Hammer cip ve Elyeli Yiğit...

loading
7 Temmuz, Salı
£

8.57

7.74

$

6.87

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Hammer cip ve Elyeli Yiğit...

Geçen gün, bildiğim en çelebi insanlardan birine açtım telefonu: Asım Dedezade'ye…

"Be dost, yıllar oldu meğer biz muhabbet meclisini kurmayalı. Metin'in en son çağrısına, ' Yılmaz iyi olsun da dörtlüyü bozmayalım' dediydim. Yılmaz iyi olmadı ki! Demek ki bizi bir araya toplayan oymuş! Hadi gel de onun hakkında yazacağımız o kitabı konuşalım" dedim…

Haftaya sözleştik…

Yılbaşı gürültüsünden zaman bulursak, toplanacağız.

Asım Dedezade, Metin Yalçın, ben…

Yılmaz'ın ruhu da yukarılardan bir yerden bize katılacak, eminim.

Rahmetli Yılmaz Sarper, geç tanıdığım, erken kaybettiğim çok da sevdiğim bir dostumdu.

Vefatının yıldönümünde, kabrinin başında onu anarken, iki konuşmacıyı uygun gördü arkadaşlar, sağ olsunlar.

Biri Zorlu Töre idi, öteki de bu satırların yazarı…

Bir Turancı ile bir sosyalist nasıl böyle dost olurlar?

Çok sebebi olabilir ama aslolan, insanların inandıkları düşüncelere ve amaçlara adanmışlıklarıdır sanırım.

O zaman karşı taraftakini anlamakta zorlanmazsınız.

Ve bir başka neden de insanların inandıkları şeylerle beraber, karşıt gördükleri şeyleri de bilip bilmedikleridir.

Bilirseniz, karşınızdakinin ne söylediğini de anlarsınız, samimiyetini de…

Yılmaz'a "ülkücü" demek ne kadar yakışık alırdı bilmem ama "Turancı" idi, bu kesin…

Yusuf Akçura gibi, Mirseyit Sultan Galiyev gibi, Ziya Gökalp gibi bir Turancı…

Türkeş ekibi ile de arası iyiydi sanırım ama asıl yakın olduğu taraf da galiba, Nihal Atsız düşüncesi idi…

Oturur, saatlerce sosyalist teorinin sorunlarını veya şu mahut Türk/İslâm sentezini tartışırdık…

Sanırım ne o ne de ben, kendi yoldaşlarımızla tartışamayacağımız derinlikteki düşünceleri, karşıt sandığımız birinden işitince, hayretlere gark olurduk.

Galiba da dostluğumuzun temelinde, bu birbirini anlama yatardı…

Pek çok özelliği yanında, Yılmaz Sarper, iyi de bir şairdi.

Onun, "Elyeli Yiğit" diye bir şiiri var…

Yayınlayacağımız kitabım köşe taşı da galiba o şiir olacak…

Şiirde anlatılan Elyeli yiğit, 1963 ile 68 arasında, her yaz, Allahın her sıcak gününde, bir kamyon karpuz yükleyerek, Lefkoşa'ya gelir.

Mağusa Kapısı'ndaki Rum barikatında, Rum polisler onu durdurur.

Karpuzların altında başka şeyler de olup olmadığını anlamak için, ona her gün bir kamyon karpuzu indirtip sonra tekrar yükletirler.

Köylüm, ne sinirlenir, ne itiraz eder, ne de şikâyet…

O sıcağın altında, bir kamyon karpuzu, Mağusa kapısı Rum Barikatı'nda, her gün indirir, sonra tekrar yükler ve Türk tarafına geçirir.

En sonunda bir gün, Rum Polis çavuşu dayanamaz:

"Bre deli Elyeli" der ona, "her gün sana bu işkenceyi yaparım. Ne şikâyet eden, ne sinirlenin, ne usanın, her gün gene bu karpuzları yüklen gelin… Delisin be ama?"

Elyeli cevap verir:

"Sen bu zulmü yapmaya devam ettiğin müddetçe, ben her gün bu karpuzları yükleyecem… Buraya gelecem, sen indir deyince, indirecem; sonra tekrar yükleyecem… Usanayım diye yapan? Usanmayacam! Kızayım diye yapan? Kızmayacam! Şikâyet edeyim, ileneyim diye yapan? Şikâyet etmeyecem, ilenmeyecem! Yalvarayım diye yapan? Yalvarmayacam! Bu bir inattır? İnattır… Kim inat ederse, o kazanacaktır…"

Rahmetli Yılmaz, bununla aslında 1963-74 arasının özetini verir ve direnişin ruhunu anlatır…

İmdi…

Öyle anlaşılıyor ki bu defa "Elyeli Yiğit" artık Kermia Kapısı'nda direnecektir.

63-74 arasında sırf mahvolalım diye, bizi dar bölgelere hapsedip, ekonomimizin boğulmasını sağlamak, Rum tarafının politikası idi…

Şimdi bizim aklı evvel politikacılarımızla, kendini burjuva zanneden "çarşı erbabımızın", ki şimdi gene 1950 söylemine geri dönüp, ekonomi konuşurken "çarşı" demeye başladılar; bu defa bize reva gördükleri kader bu: Kapalı kapılar arkasında, ayrıcalıklı birkaç kişinin, bütün toplumu batırması!

Kardeşim neden "batıyorsunuz"?

Bir Hammer cipin fiyatının, aşağı yukarı 40 yıllık asgari ücrete eşit olduğunu bilmiyor musunuz?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.