Göğü delip geçen sınırlarımız

loading
13 Temmuz, Pazartesi
£

8.67

7.76

$

6.86

A- A A+

Göğü delip geçen sınırlarımız

Göğü delip geçen sınırlarımız, dokunamadığımız tel örgüler var aramızda. Kuzey ve güney diye ayrılmışız sanki kıtalar arasıymışçasına; iki adım ileri git kuzey, şimdi arkanı dön güney. Her köşe başından dönünce yasak, her yolun sonu imkânsızlık...

Nefes almak için gerçekten izne ihtiyaç duyuyor gibi hissettiriyor bu durum.

Bulunduğun her noktadan, her sokak başından, pencereni her araladığında görünen denize öyle her istediğinde ruhunu özgürleştirmeye gidemezsin. Her an korku, tedirginlik hakim kılıyor bu toprakları... Hep bir aidiyet duygusunu sorgulatıyor. Kök salmamayı öğütlüyor sanki. Köklerini toplayıp kaçıp gitmeye her an hazır ol hissini iliklerine kadar yaşatıyor.

İçinde savunmasıza çıplaklaştığın yerdir yuvan, sığınağın, evin... Kapısının önünde bulutları izleyip, çocukları huzurla izlediğin yerdir orası. Peki ya bahçelerinde sınırı yaşayanlar... Tel örgülere uyananlar... (topu kaçmasın diye dikkatle oynayan çocuklar)

Çiçek dikmek için türlü hazırlıklar yaptığın, hayaller kurduğun bahçenin tel örgüyle bölündüğünü düşün. Ama bu öyle yan komşuyla olan sınırını belirlemek için falan değil yasak bir ülke ile olan sınırını bilmen için var.

Oysa kökleri yan bahçeye uzanan ağaçlar dikmiştik. Kökleri orada, tel örgülerin arkasında. Bizler de bıraktık orada köklerimizi, bir parçamızı, eşimizi dostumuzu, evimizi barkımızı...

Yetmedi mi gerçekten aynı gök altındaki bunca ayrılık. Yürüyüp geçtiğin yollardaki sürekli seni uyaran talimatlar tabelalar; askeri bölge, dur, dikkat, yasak bölge...

Aynı gök altında ne çok ayrıldık. Ne sancılar ne hastalıklar atlattık. Köklerimizi koparttık. Aynı acıyı yaşamamızı bile istemediler. Birimizin içini ısıtan güneş, diğerini yaktı. Birimizin mutluluğu diğerine zulüm oldu. Aynı ateşte bile yanamadık. Aynı acılara ağlayamadık. Birimiz gözyaşı dökerken diğeri silahını kuşandı. Biri "Stelyo, sen benim komşumdun sen de mi sırtıma silah dayadın" diye ağlarken, diğeri " Arkadaşlık başka bu başka" diyen olduk. Biz aynı topraklar üzerinde, aynı kara parçasında aynı yağmurda ıslanamadık bile. Yeni bir yıla girerken hiç sarılmadık hep beraber.

Birimizin mumu yanarken diğeri çoktan sönmüştü. Ateş düştüğü yeri yaktı ama biz aynı acıyı paylaşmamak için direndik. Ateş düştüğü yeri yaktı ama küllerimizden doğmak için hep onun yanmasını bekledik. Ateş düştüğü yeri yaktı, dumanında biz boğulduk. Ateş düştüğü yeri yaktı hepimiz toprak olduk.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.