Gündemi değerlendirmiyorum!

loading
13 Ağustos, Perşembe
£

9.60

8.67

$

7.34

DÜŞÜNCE

Muhittin Tolga Özsağlam
ozsaglam@kibrispostasi.com
Muhittin Tolga Özsağlam
A- A A+

Gündemi değerlendirmiyorum!

Gündemi değerlendirmiyorum başlığını bilerek attım...  Çünkü televizyon kanallarımızda maalesef her gün gündemi değerlendiren onlarca siyasetçi, yazar, akademisyen boy gösteriyor..... Merak etmeyin kendimi de bunun dışında tutmuyorum...

Sanırım haber kanalı niteliğinde yayın yapan televizyon kanalı sayısı bakımından dünyada  nüfus ve coğrafi büyüklüğe oranladığımızda şampiyonuz...

Sabahtan akşama kadar ‘’gündelik’’ konular tartışılırken, çok az televizyon programında orta ve uzun vadede ekonomik-sosyal problemlere dair yapılacaklar tartışılıyor... Konuların derinliğine işlendiğini de söylemek pek mümkün değil...

Bizleri de etkileyen küresel sorunlara derinliğine bir bakışın da çok da bizim ‘’değerlendirdiğimiz gündemin’’ muhtevasında yer aldığını söylemek zor...

Televizyon kanallarımızda sanat, gezi ve tarihsel konuları irdeleyen programların oranı oldukça az... Televizyon kanalarımız uydu üzerinden yayın yaptıkları için telif haklarının yüksek meblağlardan mütevellit,  film yayınlamaları da söz konusu olamıyor...

Çok konuşulacak ve görselliğin ön plana çıkabileceği belgesel nitelikli konularımız var oysa ki...

İlle de siyaset konuşacaksak toplumsal yaşamımızı ve siyasal tarihimizi akademik düzeyde anlatabilecek programlar yapılabilir...

Spor tarihimiz de daha fazla konuşulabilir...

Arkeoloji keza öyle...

Sanat konusunda da 2-3 program dışında evrensel anlamda sanata dair programlara rastlamak pek mümkün değil...

Dünyamızı tanıtan gezi konuları da yok aslında...

Turistik yüzeysel gezi konularından bahsetmiyorum, yakın coğrafyamızı en azından tanıtan programlar bugüne kadar yapılabilirdi... Mısır, Lübnan, Suriye, İsrail ve İran’a dair... Yine bizlere çok yakın olan Balkan ve Kafkasya coğrafyasına ilişkin programlar çekilebilirdi...

Kısacası bir zamanlar aynı imparatorluğun-devletin sınırları içerisinde yaşadığımız coğrafyalara ve bizlerle olan ilişkilerine değinilebilir v.s....

Elbette küresel salgın bugünlerde tüm bunları biraz zorlaştırıyor... Ancak hep böyle kalacak değil ya, yine düze çıkacağız...

Yine trenlere bineceğiz...

Kimi zaman Prag-Olomouc  arasında karlı tepelerin arasından geçeceğiz, kimi zaman Paris-Londra arasında deniz altında  bir yolculuk...

Bükreş’ten Targoviste’ye giden ve Romanyalı emekçileri taşıyan sabah 7 trenine yeniden binmek nasip olacak...

Kafkas dağlarını aşarak Krasnadar’dan Soçi’ye ineceğiz...

Afrika’nın ezilen, horlanan, fakir ama neşeli insanlarıyla buluşacağız....

Moskova’daki Arbat sokağındaki seyyar kitapçıları gezeceğiz...

Bunların ardından tilki misali adaya geri döneceğiz...

Sonbahar, kış ve ilkbaharda  ağaçlarımızla ve ekinlerimizle ilgileneceğiz...

Üretip var olmak için üzüm bağı kurmaya, nar, zeytin ve portakal ekimine gönül vereceğiz...

Lefke’den Güzelyurt’a narlar ve portakallar parlayacak...

Arçoz tepelerinde ayrelli ve gabbar toplarken Larnaka’ya bakacağız...

Yazın ise sabahın 7’sinde sahilde yürüyüp denizde kulaç atacağız...

Kimi zaman Cemal kaptanla orkinos avına gideceğiz...

Kimilerinin inadına Lokmacı kapısı açılacak, arasta ile uzun yol birleşecek ve yine cıvıl cıvıl bir insan kalabalığı olacak...Esanf da kazanacak...

Tüm bunlar olurken yine gündem değerlendirilecek!

Ancak kendi gündemimizi yaratmak da bizlerin elinde!

Hislerimi paylaşmak için böyle bir yazı yazmak geldi içimden...

Herkese iyi bir hafta diliyorum...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.