İçinizdeki mumun yanışını kim belirliyor

Yayın Tarihi: 04/10/20 10:10
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Dün gece iki mum yaktım. Çocukluğumdan beri mumun yanışını seyretmeye bayılırım.

Birinin adına aşk, bir diğerine iş dedim. İzlemek istedim çizdiği yolu.

İki ayrı mum belli bir seyirde yanıyordu.

Elime aldım ikisinide, yanan ipleri birbirine yaklaştırdım, yine aynı şiddette yanmaya devam etti.

Birini diğerinin üzerine doğru tuttum, alev yükseldi. Bazı şeylere öncelik tanımalıyız.

Alevin yükselmesine, parlamasına izin vermeliyiz. Dengede tutmaya çalıştıkça o alevin yükselişinden bi haber yaşamaya mahkum oluruz. Alevin ne kadar yükseleceğini, ışığın nereleri aydınlatacağını göremezsin.

Bazen dengede kalmak her şeyin çözümü olmayabiliyor.

Her şeyi dengede tutmaya çalışmak yeni moda öğretilerimiz.

Bu ne kadar mümkün?

Yüzde yüz dengede ve eşit bir hayat ne kadar yaşanılası bir hayat?

Kendimden örnek verecek olursam; kendime harika dengede bir hayat planı çizdim yıllar önce.

Ne kadar karşı koysam da istemeden bu planı yaşarken buldum kendimi.

Okul bitsin ama yalnız bitsin yani okulum bitti, güzel de bir ilişkim var demeyeceksin. Bir elinde evlilik cüzdanı bir elinde diploma olmayacak Merve dedim. Kepin altına duvak sıkıştırmak yok, anlaşalım diye restimi çektim kendime.

Öyle de oldu.

İş olsun başarı olsun dedik. Bunları yaparken de aşık olabilir miyim diye içimdeki pembe odadan biri sesleniyor. Ben de tabii veriyorum ağzının payını. Susuyor. Biri çıkıyor karşısına “evet evet tam kapılmalık diyor” pembe odadaki kız, siyah giyimli yargıç Merve tek kaşını kaldırıp hayır tam olarak bu değil diyor.

Bir başkası geliyor; “yok ya bu sarışın, bu çok uzun, ay bu bilmem ne meslek grubundan kafalarımız uyuşmaz, ama bu feng shui den anlamıyor, ama kahve sevmezmiş sabahları benimle espresso içmezmiş.” Düpedüz şımarıklık.  Onun kaşı bunun gözü derken; ben, kitaplarım ve defterlerim olarak kusursuzluğun formülünü yazdım. Yormadan yorulmadan yapabileceğin çok basit bir formülü varmış bu işin sevmek.

Sevgi tüm kusurları instagrama taş çıkaran filtrelerle kapatıyor. Bir de üstüne üstlük o kusurları seveceğin hale getiriyor.

Hep söylerim yapmam dediğin her şeyi yaptıyor bu hayat.

Asla dediklerini vazgeçilmezin yapar.

Tüm tükürdüklerini çamaşır suyu karıştırıp yalattırır bu hayat.

Olmaz deme oldurur.

Yapmam deme yaptırır.

Gitmem deme roket bağlatıp götürtür.

Öyle keskin kurallara gerek yok yaşamak için. Bunun tek adı korkaklık bana göre. Kalıplar, duvarlar, tel örgülerle çevrili bir hayat ancak bir korkağa aittir.

Cesaret yaşamın ilk kuralı.

Ertelediğin hayat ramazan kolisi gibi her bayram kapına gelmeyecek.

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.