Başbakan anlayamamış!

loading
29 Kasım, Pazar
£

10.43

9.37

$

7.84

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Başbakan anlayamamış!

Başbakan İrsen Küçük, "HP ödeneğini altı ayda bire çıkarmamıza sendikalarımızın gösterdiği reaksiyonu, anlayamıyorum" demiş!

Vallahi eğer hepimizle ti geçmiyor da doğru söylüyorsa, ben de onun anlayamamasını anlayamıyorum.

Annan Planı dönemine kadar, HP ödeneğinin maaşlara konsolide edilmesi, her dört ayda bir defaydı.

Bunun fiili anlamı, yılda iki defa, HP ödeneği verilmesiydi!

Çünkü bütçe ile birazcık ilgilenen herkes de bilir ki üçüncü ödeme, bir sonraki bütçeye kalır.

HP ödeneğinin, 4 ayda bir ödenmesi demek, o bütçe yılı içerisinde, devlet planlama organizasyonlarının yaptıkları hesaplara göre, yılda iki defa ücretlere nisbi bir zam yapmak anlamındadır.

Sonra, malûm Annan Planı geldi…

Millet sokaklara döküldü…

200 bin kişilik memlekette 80 bin kişilik mitingler yapıldı.

İnsanlar, Kıbrıs Sorunu'nun bitirilmesini ve AB üyesi olunmasını istemekteydiler.

Gene bilindiği gibi, bir takım aklı evvellerle, bu halka sövmeyi meslek edinerek yüz yıldır siyaset yapanlar; Kıbrıslı Türkler'in açgözlü mahlûklar olduğunu, AB'nin parasına göz diktikleri için anlaşma istediklerini, her gece tv'lerde terennüm etmeye başladılar.

Bu o kadar ifrata vardı ki, Rum Yönetimi, bize acil bir yardım paketi hazırlayıp, para vermeye bile kalktı.

İkinci veya üçüncü mitingdi, halâ kulaklarımda, kürsüde Ferdi Sabit Soyer, "Biz para değil anlaşma istiyoruz, paranız sizin olsun!" diye Kliridis yönetimine bar bar bağırmaktaydı.

Tanığım da o mitinglerdeki 60-70 bin kişi olmalı.

Gerekirse, arşive dalar, tarihini de bulur, ertesi günün gazetelerinden, alıntıları da veririm.

Ancak, Kliridis'te kusur aramanın ne gereği vardı?

Sizi yönetenler, "Bunlar açgözlüdür, paraya memleketi satacaklar" dedikten sonra…

Ferdi Sabit'in o reaksiyonundan sonra, Rum tarafı sustu…

Ama bizimkiler, iddialarından vazgeçmediler.

Herhalde Türkiye'ye yazdıkları raporlarda da bunları söylediler ki onlar da elli yıldır sadece bunlara inandıklarından, ansızın HP Ödeneği'nin önce maaşlara konsolide edilmesi, sonra da artık her iki ayda bir ödenmesi icadını, gene bunlar çıkardı.

Bu şu demekti:

Eğer o güne kadar 100 lira maaş ve örneğin yılda iki defa da %7.5 HP alıyorsaydınız; önce maaşınız 115 liraya çıkıyordu.

Sonra da hayat pahalılığını 115 lira üzerinden, iki ayda bir, bütçe tekniği açısından, yılda beş defa ödeniyordunuz.

Bunu yapan, o günün UBP-DP hükümetidir…

Bize para veriyorlardı ki, AB parası istemeyelim ve referandumda "Hayır" diyelim…

Oysa Ferdi'ydi haklı olan…

Millet para değil, anlaşma, dünya ile bütünleşme, ürettiğini satabilme ve üretimini artırıp, 40 yıldır yaşadığı parazit hayatını terk edip, dünya insanları gibi yaşamak istiyordu.

Kazancının artmasını elbette herkes istiyordu ama gidip Ankara'da dilenerek değil; çalışıp üreterek…

Onun için, referandum'da %65 Evet dedi, Annan Planı'na…

Bu ne demekti?

Verilen rüşvet, işe yaramamıştı…

Öyle mi?

Rüşveti veren, beklediğini alamayınca, pusuya yattı…

Hükümetten gittiği için, hiçbir şey de yapamadı…

Ama öte yandan, kamunun cari giderleri de katlandıkça katlandı.

Rakkamları yanlış hatırlayabilirim.

Ama biz hükümete geldiğimizde, aşağı yukarı aylık 80 trilyon vergi toplayıp, 75 trilyon da maaş ödemekteydik.

Sonuna geldiğimizde, topladığımız vergi gene aynıydı!

Çünkü inşaat sektöründen gelen para da kesildiği için, kalanlara bir kuruş daha vergi koysak, hepsi batıp; özel sektör çalışanları da işsiz kalacaklardı.

Zira, dünya ile bütünleşme hedefine varamamıştık ki üretim büyüsün ve vergi gelirleri de artsın!

Ama ayni miktarda vergi toplarken, ödediğimiz maaş toplamı, o "rüşvet yasası" yüzünden, 145 trilyon dolaylarındaydı…

Katlana katlana…

Batmamızın sebebi de buydu…

Şimdi, verdikleri rüşveti, geri istiyorlar…

Çünkü Hayır demediniz…

Yanınıza mı bırakacaklardı?

Burası meclis kürsüsü değil…

Kahvede lâf atar gibi, başbakanlık edilmez sayın abim…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.