Mumu söndürmek...

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Mumu söndürmek...

Geçen haftayı, Muharrem Ayı'nın onuncu günü dolayısıyla Alevi canlarla birlikte geçirdim.

Benim Alevilik ile ilgim, bilindiği üzere çok eskiye dayanır.

Yetmişli yıllara…

O zamanlar bizim İstanbul'daki öğrenci yurdunun kalorifercisi olan, gencecik Seyit Yılmaz, çay sohbetlerimizden birinde bana ilk defa İslam'ın bu yorumundan bahsettiğinde, daha bu konu tabuydu.

Genç bir köylü çocuğu olan Seyit'in, Sıvas köylerinde öğrendikleri yetmeyince, imdada rahmetli Hüseyin Altaylı yetişirdi.

Konuşa konuşa baktım ki bunların "Alevilik" dedikleri şey, aslında bizim Kıbrıs'taki İslâm yorumundan öte bir şey değil.

Ritüelleri, dedeyi, ocağı falan yitirmişiz ama bize de İslâm diye öğretilen şey, tıpa tıp da bu…

Sonra bir gün, 1 Mayıs günü caddede yürürken, rahmetli dostumuz, kardeşimiz, genel sekreterimiz Naci Talât bana, "Yahu benim zamanım yok araştıramıyorum! Sen bir bak bakalım, bizim geçmişimizde Alevilik mi var, nedir? Örneğin Görneç, Kalavaç gibi köyler, hangi Rum ile karıştılar da şarap içiyorlar? Vardır bir hikmeti! Bakar mısın?" deyip, birkaç da kaynak önerdi.

Baktım…

Bakmakla kalmadım…

Köy köy gezip araştırmak bir yana, elime geçen bütün arşiv belgelerine de baktım…

Köylerde anlatılan meselleri, atasözlerini, deyimleri, menkıbeleri de aklımın erdiğince gözden geçirdim.

Naci haklıydı…

O zamanlar elimde yeteri kadar olmayan arşiv belgeleri ki sonradan yeterinden çoğunu elde ettim, de ayni şeyi söylüyorlardı.

Bir gazete yazsının boyutlarını çok aşar ama bu konuda yazdığım kitapların sayısı onu geçti.

En sonuncusu, İstanbul'da Kalkedon Yayınları'nın yayınladığı Kıbrıslı Türklerin Kökenleri ve Bektaşilik…

Adamızda iki adet Alevi/Bektaşi derneği var günümüzde, aralarındaki çelişkileri erteleyip; ortak noktalarda, ortak tavırlar içinde olmaları, Bektaşiliğin bir emridir; bunu da duyurup, geçeyim…

19.yy'da Sultan 2. Mahmut, yeniçeriliği ortadan kaldırırken, onların da tarikatı olan Bektaşi Tekkeleri'ni de yerle bir edip, kırım yaptığı için; değil yalnız bizde, Anadolu'da bile Alevi/Bektaşi'lik konusunda, tarihle günümüzün bağları büyük oranda kopmuş, yazılı kaynaklar ya saklanabilenlerle sınırlı veya sözlü edebiyat içinde korunabilmişlerdir.

1830'lardan yeni olan kaynaklarda, bu konuyu aydınlatabilmeniz mümkün değildir, zira "yok" farzedilmiş, tekkeler önce Mevlevilere, sonra da inadına Nakşi'lere verilmiştir.

Vakıf kayıtları bile, bu konuda o tarihin öncesine gidilmezse, size hiçbir şey söylemez.

Bu bakımdan zaten Yavuz döneminden beri yasak olan, kırıma uğratılan, Kuyucu Murat paşa döneminde kuyulara doldurulup katledilen bu kitle, bugüne kadar gelebildiyse, inadından gelebilmiştir.

Neden kaynaklanıyor bu inat?

Hiç kusura bakılmasın ve ırkçılık olarak da yorumlanmasın ama, Türk inadından…

Çünkü Alevilik ve Bektaşilik, İslâm'ın Türk yorumudurlar.

Alevilik köylü, Bektaşilik ise mektepli, şehirli biçimleridir.

Bu bakımdan aslen Kürt, Arnavut, Boşnak olan aleviler bile tanrıya Türkçe yalvarırlar, duaları Türkçe'dir.

Osmanlı, Selçuklu dönemlerinde Türkçe ortadan kalkmadıysa, bundan dolayıdır…

Bu konuda bunca araştırma yapıp, bu kadar kitap yazmış bir insan olarak, bugüne kadar çok semah görmüş ama işin doğrusu, hiçbir Cem Töreni görmemiştim.

Çünkü Bektaşilik'te dergâha, Alevilik'te ise "ocağa" dahil olmadan, Cem Töreni'ne giremezsiniz.

Tekke kalmadı ki girip, Bektaşi olalım…

Alevi ise olunmaz, ancak Alevi doğulur…

Ocağını kaybeden, yolun dışında kalır…

Bu defa, Alevi canlar beni Cem Töreni'ne davet ettiler.

Ayrıntılar bir kitap konusu olabilir ama kısaca anlatacağım!

Çünkü gizli…

Ve gizli olduğu için de haklarında sayısız ahlâksız dedikodular üretildi tarih boyunca…

Çünkü ne felsefesi ne de ayini, insanı cinsiyetine göre ayırmıyor!

Tam tersine, her cinsiyeti eşit gördüğünden, ayin de çocuklar dahil herkesle birlikte yapıldığı gibi görevlendirmeler de eşit yapılıyor.

Bu yaşta gidip gördük işte sonunda…

Yarın anlatacağım…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.