Akdeniz'de hayaller ve gerçekler...

loading
16 Temmuz, Perşembe
£

8.61

7.81

$

6.86

DÜŞÜNCE

Muhittin Tolga Özsağlam
ozsaglam@kibrispostasi.com
Muhittin Tolga Özsağlam
A- A A+

Akdeniz’de hayaller ve gerçekler...

Son 15 yıldır Akdeniz’de gerçekliğin ötesine yönelik adımlar atılmaya çalışılıyor. Ancak bu atılmaya çalışılan ve kimi zaman da atılan adımlar bölgedeki  sorunların çözümsüzlüğünü pekiştirip, bir balon gibi sorunları şişirip büyütmekten öteye götürmüyor... Peki bu balon en son şişip şişip patlama noktasına gelir ve patlarsa ne olur? Bu hususa sonra döneceğim...

Yıllarca NABUCCO projesinin hayalini bölge kamuoyunun gündemine getirdiler... Çok yazıldı ve çok haritası çizildi... 2002 yılından 2013 yılına kadar bu masalla uluslararası kamuoyunun büyük bir kesimi uyutuldu... Sonuçta hayal edilen projenin sadece adı kaldı...

NABUCCO projesinin tartışıldığı dönemde, Güney Kıbrıs da Akdeniz havzasındaki ülkelerle Münhasır Ekonomik Bölge belirleme yönünde adımlar attı ve anlaşmalar imzalandı... Mısır ve İsrail ile anlaşmalar onaylanırken, Lübnan parlamentosu ilgili anlaşmayı henüz onaylamadı...

Tüm bunlar olurken sözde bir Arap Baharı rüzgarıyla karşılaştı Akdeniz Havzası... Tunus, Mısır, Libya ve Suriye kargaşa rüzgarıyla karşı karşıya kaldılar... Tunus bunu en hafif atlatanlardan... Mısır’ın durumu malum, darbe ve gerilim... Libya ise olası bir iktidar değişikliğinde iç savaş ve bölünmeyle karşı karşıya kalacak diye akademi dünyasında hatırı sayılı miktarda insan defalarca yazılar yazdı, sempozyumlara katıldılar... Ardından sözde Arap Baharının kıyısındaki Suriye ve bugün Suriye’de yaşananları anlatmaya gerek yok...

2013 yılında İran’ın Bandar Abbas şehrinde katıldığım akademik konferansı anımsıyorum... İsrail’den tutun da , Lübnan, Türkiye, Ukrayna, Rusya ve daha bir çok ülkeden akademisyen bu konferansa katılmışlardı... Hani derler ya biz akademisyenlerin ayakları yere basmaz! O konferansta bugün yaşanabilecekleri irdelemiştik, hayalci, hatalı ve yanlış politikaların sonucunun çatışmayı derinleştireceğini konuşmuştuk... Keşke haklı çıkmasaydık!

Gelelim son döneme... Akdeniz havzasında mevcudiyeti konusunda ve fizibilitesi konusunda soru işaretlerinin bulunduğu hidrokarbon kaynakları üzerine hayalci ve maceracı aynı zamanda gerginlik artırıcı adımlar atılmaya devam ediyor...

Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis, Yunanistan ve İsrail ile birlikte son iki yıldır EastMed projesi üzerine sürekli imza atıyor sürekli zirve organizasyonu yapıyor... Benim hemen aklıma Aralık 2018 ve Mart 2019 ‘da üç ülke liderinin İsrail’de organize ettikleri zirveler geliyor... En sonuncusu da geçtiğimiz hafta Atina’da gerçekleşti... ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da Kudüs’te geçtiğimiz yıl gerçekleşen zirveye katılmıştı ve EastMed projesinin önemine dikkat çekmişti... Avrupa Birliği Komisyonu tarafından 2015 yılından beridir teşvik edilen proje, ABD tarafından da destekleniyor... Projenin meali ise olası hidrokarbon kaynaklarının Avrupa pazarına taşınmasında Türkiye’nin rota dışında tutulması amaçlanıyor... Rusya’nın ise Avrupa’daki doğal gaz üzerindeki arz tekeline meydan okuma... Ancak EastMed projesinin pahalı ve hayalci olduğunu sadece biz değil, Güney Kıbrıs’ta bir çok akil insan da söylüyor... Öyle ki, Türkiye’nin bypass edilmesinin bedeli yaklaşık 1300 km’lik bir boru hattının deniz kısmında yer alması anlamına geliyor... Bu da maliyeti artırıyor!

Türkiye ve Libya arasında imzalanan mutabakat metnine karşı Anastasiadis, İsrailli ve Yunanlı meslektaşlarıyla bir şov yaptı...

Şovun hem ekonomik hem de uluslararası politika anlamında rasyonel bir düzlemde seyrettiğini söylemek mümkün değildir...

Akdeniz’de ve Akdeniz’in çevresinde (Mezopotamya) jeopolitik mücadele gün geçtikçe artıyor... İlgili mücadelenin bu düzlemde devam etmesi halinde yazımın başında bahsettiğim gibi gerilim balonunu şişirir şişirir ve en sonunda da patlatır...

Akdeniz’de tüm taraflar için iki alternatif var, birincisi Kıbrıs sorununun çözümü de dahil tüm sorunların müzakerelerle çözülmesi, daha önce bahsettiğim üzere Münhasır Ekonomik Bölge konusunun da Hazar Denizi’nde uygulanan çok taraflı diplomasiyle çözülmesi ve yaşama sulh içinde devam edilmesi...  Libya gibi derinleşen ve iç savaş durumunun devam ettiği sorunlarda da uluslararası toplumun adaletli bir şekilde inisiyatif alması...

İkinci yol ise maalesef balon patladıktan sonra çözüm için tarafların müzakereye oturması söz konusu olacaktır...

Sonuç olarak, Akdeniz’de yaşanan gerilimin özünde  ise EastMed gibi rasyonaliteden ve paylaşımdan uzak, hayalci ve gerçek ötesi projelerin yattığını söyleyebiliriz...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.