Kronik hastalıklarda psikoloji 2

loading
9 Temmuz, Perşembe
£

8.68

7.79

$

6.86

Uzm. Psk. Hasra AVCI
hasra.avci@kibrispostasi.com
Uzm. Psk. Hasra AVCI
A- A A+

Kronik hastalıklarda psikoloji 2

Geçen hafta kronik hastalıklara yaklaşımla ilgili bir giriş yapmıştık. Kısaca hastanın ilk tepkisinin tıpkı yas sürecinde olduğu gibi inkâr olabileceğini, hastanın sürece uyum sağlaması adına çevresel ve kişisel düzenlemelerin önemli olduğunu belirtmiştim.

İnsanın kişilik özelliklerinin önemi bu noktada ön plana çıkmaktadır. Kişi sağlıklı sosyal etkileşimde bulunabilen, sorunlarla baş etmekte ve kendini yeniden düzenlemede sağlıklı bir kişilik yapısına sahip ise hastalıkla ilgili durumda da kabullenme aşamasını daha az sancılı geçirip sürece uyum sağlayacaktır. Ancak kişilik olarak terk edilmeye ilişkin bir hassasiyeti varsa, çevresindekilerin onayı olmaksızın kararlar almakta zorlanan bir yapısı varsa hastalık süreci onu daha işlevsiz hissettireceğinden hemen istenmediğini düşünebilir. Diğer bir yandan öfke ifade biçimi de hastalığın belirli aşamalarında engellenme hissi ile karşılaşılabileceğinden yine hastanın bunu ifade biçimini şekillendiren unsurlardan biridir. Örneğin şeker hastasının tatlı yiyememesi, yürüme engeli durumunda engelli bir parkurla karşılaşma veya ilaç ve tedavi düzeni açısından seyahat edememe gibi durumlar hastalığı yaşayan kişide engellenme hissiyatı yaratabileceğinden bu durum öfke duymasına neden olacaktır. Bu durumda karşılaşılan engele öfke yöneltilebilir. Veya bu esnada tepkisiz kalıp bir süre sonra ev içerisindeki bakım verene ya da yakındaki bir kişiye yansıtılabilir. Kişinin öfke yönetiminin zayıf olması bu noktada çevresindekileri de zorlayacak bir sorundur.

Öte yandan hastalıklar hasta olan kişiyi etkilediği kadar yakınlarını da olumsuz etkileyebilmektedir. Özellikle ev içerisindeki roller açısından hastalanan kişinin ifade ettiği anlam ve konum açısından diğer kişiler zorlanabilirler. Örneğin babanın çocukları için ‘güçlü, yenilmez’ duruşu hastalık sonrasında yardımca ihtiyacı olan durumda algıladığı hali ile farklılık yaratacağından çocuğu açısından güven ve korunma alanlarında bir huzursuzluğa neden olabilir. Annenin rolleri açısından annenin yaşayacağı kronik bozukluk ise hem eşini hem de çocukları bakım ve şefkat konularında huzursuzluk hissetmelerine neden olabilir. Çocukların kronik hastalıklarında ise çocuğun yaşı ilerlese dahi ebeveyn açısından hep küçük çocuk kalmış gibi onu koruma içgüdüsü açısından zorlanma yaşanabilir.

Dışarıdan bağımsız bir gözün aileyi değerlendirmesi ve ilerleyen yıllar içerisinden gelişen ihtiyaçları çerçevesinde aile ortamını, rolleri, görevleri hastalığa ve tedavisine yönelik tutumları yeniden düzenlemesinin sağlıklı olacağı inancındayım.

Kronik hastalıklarda hastanın zorlanmasına sağlığının kaybı kadar neden olan birkaç neden daha vardır. Biri hastalığın direk sonucudur. Bir diğeri de ilacın yan etkisi olabilmektedir. Bu durumda hastanın zihinsel ve eğitim düzeyine uygun şekilde bilgilendirilmesi, ihtiyacı olduğu zaman ulaşabileceği kaynakların sağlanması da önemlidir (broşür, kitap, danışma hattı).

Bir sonraki hafta kronik hastalık sürecinde karşılaşılan depresyon ve kaygı sorunlarına ilişkin daha detaylı bir yazı ele alınacaktır.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.