Töre cinayetine kurban Ermeni kızı

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.55

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Töre cinayetine kurban Ermeni kızı

Türkiye, olayın acılığıyla sarsıldı…

Ermeni bir kız, Müslüman bir oğlana aşık olmuş.

Kızın ailesinin itirazlarına rağmen, çocuklar evlenmişler.

Aradan on gün geçmeden, kızın ağabeyi, ikisini birden vurup öldürmüş.

Gerekçesi, "töre"!

İşin boyutunu başbaşka bir düzleme taşıyan açıklama ise kızın cenaze töreni esnasında, oğlanın dayısından geldi: "Biz de hristiyandık…60-70 yıl önce Müslümanlığa geçtik… Öldürülen genç, ailemizin ikinci kuşak Müslümanlarındandır."!

Yâni hristiyanken, oğlanın dedesi, Müslüman olmuş, baba ilk, bu çocuk ikinci kuşak Müslüman…

Mesele oldu, Arap saçı…

Öncelikle iki çocuğa da Allahtan rahmet dileyelim!

Ve sonra da hemen bir soruyu ortaya atalım?

Ermeni'de "töre" olur mu?

Hele hele "töre cinayeti" !

Bir adım daha atalım: Hristiyanlık'ta töre var mıdır?

Bakın, var!

Süryanilik'te de var, Nasturilik'te de bütün doğu hristiyanlığı mezheplerinde de…

Çünkü bu "töre" denilen mesele, zannedildiği gibi dinle değil, sosyal gelişme düzeyi ile ilgili bir şeydir.

İslamiyete has bir özellik değildir.

Müslüman Kürt'te olduğu gibi; yanı başındaki ayni sosyal seviyede yaşayan Türk'te de olabilir, karşı komşu Hristiyan Ermeni'de de…

Çünkü menşeini dinden değil, çok daha eski bir toplumsal bölünmeden alıyor: Ataerkil kafadan…

Bu dinden bile eski…

Beş bin yıllık…

Bugün Hristiyanlık denilince, aklımıza gelen Batı Avrupa Protestanlığı, insanın bireyselleşmesine izin verdiği ve aslında bunun üzerine kurulu olduğu için, Katolik'likte bile söz konusu bağnazlığın devam etmekte olduğunu Sicilya dahi gözümüze sokmaz.

Bir bütün olarak Hristiyanlığın çağdaş uygarlığı, İslâmiyetin de geri kalmışlığı temsil ettiğini sanırız.

Oysa işte buyurun: Gregoryen Ermeni de "töre" cinayeti işleyebiliyor demek ki…

Demek ki mesele hangi dine inandığınız değil, hangi sosyal gelişme sürecinde bulunduğunuzdur.

Batı batıdır; doğu da doğu…

Huntington haklıydı…

Olaydaki ikinci ilgi çekici yan, şu "biz de hristiyandık, 60-70 yıl önce Müslüman olduk" açıklaması.

Zaten sözü geçen herkesin Türk ve müslümanmış gibi, Türkçe isimler taşıması da yeterli bir ilginçliktir ya, o da ayrı mesele…

Ancak 60-70 yıl dediğiniz zaman, iş gitse gitse 2. Dünya Savaşı sonlarına, 1950'lere falan varıyor…

Bu satırların yazarı yirmi yıla yakın zamanı Anadolu taşrasında dolaşarak geçirdiği için, söylenmese bile bunun zaten böyle olduğunu bilirdi de; yok da bu kadar yeni!

Toplumları, yaşadıkları çevre ve tarihleri belirler.

Osmanlı'nın son dönemlerinde, azınlık milliyetçilikleri doruğa tırmandığında, 14.yy'dan beri Osmanlı yönetiminde olan Rumeli'den atılınca devlet; gelip de Kurtuluş Savaşı'nı verenlerin çoğunluğu, Rumeli'lidir…

Kendi vatanlarından nasıl homojen nüfuslu bir ulus devlet hayali ile kovuldularsa, gelip Anadolu'da da ayni şeyi uygulamaya kalkmalarında bunun büyük etkisi vardır.

Beş yüz yıllık bir vatan kaybetmişlerdi, bir tane daha kaybedecek halleri yoktu…

Ancak, görülüyor ki ne oralarda oluştu o "homojen uluslar", ne de Anadolu "homojen"leşebildi…

Arada, olan insanlara oluyor…

Kimliğini gizlemek zorunda kalan, insanlara…

Çocuğu toplum içinde horlanmasın diye, resmen zorla ona Türkçe isim vermek mecburiyetinde olan insanlara…

Gizli gizli Müslüman olan ya da "oldum" diye yalan söyleyerek nesiller boyu şizofren bir hayat yaşamak zorunda kalan insanlara…

Daha "amentü" deyip yeni dine ısınmadan, sevdiği kıza kavuşabilmek için hoppa yeniden vaftiz havuzuna dalması istenen ve "yetti yahu" deyince de kurşunlanan oğlanlara…

Ninesi, sevdiği oğlanın dedesini sevseydi; hiçbir sorun olmayacakken, sevgilisinin koynuna girecek yerde toprağa giren kızlara oluyor olan…

Toplumları, tarihleri ve coğrafyaları belirler…

İdeolojiler de canlarına okur mu diyeyim?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.