Koronavirüs ile dans edilmez!

loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

Prof. Dr. Hasan KILIÇ
hasan.kilic@kibrispostasi.com
Prof. Dr. Hasan KILIÇ
A- A A+

Koronavirüs ile dans edilmez!

COVID-19’un ya da bilinen adıyla  Koronavirüsünün yerle bir ettiği  ekonomik sektörlerin başında turizm, seyahat ve ulaşım sektörlerinin  geldiğini  söylemek için uzman olmaya gerek yok.  

En iyimser tahmin bile virüsün en erken Haziran ayında kısmi olarak kontrol altına alınabileceğini söylüyor.  

 Şu an için insanlar sağlıkla uğraştığı için bu felaketin sonuçlarını tartışma zamanı   olmadığını düşünebiliriz. 

Oysa küresel olarak doğrudan 50 Milyon insanın işini kaybedeceği  öngörülmektedir.

 Ekonomik zararların  yanında  sosyal  ve politik açıdan da  yeni  durumlarla karşılaşacağımız çok açıkdır.

Bizi  yeni bir dünya mı  bekliyor yoksa mevcut yapı  tüm gücünü ortaya koyarak  statükosunu korumayı başaracak mı ?  Esas savaş burada olacak gibi geliyor.

Bireylerin günlük hayatının eskisi gibi olmayacağı, bakış açılarının değişeceği , yeni yorumlara açık bir döneme gireceğimizi  biliyoruz.

Bir anlamda yeni bir paradigma ile karşı karşıya kalacağız. 

Çünkü bu süreçte daha çok sorgulayacağız .  Neden diye sorup açıklama isteyeceğiz.

Farklı sorular soracağız ve yanıtlar bekleyeceğiz. 

Doğru yanıtlarla karşılaşacağımızı düşünmüyorum. Daha doğrusu bu yanıtları kim verecek ?  Ya da Yanıtların doğru olup olmadığını nasıl anlayacağız.  Belli değil .

Geçmişe bakıp geleceği planlamak da  artık geçerli bir yöntem olmayacak.

 Dolayısıyla  daha farklı düşüneceğiz, hayatımız  daha farklı olacak .

 Daha çok sorgulayan, eleştiren,  farklı bir toplumsal   yönetim anlayışına şahitlik edeceğiz.

Sağlık politikaları çökmüştür . En gelişmiş ülkeler dahi mikroskopla bile görünmeyen bir virüse teslim olmuştur.

Dolayısıyla sağlık  politikalarından başlayarak yönetim,  sosyal, çevre, ekonomik, eğitim, uluslararası ilişkiler  bağlamında   yeni politikalara ihtiyacımız olacak. 

Mevcut politikaların bizi taşıdığı durum ortadayken, yeni politikaları toplumlarına sunamayanlar  kaybedenler olacaktır. 

Günlerdir evlere kapandık ve ne olacağı belli olmayan karanlık , derin sularda gitmeye çalışıyoruz.  

Dalgıçların yaşadığı o garip hissi  eminim hepimiz hissediyoruzdur. Önünüzü görmezsiniz   ama yine de dalmaya devam etmek istersiniz.

Bu süreçte kendi adıma emin olduğum tek şey  geleceğe yönelik belirsizliktir .

Onun ötesinde   bir şey  olduğunu düşünmüyorum.

Aslında zaman stratejik düşünme zamanıdır.

Bu belirsizlik ortamında günlerdir sosyal medyadan, TV’lerden, internet ortamının sunduğu farklı kanallardan gelişmeleri takip etmeye çalışıyorum. 

Farklı kesimlerdeki  insanların duygu ve düşüncelerini,yorumlarını, eleştirilerini sürekli olarak bilgi dağarcığıma aktarmaya çalışıyorum. 

Söylenenlerin ortak noktalarına baktığım zaman, bütün sürecin iyimserlik, karamsarlık, çaresizlik ve şikayetler etrafında döndüğünü söyleyebilirim.

Geçmişi eleştiren bir anlayışın hüküm sürdüğü, devletinden şikayet eden bir grubun yanında, toplumun belirli bir kesiminin özellikle parasal anlamda güçlü zengin kişi ve firmaların  niye bu süreçte ortaya çıkmadıklarını sorguladığını görebiliyorum.  

Devletin çabalarının yetersiz olduğu hissi, karamsarlıkla birleşince isyan noktasına gelindiğini de görüyorum.

Oysa devleti yönetenler, mevcut şartlar içerisinde başarılı bir şekilde süreci  yönetmeye çalışmaktadırlar. Hata yapıyorlar ama kararlı bir şekilde, cesurca  bu pandemiğe karşı  mücadeleden vazgeçmiyor bu küçük devlet.

Hepimizi korumaya çalışıyorlar.

Bize düşen görev onlara destek vermektir .

Ülkemizin şartları belli.

Bu koşullar altında daha fazla ne yapılabilir.

Zaman şikayet  ya da isyan zamanı değil bütünlüğü sağlanmış bir ortak akılla hareket etme zamanıdır.

Bugünün   değerlendirmesini sonra yaparız.

Önemli olan bu süreci kırıp dökmeden  birilerini suçlamadan, niyete bakarak geçirmemizdir.  Sadece sağlığı konuşmamız gereken bir dönemdeyiz.

Geçmişten günümüze kadar olan süreci analiz edeceğimiz dönemler de gelecektir.

 Ekonomik olarak zayıf bir devlet  algısını değiştirmek isteniyorsa  kişileri zengin eden bir yönetim anlayışı artık terk edilmelidir.

 Her kriz durumunda zengini, fakiri devletine koşmaktadır. 

 Kabul etmeliyiz ki devletimiz zengin bir devlet değildir.

Vatandaşı   isyan noktasına  getiren de budur.

Çünkü devleti zengin her şeyi yapabilen bir varlık olarak hayal etmektedir.

Toplamda 5000 civarında olan kamunun dışında  vergi vermesi gereken işletmelerin ortalama her yıl 3000’i zarar gösterip, devlete vergi vermekten kaçarsa , kayıt dışı ekonomi  başını alıp gittiyse ve bu devleti  yönetenler gereğini yapmıyorsa bu hayal hayal olmaya devam edecektir.  

Çünkü mevcut yapı devleti değil işini bilen kişileri zengin  etmektedir.  Bu kişiler de bu ortamda elini kıpırdatmamaktadır. 

Oysa  pandeminin  yarattığı etkiyi azaltmak  için  bütün dünya, özellikle gelişmiş ülkelerde hükümetler   sağlığın yanında ekonomi  için ciddi  bütçeler  ayırmışlardır. 

Amerika Birleşik Devletleri 1.5 trilyon dolar, AB  800 Milyar dolar, Fransa 300 Milyar Dolar, Almanya 600 Milyar dolar, Türkiye 100 Milyar TL.

Birleşik Krallık hükümetinin aldığı karara bakın; kerkes evinde otursun maaşlarınızı ben ödeyeceğim diyor. 

 Bu rakamlar ekonomiyi canlı tutmak  için öngörülen rakamlardır.

 Bizde ise durum tam tersidir.

 Devlette yeterli kaynak  olmadığı için alınacak tedbirlerin başında kamu harcamalarının kısılması gelmektedir.  

Elini taşın altına koyması istenen yine sıradan vatandaştır.

Oysa vatandaş borcunu nasıl ödeyeceğini düşünmektedir.

Bankalar ise krizi fırsata çevirmeye çalışmaktadir

 Bankalar birliğinin aldığı karar ise :  Vatandaşa taksidini ertelerim ama faizini alırım kararıdır.  

Bu ortamda bile sadece ellerini değil tırnaklarının ucunu  dahi taşın altına sokmaktan kaçınmaktadırlar.

Bilinen bir repliktir ‘’ ben kitabı calıştım yuttum ama hoca soruları  dip notlardan sordu.Ya da herkes politika , matematik, ekonomi vs. çalışıp bu konulardan soru beklerken  sınavda sorular sağlıktan daha doğrusu biyolojiden  geldi.

Yani sınıfta kaldık. 

*** Ekonomik tedbirler ve Turizmle ilgili düşüncelerimide bir sonraki yazımda paylaşmaya  çalışacağım..

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.