Kıbrıs Türk Solu: Evrensel sol değerler ve kimlik politikası arasında...

loading
27 Kasım, Cuma
£

10.42

9.33

$

7.82

DÜŞÜNCE

Muhittin Tolga ÖZSAĞLAM
ozsaglam@kibrispostasi.com
Muhittin Tolga ÖZSAĞLAM
A- A A+

Kıbrıs Türk Solu: Evrensel sol değerler ve kimlik politikası arasında...

Cumhurbaşkanlığı seçimi bizlere siyaset felsefesi bağlamında dersler çıkaracağımız bir süreç yaşatmıştır...

1990 seçimlerini anımsatan bir kutuplaşma atmosferinde geçti seçimler...

 Kutuplaşmanın arasında sıkıştı kaldı, yaşama dokunmaya, çözüm üretmeye çalışan siyasal söylem...

O zaman nasıl bu girdabın içinden çıkacağız sorusu geliyor hemen akla...

Öncelik bu düzlemde Kıbrıs Türk soluna büyük bir görev düşüyor...

Kıbrıs Türk sağında ise liberal ve statükoyu benimsemeyenlere çok iş düşüyor sanırım!

Ben Sola dair düşüncelerimi paylaşayım...

Günümüz özgürlükçü sol hareketlerin her daim öz eleştiriye başvurması bir gerekliliktir...

Öz eleştiri denilince rahmetlik İdris Küçükömer hocanın ‘’Düzenin Yabancılaşması’’ kitabı aklıma gelir...

Türkiye Soluna tabanını anımsatan bir kitaptır diye düşünürüm hep...

Gelelim Kıbrıs Türk Soluna...

Uzun bir zamandır etnik-kimlik merkezli yaklaşımlar-politikalar, Kıbrıs Türk Solunu temsil eden parti ve bir çok sivil toplum örgütünü ayırt etmeksizin tahakküm altına alma noktasında...

Orta sınıf ve onun ötesinde kimi zaman Xenophobia düzleminde bir söylem süreçleri domine etmeye çalışıyor...

Belli başlı sosyal medya trolleri bu süreçte rol oynuyorlar...

Tepkisel olmaktan öteye de gidilemiyor...

Bu bağlamda sol kulvardaki parti yönetimlerine büyük iş düşüyor... (kendimi bunun dışında tutmuyorum)....

Sol düşüncenin evrensel değerlerinden uzaklaşmamak gerek...

Solun önceliği emeğin hak ettiği değeri alabilmesi ve emeğin de günümüz dünyasında en verimli hale getirilmesidir...

Makineleşme sürecinden artık dijital bir evreye geçiyoruz...                 

Prekarya sınıfının çalışma koşulları daha da ağırlaşıyor, iş güvencesi yok noktasında !

Ülkemizde de durum pek farklı olmamakla beraber, buna ek olarak yıllardan beridir patronaj sisteminin yarattığı statüko toplumsal refahı ve huzuru derinden kemiriyor...

 Toplum sınıfları arasındaki gelir uçurumu göze çarpıyor...

Uçurum sadece gelirle sınırlı kalmıyor, her yere sirayet etmiş durumda, örneğin toplumun belli bir kesimi özel okullarda çocuklarına ‘’iyi düzeyde eğitim’’ imkanı sağlarken, devlet okullarında eğitim alma durumunda kalanların yaşadıkları sıkıntılar zirve yapmış durumda...

KKTC devletinin ciddi bir göçmen ve entegrasyon politikası yok...

Çok kültürlü yapının ahengini sağlayacak çok kültürcü bir eğitim, sosyal ve ekonomi politiğine ihtiyaç var...

Bu noktada Sol düşünceye büyük iş düşüyor

Pandemiden dolayı farklı reflekslerin geliştiği bir süreci yaşıyoruz...

İflas noktasına gelen veya hali hazırda küçük işletmelerini kapatmak zorunda kalan ve gerçekten mağdur durumunda olan bir kesim var...

Bu kesim haklı olarak ekonominin yeniden canlanmasını istiyor...

Ekonomimiz doğal olarak servis sektörüne ve bu servis sektörlerinin (Turizm ve ‘’Eğitim’’) yarattığı katma değere bağlı...

Servis sektörlerimiz çalıştığı zaman tarım ve hayvancılık sektörlerimizde tüketim ve doğal olarak üretim de artıyor...

Kısacası bir zincir, zincir şu anda ortadan kopmuş durumda...

Kamuda çalışanlar ve kamudan emekliler bu bakımdan şimdilik en konforlular, ancak reel ekonomideki kriz aşılamazsa kamu çalışanlarının ve emeklilerin de maaşlarının tehlikeye düşeceği bir gerçek... (zaten düşüyor kimi zaman ve Ankara’nın kapıları çalınıyor)...

Yukarıda bahsettiğim duruma dair farkındalık olmadığından dolayı kimi kesimler kontrollü bir açılım yerine, kolaydan karantina diyebiliyorlar, oysa ki tarımsal ürünlerin tüketimi düşüyor, küçük esnaf kepenk kapatıyor, otel çalışanları işsiz veya çok az bir gelirle yaşamlarını idame ettirme durumunda... 

Olayın bu boyutu unutuluyor!

Adanın kuzey ve güneyi arasındaki geçiş noktalarındaki sınırlandırma da özellikle Lefkoşa, Mağusa ve Güzelyurt çarşılarını bitirmiş durumda...

Pandemi dolayısıyla dünyada yaşanan ekonomik krizin kat ve kat fazlasını ileriki günlerde hissetme durumundayız...

 Sadece pandemiden dolayı  değil, yaşanan süreçlere genel anlamda müdahale etme solun evrensel bir görevidir...

Üretim ilişkilerinde yaşanan sorunlar, iş güvenliği sorunu, hukuki noksanlıklar,  toplum sınıfları arasında gelir bağlamında artan uçurum, göçmen politikası, mülteci politikası, çok kültürlülük politikası, kamu reformu, e-devlet, üretimde verimlilik, tarım sektöründe reform, çevreyle dost sürdürülebilir kalkınma, v.b. Tüm bu saydıklarımız Kıbrıs Türk Solunun ajandasında daha fazla yer almalı...

Yukarıda bahsettiklerimizle ilgilenmek ve çözüm üretmek, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümünden vazgeçmek anlamına gelmiyor. Ancak ayakları üzerinde duran bir ekonomiye ve refah toplumuna doğru yol almak için üretime ve verimliliğe önem veren, etnik köken ve bölge ayırt etmeksizin toplumu kucaklayıcı bir sol yaklaşıma günümüzde daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.