Molehiya ile markalaşma olur mu?

loading
16 Temmuz, Perşembe
£

8.64

7.83

$

6.86

Prof. Dr. Hasan KILIÇ
hasan.kilic@kibrispostasi.com
Prof. Dr. Hasan KILIÇ
A- A A+

Molehiya ile markalaşma olur mu?

Turizm destinasyonlarının  en önemli amaçlarından biri de  sert ve yoğun rekabet ortamında hedefledikleri   misafir kitlelerine farklı ve geniş ürünler sunmaktır.

Ülkeler sahip oldukları kaynaklara bakarak bu ürünlere karar verirler.

Bu ürünler arasında özellikle kültürel ve geleneksel değerler önem arz eder.

Ürünler çekici duruma geldiğinde ise turistlerin tercihlerini  oldukça etkilemektedir.

Geleneksel ürünlerin başında ise o ülkenin mutfağı gelir.

Bazı ülkeler  mutfaklarını kullanarak doğru bir konumlandırma yaparak, çekici bir imajla  kendi destinasyonlarını bir marka haline getirmeyi başarmışlardır.

***

Marka nedir diye soralım.  Bir simge mi? Bir slogan mı? İmaj mı? Aklımıza gelen  bir çağrışım mı ?

Önecelikle kökeninin İtalyanca ‘MARCA’ kelimesinden geldiğini belirtelim.

Markanın farklı kaynaklarca farklı tanımları var.

Aslında tanımından çok özelliklerine bakmak lazım.

En önemli özelliği ise bir işletmenin  ürününü  rakiplerinin ürününden farklılaştırmasıdır.

Bir anlamda işletmelerin yanında ülke, şehir yada bölgeler için markalaşma rekabet etmede büyük bir avantaj sağlayan çok önemli bir silahtır.

Örneğin;

 Las Vegas gibi eğlenceyi,

Macau gibi kumarı,

Yunanistan gibi tarih ve mitolojiyi,

Dubai gibi lüksü,

Venedik gibi romantizmi,

Paris gibi aşkı,

Hindistan gibi ruhsal tatmini,

Hawai gibi Bahamalar gibi uçsuz bucaksız sahillerin algımızda yer etmesi, bu destinasyonları yönetenlerin markalaşarak farkındalık yaratma çabalarının bir sonucudur.

Markalaşmaya  duyulan ihtiyacın nedeni  aslında farklılık yaratacak  özgün bir kimlik yaratma  beklentisi içinde olunmasından kaynaklanmaktadır.

***

Bir turistin bir ülkeye neden geldiğini yada neden X otelinde  değilde Y otelinde kalmayı tercih ettiğini anlamak kolay değildir. Herkesin nedeni farklıdır..

Destinasyonlar bu kimlik yaratma sürecinde gastronomik unsurları, mutfaklarını kullanmaya gittikce artan bir hızla kullanmaya çalışmaktadırlar.

Gastronomi turizmi ile belirli bir imaja yönelik algı yaratılabilir mi diye bir soru sorulsa ne yanıt veririz.

Örneğin İspanya denilince aklımıza Paella gelir yada Belçika denilince çikolata ve bira.

 Fransanın adını duyunca fransız yemekleri veya şarabı.

 İtalyayı konuştuğumuzda aklmıza hamur işi yemekleri, pasta ve pizzaları gelir.

Portekizin şaraplarını unutmamak lazım.

Türkiyede’de durum budur. Hatay denilince yöresel Hatay mutfağı diye düşünmeden geçemeyiz. Urfa yada adana kebabı başka bir örnekdir. Edirne deyince  Ciğeri, Kars deyince  ördeği , eminim bir çoğumuzun aklına gelmektedir.

Markalaşmak bazen restoran örnekleriyle olur. Gaziantep’deki İmam Çağdaş gibi. Bazen destınasyonlarla olur. Hatay ya da Gaziantep gibi.

Markalaşmak böyle bir şeydir. Farklılıklarınızı  ortaya koymak gerekir. Geleneksel mutfak bunu size sağlar. Neden , çünkü size özgüdür.

***

Kıbrıs denilince aklımıza ne gelir?

Bizim ülkemizde geleneksel anlamda hizmet sunan kaç tane doğru dürüst restoranımız vardır.

Bir elin parmak sayısından fazla değildir.

 Benim en çok beğendiğim ve misafirlerimide götürmeye çalıştığım Lefkoşa’daki Selimiye Camii’nin arka kısmında yer alan Müze Dostları bunlardan biri. Menülerinde harika bir Kıbrıs mutfağı var. Ama ne yazık ki sadece öğlenleri hizmet  veriyor. 

Kormacit’deki  (Koruçam )Maria’nın yeri. Muhteşem bir fırın kebabı.  Kilitkaya’da bulunan Garavolli Restoran ( Fırın kebabı,hamur işleri, garavollisi )  ve sevgili dostum Zekai Altan’ın Kumyalı’da ki el işi yemekleri, özgün mutfağı ile Nitovikla restoranı. Tabii full kebabı içinde  Niyazi’s Restoranı unutmamak lazım. Bazılarımızın aklına meyhanelerimiz ve mezelerimiz gelebilir. Her meyhanede ayni şeyleri aynı şekilde hazırlanmış yerseniz farkı nasıl ortaya koyacaksınız.Bu sayıyı belki bir isim daha katarak artırabiliriz. Eminim  daha çok iyi restoranlarımız vardır. Ama onları göremiyoruz.

Eskilerin deyimiyle gelelim esas meseleye.

Kafamda yanıtlanmayı bekleyen bir çok soru var.Mutfak olarak farklı ve harika bir mutfağımız var.

Hamur işlerimiz, sebze yemeklerimiz, tatlılarımız, macunlarımız, hellimimiz, şeftali kebabımız.

Şu soruyu sormak gerek; bütün bu gastronomik unsurlar dediğimiz mutfağımızın bize özgü bu ürünlerini istediğimiz zaman istediğimiz yerde yiyebilirmiyiz?

Evlerimizin dışında biraz zor. 

Populer kültürün ve küreselleşmenin baskısı altında kalan bu mutfağımızı yok olmaktan nasıl kurtaracağız.

Sadece arada bir Kıbrıs geceleri düzenleyerek bu mutfağı tanıtacağımız düşünmek saflıktan öteye giden bir anlayış değildir.

Bunu bütün bir menüye yaymak ve devamlı üretmek gerekmektedir. Peki, bu mutfağı dünyaya tanıtmak için neler yapmamız gerektiğini biliyormuyuz?

 Bu konuda bir stratejimiz var mı?

Markalaşmanın yolu özgün olmaktan,  özgünü ortaya çıkarmaktan  geçer.

Bizim mutfağımız özgün bir mutfaktır.

Bu mutfak bize markalaşmanın yolunu açabilir. Gastronomide marka olabiliriz.

Bunun  yolu ise üretmekten, ürettiğini tüketmekten ve tanıtmaktan geçer.

Ama bir kez daha ayni  yazının başında olduğu gibi sorayım.

Molehiya ile markalaşabilirmiyiz?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.