Hayat bazen de acı...

loading
12 Ağustos, Çarşamba
£

9.49

8.58

$

7.28

A- A A+

Hayat bazen de acı...

Köşenin adı "Hayatın Tadı" ya, önceleri hayatın hep tatlı yanlarını mı yazarım, hiç derde kedere, can sıkan konulara dokunmaz mıyım diye düşünmüştüm. Oysa "tat" bazen tatlı, bazen acı, bazen tuzlu, bazen ekşi değil mi?


Geçen hafta Türkiye'de maalesef hemen hemen hergün bir yenisi gerçekleşen kadın cinayetlerinden birine daha şahit olduk medya aracılığıyla.

Bu konuda söylenecek, yazılacak tonlarca şey var. Konu hem psikolojik, hem sosyolojik, hem politik. Hiç biri konusunda uzman değilim. Hayatta hep kaçındım hakim olmadığım konuda ahkam kesmekten. Nitekim kadın cinayetleri konusunda da ancak hissettiklerimden ve kendimce alabileceğim önlemlerden bahsedebilirim. Gerisi uzmanların, devletin işi.


Ben ne yapabilirim biliyor musunuz? Anne olarak, karşısındaki erkek tarafından eşya olarak görülmeye izin vermeyecek, her yönüyle güçlü bir kız çocuğu, ve yenildiğinde, reddedildiğinde bunu kan davasına çevirmeyecek, hem kendine hem dünyaya saygılı bir erkek çocuğu yetiştirebilirim.


Bu arada biz böyle şeyler yaşamayız, kültürlü ve eğitimliyiz demeyin; profesör eşinden dayak yiyen CEO kadınlar var...

Aile içi şiddet sadece fiziksel değildir. Psikolojik, sözlü şiddet de var ve çok yaygın. Maalesef kanıksadığımız için farkında değiliz belki, halının altına süpürüyoruz ama evet bizde de, bizlerin arasında da var.


Benim bir kız bir de erkek evladım var. Burada erkek çocuk ve kız çocuk yetiştirirken yapılması gerekenler diye bir ayırım yapmayacağım.

Her ikisini de eşit, aynı erdemlere sahip görmek isterim çünkü. Her ikisi de insana, çevreye, hayvanlara, saygı ve şefkat duymalı. Her ikisi de özür dilemeyi, affetmeyi bilmeli. Kendi gibi olmayanı hor görmeyip, aynı fikirde olmayanı dışlamamalı. İstediği olmayınca tehdit ve şiddetle oldurmamalı.

Hata yaptığını kabullenmeli, yenilgiyi bilmeli. Cinsiyet, ırk ve statünün hiç kimseye üstünlük sağlamadığını iyi öğrenmeli. Ailenin hayatta en önemli şey olduğunu hissetmeli, kız çocuğu da erkek çocuğu da. Çaresiz kaldığında sığınacak bir liman yaratmalıyız onlar için, ayağı kaydığında kalkıp devam edecek özgüveni vermeliyiz.

İstenmediği, mutlu olmadığı kimsenin yanında kalmaya muhtaç olmamalı ; bunun için koluna takması şart olan yegane bileziğin eğitim olduğunu mutlaka öğretmeliyiz çocuklarımıza.

Sevilmeli, önemsenmeli, kendini güvende hissetmeli bir çocuk. Çünkü yetişkin psikopatlar, geçmişin yaralı çocuklarıdır çoğu zaman.

Güçlü fidanlar ekersek, verimli ormanların gölgesinde yaşarız.

Yaşananlarla ilgili duygularıma gelince; kelimelere dökmek imkansız. Her seferinde öfke, her seferinde çaresizlik, büyük bir yangın, dalgalar boyu isyan...

Hayat acı bazen. Bir yerinden kanarken, bir yerinden çiçek açan kocaman bir çınar... Bize de acısıyla ve tatlısıyla hayatı kucaklamak ve umutla devam etmek düşüyor.

Gününüz aydın, Pazarınız herşeye rağmen mutlu olsun. Sevgiyle...

Kremalı Sütlaç


Malzemeler:

1 litre süt
Yarım bardak baldo pirinç
1 bardak şeker
1 yemek kaşığı nişasta
1 paket vanilya
200ml krema

Pirinci yıkayıp tencereye üzerini geçecek kadar su koyup pişmeye bırakalım, suyunu çeksin. İyice yumuşayınca süt ve şekeri koyalım, 10 dakika daha pişirelim. Nişastayı çok az suyla ezelim, sütlaça ekleyelim, kremayı da ekleyip az kıvam alınca ateşten alalım.


Vanilyayı ekleyip karıştıralım. Kaplara boşaltıp soğuyunca tarçın, ceviz veya antep fıstığıyla süsleyelim.


Afiyet olsun.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.