Cenevre'de uluslararası konferans olmalıdır

loading
25 Kasım, Çarşamba
£

10.66

9.51

$

7.99

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Cenevre'de uluslararası konferans olmalıdır

Sayın Eroğlu'na acil şifalar dileğiyle girelim yazımıza…

Ama sizce er ya da geç, Cenevre'de ne olacak?

Bu kafa ile bence hiçbir şey olmayacak…

Çünkü sayın Eroğlu'nun aslında bu görüşme sürecine bile karşı olduğunu, ama suçlanmamak üzere masadan kalkmadığını, Mısır'daki sağır sultan bile biliyor!

Muhatabı Yoldaş Hristofyas ise, daha da beter durumda…

Bir defa devlet deyince, yalnız ulus devleti anladığı için, federasyon lâfını iş ola kullandığını artık bilmeyen yok!

Öte taraftan, kırk sene solculuğu, komünistliği Türkiye'ye sövmek olarak algıladıkları için oluşturulmuş bulunan kamuoyunda, şimdi ne çıkıp özeleştiri yapacak durumu var, ne niyeti olsa buna cesareti ne de halkına önderlik edecek kapasitesi…

Dolayısıyla liberallerin karşısında bile milliyetçi pozisyonlarda, eli ayağı bağlı anlamsız sloganlarla durumu idare ediyor…

Bu iki eksinin toplamı, bir artı eder mi?

Matematikte etmez…

Siyasette, hiç etmez…

Ha cebirde tutar da eksi ile eksiyi birbirine çarparsanız, artı olur işte o zaman…

Bu şu demek:

Oyunun kuralları değişmezse, Cenevre'de hiçbir şey olacağı da yoktur...

Eğer BM, AB, Türkiye ve Yunanistan gerçekten bir şey yapmak istiyorlarsa, "Kıbrıslı Çözüm" denilen şeyi, dikkate almamalıdırlar. Çünkü tarih de göstermiştir ki Kıbrıslılar, elli dönüm Omorfo bahçesi için, meselâ Atina'da taş üstünde taş kalmamasını, basedembo çitleyerek televizyondan seyrederler de kulaklarının arkası bile terlemez…

İş milliyetçiliğe geldiğinde, anavatanlar bizimkilerin, yani adalıların eline su dökemez…

Bakın Venizelos Giritli, Papandreu Giritli, Pangalos Giritli…

Türkeş Kıbrıslı, Denktaş Kıbrıslı, Ziya Gökalp'ten önce ulusçuluk yazan Ahmet Raik Çağlar Kıbrıslı…

Gaz vermede üstümüze yok…

Ama bu ülkenin "gerçekleri" ile dünyanın gerçekleri hep çelişti. Anavatanları da esir aldık, elli yıldır süründürüyoruz, kendimizle beraber.

İşin doğrusu, Türkiye ile Yunanistan'ın 2. Dünya Savaşı sonrası en üst noktada olan dostluk ilişkilerini, biz zehirledik; Kıbrıslılar…

Bedelini de İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türkleri ödedi…

Bugün ilişkiler normalleşse bir dünya kenti olması kaçınılmaz olan İzmir, can çekişiyor biz Stavrogonno, Yeracez, kavgası vereceğiz diye…

Varsın Edirne kasabaya dönsün!

Biz Zodya ile Sirganahorgo'yu kurtaralım! Selânik harap olacaksa vallahi olsun, biz Maraş'ı isteriz…

Bu iş bize kaldığı sürece, bugüne kadar ne olduysa, bundan sonra da o olacaktır!

Ya beş metre üzerinde anlaşamayacağız, ya bir noktalı virgülden dolayı…

Biz, elbette masada olacağız ve aklımıza gelen huysuzluğu da yapacağız…

İşimiz ne?

Ancak konuya taraf uluslar arası aktörler, örneğin garantörler, BM Genel Sekreteri ve meselâ gözlemci olarak da AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri gibi biri de masaya oturmazsa, kimse değil Cenevre'den, daha elli yıl hiçbir yerden hiçbir şey beklememelidir bana kalırsa…

Yani bu aşamada artık Kıbrıs Konusunda yapılması gereken çağrı, anlaşmaya varılmış başlıklar bir yana kalmak kaydıyla, BM şemsiyesi altında uluslar arası bir konferansın toplanması çağrısı olmalıdır.

Bu, sorumluluğu üzerimizden atalım çağrısı değildir.

Tam tersine, bunca zamandır görüşmeleri vakit kazanıp, ileride konjonktürün kendi aklına uyduğu bir zamanda sonuç almayı planlayarak, bunca yıldır diplomasi diye uygulayanlara karşı, "ya artık insiyatif alın, ya da başkası alsın, size rağmen ama bu iş bitsin" çağrısıdır.

Master mind'lar, hakikaten çözüm istiyorlarsa, bu uluslararası konferans fikri hayat bulur…

Değilse bilin ki oyun gene de oynanmaya devam edecektir ama artık başka bir oyun olacaktır o…

Biz pastra oynarken, birileri bezik masasını kurup, defterimizi de düreceklerdir…

Cenevre'deki görüşme eğer gündemli ve ucu uluslararası bir konferansa açık olursa, Kıbrıs Sorunu çözüm şansı bulabilir.

Yoksa…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.