''Ben Kickbox'a başlarsam ne zaman şampiyon olurum?'' ile başlayan bir şampiyonluk hikayesi...

Yayın Tarihi: 16/08/20 10:00
okuma süresi: 9 dak.
A- A A+

Bir başarı hikâyesi... Türkiye şampiyonu milli sporcumuz Mehmet Mıstık, hayatını sporuna ve ülkesine adayan genç bir sporcu.

Sporcu  olarak işine ve sporuna âşık, asla taviz vermeyen, olması gerektiği kadar egosu, duruşuyla; hali ve tavrıyla hayranlık uyandıran biriyken, sporcu kimliğinden sıyrılıp Mehmet olunca, 1.90’lık boyuna bakmadan ve kas yığını vücudunu görmeden bir insanın karşısında nezaketinden küçülebilecek kadar da şahane bir insan.

En başa dönecek olursan, spor hayatın nasıl başladı?

Dayımın boks eldivenleriyle başladı aslında. O bana bunu hediye etmişti. Ama ben bunu neden hediye almak istediğimi bilmiyordum. Her gece dayımla ‘‘Rocky’’ izlerdik. Sanırım onu rol model alırdım. Ben 13 yaşındayken dayıma ‘‘Beni boksa yazdır.’’ dedim. Çok heyecanlıydım ve hala daha çok heyecanlıyım. Bugün bile sadece bu heyecanımdan maç kaybettiğimi düşünüyorum.

Salona gider gitmez ilk şu cümleyi kurdum: "Ben buraya başlarsam ne zaman şampiyon olurum?

Zamanım yoktu, bir an önce şampiyon olmalıydım.

Liseler arasında o dönem sadece boks müsabakaları yapıldığı için ilk maçım boks maçıydı. 75 kiloda Türkiye Şampiyonası’na katıldım hem de kendi branşımda değil.

İlk maçımda heyecandan tüm yumrukları yedim. 15 saniyede tuş oldum.

Tuş olmak: Maç henüz bitmemiş olsa da daha fazla puan farkı açılmaması için ya da sporcunun ezilmemesi için belirli bir farka ulaşınca maç sona erer.

İlk maçımı kaybettim.

Sonra 2009’da Konya'ya gittik. İlk maçımı kazandım. İlk bronz madalyamı aldım Türkiye 3.’sü oldum.

Yıl 2010,

Derecelerim var, herkese şampiyon olacağım diyorum ama kimse bana inanmıyor. Attığım son tekmeyle maçı kazandım.

2010’da ilk Türkiye şampiyonluğumu aldım. Milli takıma seçildim dünya şampiyonası için.

Dünya 3’üncülüğünü aldım ama ağlıyorum yenildim diye. Herkes yanıma geldi ve ‘‘Sen neyi başardığının farkında mısın?’’ dedi.

Türkiye'ye dönünce anladım dünya 3.’sü olmanın ne demek olduğunu.

Artık tüm kapılar açıldı. Sporun getirdiği başarı sayesinde ülkemizin tüm devlet üniversitelerine burslu gitme hakkı kazandım. Seçimimi Hacettepe Üniversitesi’nden yana kullandım.

2013'te ayağımı kırdım; binde bir görülen bir kırıkmış. ‘‘Bir daha maç yapamazsın, sadece bu konunun öğreteni olursun.’’ dediler.

Durmadım, daha çok çalıştım, maçlara girdim, derece almaya başladım. Bir – iki maç derken artık ayağımı unutmaya başladım.

2017’de kick boksçu olmamın yanı sıra, bir tatami sporcusu olarak muay thai branşında bir gala gecesinde altın kemer kazandım.

Ve kendi branşım olan kick boksta 2018’ten beri yıkılmadım. 7 defa üst üste Türkiye şampiyonu oldum.

1 Aralık 2018’de Mehmet Mıstık Fight Academy'i açtım.

2019’da üç kere şampiyon oldum. Şu an 2020 maçlarımızın hepsinin tarihi değişti veya iptal oldu. Tüm dünyanın düzeni değişti. Dünya ‘‘Sizin planınız varsa benim de planım var dedi.’’ dünya.

Bu sene kendine ne kattın?

Şunu öğrendim ki, sistematik çalışmak başarıyı getirir ama mental olarak hazırlanmak seni şampiyon yapar.

Benim normal sporcu gibi bir hayatım yok.

1'incisi, ailenin babasısın.

2’ncisi, sabah 08.00’de mesai başlıyor akşam 22.00’lere kadar. Açtığın yeri borçla açtın. Çalışman gerekiyor. Bu işin dramatik kısmı değil!

Dramatik kısmı dinlenememek.

Şunları kabul ettim:

Ben bir iş adamıyım, milli sporcuyum, bir kulüp sahibiyim; öğrencilerim var ve onları çalıştırmam ve şampiyon yapmam gerekiyor. Herkesin senden beklentisi var. Artık insanlar Türkiye şampiyonu olmana şaşırmıyor. Avrupa şampiyonluğu, dünya şampiyonluğu ve dereceler bekleniyor.

Milli sporcu olarak şampiyonluk için sabah 05.45’te kalkıyor 06.00’da arabaya biniyorsun, tabi bu 15 dakikalık arada detoks çayını da içiyorsun.

Protein tozlu hızlı kahvaltını hazırlayıp yola koyuluyorsun. Yol boyu yudum yudum içmen gerekiyor kahvaltını. 06.30’da Gloria Golf Arena’da olman gerekiyor. 07.30’da antrenman bitmiş oluyor.

07.30’dan 08.00’e kadar akademiye yetişmen gerekiyor. 8’ de kapıyı güler yüzle açman gerekiyor.

Üyelerimden izin alarak iki dakikalık hızlı bir sporcu duşu alacak, saçını yana tarayacak ve güler yüzle onların karşısında olacak.

Mehmet kendine bu kapsamda ne yapabilir?

Tehditleri fırsata çevirebilir. Öğrencileriyle antrenman yapar mesela, sadece ders vermez. Kendi de maça girer ve her türlü tekmeyi, yumruğu görür.

Son zamanlarda İnstagram’daki paylaşımların da dikkat çekiyor...

İnstagram’ı pazar gibi düşün. Bende tezgâhımı İnstagram aracılığıyla sunuyorum.

Tezgâhımı özenle diziyorum. Sağlam renkler ve ürünler veriyorum. Bu sadece fotoğraf işi değil. Hissetmediğin şeyi hissettiremezsin insanlara.

Çevrende seni destekleyen insanlarla bu güzel enerjiyi veriyorsun bizlere...

Ben her zaman paradan ziyade insan biriktirmeyi hedefledim.

Bu kadar ilerleyişinde çocukluğunun etkileri neler oldu?

Annemle babam ayrılmasaydı yoksa ben bir Mehmet Mıstık olamazdım.

Oradaki fark neydi?

Herkese ihtiyaç var. Dilenciye de, sanayiciye de, fayans ustasına da...

Babam çok iyi bir ustaydı ama sporu asla desteklemeyen bir insandı. Ben babamdan hangi vizyonu bekleyebilirdim ki?

Annemle babam ayrılmasaydı ben çok iyi bir usta olurdum.

Ne zaman kabuğumuzdan ayrıldık o zaman ben oldum.

İnsan bir yere kadar yetiştirilir. Bir yerden sonra kendi yolunu kendi çizer.

Bana olmaz demeyeceksin. Bunu kabul etmiyorum.

Ben her şeyin bir oluru olduğuna inanıyorum.

Günümüzde aileler çocuklarının sporcu - avukat savaşında avukat olmasının peşinde... Peki, sen bu durumda onlar için neler söylemek istersin?

Evet, birçok aile çocuğu sporla ilgilensin istemiyor.

Çocuk avukat, hâkim, mimar olsun, hobi olarak kick boks yapsın gözüyle bakıyor.

Özellikle de varlıklı aileler buna kesinlikle karşı.

Çok klişe olacak ama en iyi sporculardan hangisi zengin bir aileye sahip? Herkes sponsor arıyor, demek ki hala para yok.

En büyük sponsor anne duası.

Şöyle bir şey de var: Ne kadar varlıklı olursan ol, 29 kişi yirmi saatlik yola maça otobüsle götürülecek, 30. kişi olarak ‘‘Ben uçakla gidiyorum.’’ diyemezsin.

Bu konuda ailelere tek söyleyebileceğim, kendi isteklerinden ziyade çocuklarına kulak versinler. Kendi isteklerini çocuklarının isteğiymiş gibi kabullendirmeye çalışmasınlar. Çocuk ilerleyen yaşlarda mutsuz olup dibe çöktüğünde, kimse kusura bakmasın, burada tek sorumlu aile.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Merve YEŞİL yazıları