Tabii ki Rumlar "çözüm" istiyorlar...

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.59

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Tabii ki Rumlar "çözüm" istiyorlar...

Kıbrıs Sorunu'nda, 1974'ten 2002'ye kadar geçen süreçte, güçlü olan taraf, Türk Tarafı idi…

Şu andaysa hiç hayal görmeyelim, güçlü taraf, Rumlardır.

Devlet statüsü olarak, eşit konumda bir AB üyesidirler ve Almanya'nın geçenlerde açıkladığı gibi, AB her üye devlet kadar, onların çıkarlarını da korumak zorundadır!

Bu hale nasıl gelindi?

En güçlü olduğunuzu sandığınız an, aslında en güçsüz halinize doğru yürümeye başladığınız andır.

Kırılma noktası: 1974'te Leo Tindemans, bir gece uçağa atlayıp Ankara'ya gelerek, Ecevit'e "Biz genişleme kararı aldık, gelin sizi hemen AET'ye ( o zaman adı buydu) alalım" dediğinde, "Hayır, bizim gerçekten size katılmak gibi bir isteğimiz yok, gidin Yunanistan'ı alın" yanıtını aldığı andır.

Bu stratejik hataydı…

Bunun ardından, asıl anormal değerlendirme hataları, taktik alanda gelişmeye başladı.

1990'larda artık tam üyelik görüşmelerine geldiğinde, iki büyük taktik hata daha yapıldı: Önce Gümrük Birliği Anlaşması karşılığında Tansu Çiller Hükümeti, Tam Üyelik Müzakereleri'nin başlamasına olan itirazını geri çekti ki ortağı da Karayalçın idi…

Ve sonra da Aday Üyelik statüsü karşılığında, Ecevit Hükümeti de Kıbrıs Sorunu bitmese bile, Rumlar'ın bütün Kıbrıs adına tek başlarına AB Tam üyeliği'ne girebileceklerini kabul etti!

Onun ortakları da Mesut Yılmaz ile Bahçeli idiler…

Bir de "KKTC'nin varlığına ters düşer" diyerek, Kıbrıs ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinde, bir Kıbrıslı Türk temsilcinin de heyette yer almasına, şiddetle karşı çıkıldı.

Ve nasıl bir aklın ürünüyse, Yunanistan'ın da karar masasında elinde veto yetkisi ile oturduğu unutularak, sadece kuru bir "alamazlar" argümanı ile yan gelindi, yatıldı…

Sonra iş geldi, AB'nin en önemli genişleme projesinin uygulanmasına!

Kıbrıs'ın da dahil olduğu 12 aday ülkenin üyelik sürecinin sonuna!

Karşımıza herkesin bildiği Annan Planı getirildi.

"Gelin sürece dahil olun, bir çerçeve anlaşması ile ortaklığın Kıbrıs ayağını iki imzaya bağlayalım, siz de yasal olarak üye olun" denildi.

2002'de Kopenhag'da bunu da reddettik ve aday üye olan Türkiye'nin, AB genişlemesi ile ilgili itirazlarının sadece lâftan ibaret olduğunu, Yunanistan'ın ise elinde veto yetkisi ile masada oturduğunu sanki bilmezmiş gibi, "Rumları tek başlarına alamazlar" zannetmeye devam ettik…

1960 Anlaşmalarında yer alan "Üç garantörün de üye olmadığı yere, Kıbrıs Cumhuriyeti de üye olamaz" koşulu, Kıbrıs'ın o zaman var olan Sosyalist Blok'a katılmasını engellemek için konmuştu ve her üç garantör de bunu biliyordu.

Nitekim ne Comonwelth'e ne de Bağlantısızlara, üç garantör üye değillerdi ama Kıbrıs Cumhuriyeti üyeydi!

Ardından, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB'ye üyelik süreci başladı.

İlk müracaat 1970'li yıllarda yapılırken, yanlış hatırlamıyorsam zamanın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, anayasal hakkı olan veto yetkisini kullanmamakla, zaten zımnen bunu onaylamıştı.

Çünkü "o üye olamama" şartını o anayasa, c.başkanı yardımcısı'nın vetosu'na bağlamıştır!

Sen bunu engelleyecek gücü terk etmişsin, diplomatik baskı ile ikna edebileceğin birileri engel olmaya kalksa, Yunanistan tüm genişlemeyi durduracak güce sahip!

Bal gibi alırdı, aldı…

Şimdi bir başka değerlendirme yanlışı, gene moda: " Rumlar'ın çözüme niyeti yok!"

Sanılıyor ki: "E madem herkes kendi yoluna gitsin" denilip, AB'ne üye bir devleti bölecekler…

Bu defa, karar masasında Rumlar'ın da oturduğunu görmemekte ısrar, herhalde bunca hatayı unutturma gayretinin yol açtığı aptallıktandır…

Rumlar "çözüm" istiyorlar…

Ama "kendi çözümleri"ni istiyorlar…

Ve sayenizde bunu elde edene kadar direnecekleri güce sahipler…

Bizim elimizde ne var?

Nerdeyse Türkiye ile çatışma noktasına getirilmiş Kıbrıs Türk halkı mı?

İşi bu hele getiren ukalâ akıldaneler de bunu yanıtlasın artık…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.