğunu, gelen turistin sadece görsel anlamda değil yürüyüş turları dağcılık gibi aktiviteleri de istediğinin bilinmesi sağlanmalıdır. Turizm amaçlı yapılan tesisler nedeniyle inanılmaz bir ekonomik aktivite yaratıldığını, ithalat ihracat arasındaki farkın ancak turizmden elde ettiğimiz gelirle azaltılabildiğini, ulaşılan büyüklük nedeniyle kitle turizminden vazgeçemeyeceğimizi bu otellerinde ancak charter uçuşlarla doldurulabileceğini ve bununda teşvik verilmeden kısa dönemde gerçekleşmeyeceğini birilerinin anlaması için uğraşılması gerekmektedir.

Bu anlatılırken turizmin halka yayılması ( esnafın, rehberin, lokanta sahibinin para kazanması ), ve yılın 12 ayı turizm yapılması için çalışmalar başlatıldığı duyurulmalıdır.

Bu esnada kongre turizminden, agro turizmden, eko turizmden, permakültür'den, özel ilgiden bahsedilmelidir. Turizmin kültürler arası etkileşim demek olduğu, yerel kültürümüzü korumamız gerektiği vurgulanmalıdır. Özellikle Türkiye'nin hedef pazar olarak önemli bir ülke olduğu yine vatandaşa anlatılması gerekmektedir.

Ancak hem halkımıza hemde Türk vatandaşına bu ülkede otellerimizin ve gazinolarımızın önemli bir ekonomik değer yarattığını ama bunun dışında da turistik ürünlerimizin olduğu örneğin deniz, kum ve güneşimizin yanında bu küçük adanın on bin yıllık bir tarihi geçmişi olduğunu, Salamis harabeleri , surlariçi gibi tarihsel bir dokusu olduğu, medeniyetlerin buluştuğu, inanç dünyasının çok önemli bir ayağının burada olduğu, Osmanlı kültür ve geleneklerinin etkisinin hala hissedildiği geniş bir şekilde anlatılmalıdır. Anıt zeytin ağaçları, şeftali kebabı, hellim, bulla tanıtılmalı, gatmeri, sütlü böreği tatmaları için adamıza gelmeleri sağlanmalıdır.

Özetle, bizimle ilgili oluşan olumsuz havayı ancak iyi bir algı yönetimiyle aşabiliriz. Bu algıyı nasıl yöneteceğiz sorusunun yanıtını ise gelecek hafta dijital dünyadaki örnekleri kullanarak vermeye çalışacağım. Güzel bir Pazar geçirmenizi diliyorum.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.