Cenevre'den sonra

loading
23 Kasım, Pazartesi
£

10.49

9.33

$

7.88

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Cenevre'den sonra

Bilgisayarın başında öyle otururken, ansızın aklıma bir fiction yapmak geldi!

Önümüzdeki Ocak ayında, Cenevre'de görüşmeler akamete uğramış, bizimkiler de "B" Plânı'nı uygulamaya koymuşlar!

Ne güzel…

Bugüne kadar "tanınma politikası"nın olmadığını bizzat bildiğim bizim devlet için, dünyadan tanınma istemeye çıkmışız…

Sorun bitiyor mu?

Ondan sonra artık, dünyada kabul edilen, uluslararası hukukun içindeki bir statüye mi kavuşuyoruz?

Gelin bir hesap yapalım.

Lehimize olan faktörler ile karşımızda olanları bir teraziye vuralım.

Rum tarafının malûm tutumu, lehimize; evet…

Başka?

Türkiye'nin bölgedeki gücü…

Bunu da ayrıca konuşmak lâzım ya, neyse…

Ya karşımızdakiler?

BM'nin ayrılık istediğimiz andan sonra, KKTC'yi ilan ettiğimizde katiyen tanınmamasını isteyen Güvenlik Konseyi Kararından tutun, Mart 1964 tarihli Konsey ve sayısız Genel Kurul Kararları…

Onlardan önce, 1959 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşması, İttifak Anlaşması, Garantiler Anlaşması ki imzalayan beş taraftan ikisi, Türkiye ile biziz…

"Ayrılmayı veya başka bir devlete bağlanmayı" yasaklıyor; altında Dr. Küçük ve Adnan Menderes imzalarıyla…

Başka?

Stratejik değerine ek olarak, ekonomik değer bakımından da her gün üstüne eklemekte olan Doğu Akdeniz'in kuzey şeridinin, bir Türk gölü şekline girmesine izin veremeyecek olan, İran'dan İsrail'e, Mısır'dan Suriye'ye, bütün çevre ülkelerin çıkarları…

Dahası, bu bölgeden şu anda çıkar sağlamakta olan ya da sağlama umdu olan bütün büyük güçler: ABD, AB, Çin, Rusya ve aklımıza gelen gelmeyen bir yığın güç odağı…

Daha?

Kıbrıslı Rumlar ve Yunanistan karar mekanizmasında otururken, AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin varacağı boyut!

Türkiye'nin bazı bakanları tribünlere hitap ederken, "AB ile Kıbrıs arasında tercih yapmaya zorlamasınlar bizi" gibisinden koskoslanıyorlar ama dış ticaretinin, turizm gelirlerinin %60'ının da AB'ye bağlı olduğunu, aklımızdan çıkarmayalım…

"Girmesin Türkiye AB'ye, zaten Fransa ile Almanya istemez, papa da karşı!" demek çok kolay…

"Zaten almazlar" diye yürek soğutmak da mümkün.

Ama o %60'ın ne olacağını söyleyen de yok!

Pardon vardı birileri ama şu anda hepsi Silivri'de yatmak bir yana, bir de meydana çıktı ki meğer alternatif ittifak merkezleri olarak gösterilen Moskova, Yeni Delhi ve Pekin gibi merkezlerde, kimsenin bu "yeni ittifak"tan haberi bile yokmuş…

Önümüzdeki Ocak'ta, Cenevre'de görüşmeler çıkmaza girerse, siz bakmayın Egemen Bağış'ın söylediklerine…

B plânı da olabilir, C plânı da olabilir, D plânı da ama sorun bitmez…

Daha beter olur…

Bizim Serdar Denktaş'ın Tayvan Modeli, de derde deva değildir.

Ortada hiçbir benzerlik olmadığı gibi, Formoza Adası'na sığınmış sağcı Çinli General Çan Kay Şek'in "devletçiği", kıt'a Çin'indeki komünist yönetime karşı, Amerika'nın kurdurup himaye ettiği bir nevi vitrin idi…

Hong-Kong gibi…O, Britanya İmparatorluğu'nun show room'u idi, beriki Amerika'nın…

Oralarda sağlayacakları yüksek refah düzeyi ile, kıtada komünizmi tercih etmiş, kitlelerin, asıl Çin ulusunun, kanına girip; Mao'ya isyan ettireceklerdi güya…

O örneği alırsak, birinin de bizi finanse edip, Rumlardan daha yüksek bir refah seviyesi sağlaması lâzım bize ki, Tayvan modeli, Tayvan modeli olabilsin…

Kaldı ki Tayvan dediğiniz anda, BM Güvenlik Konseyi'nin bir daimi üyesini de otomatik olarak karşınıza alırsınız: Çin!

Bugüne kadar edindiğimiz bütün avantajların çöpe atılması tehlikesi de caba…

Bütün bunlar,"yandık" mı demek?

"Ne önerirse adam, bizim kabul etmemiz lâzım" mı demek? Hayır…

Dünyayı, konjonktürü, kendimizi ve gücümüzü gerçekçi bir biçimde ele alıp, karşı taraftın da hiçbir gücü yok zannetmeden dış politika yapmamız gerekiyor, demek…

Yaş yerde yatıp, kuru rüya görmeyelim…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.