Cenevre'de ne olur?

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Cenevre'de ne olur?

New York Görüşmeleri'nde dağ fare doğurunca, BM Genel Sekreteri'nin tarafları Ocak ayı sonunda Cenevre'de toplanmaya çağırması, o günlerde, özellikle bizim tarafta, insanların ümitlenmesine yol açmıştı.

Şimdi ortaya çıkan son durum, Cenevre öncesinde ümitlarin boşa çıkacağını gösteriyor, inşallah yanılırım.

Çünkü tarafların ikisinin de durumlarından bir milim vazgeçmeye, şimdilik niyetinin olmadığını gösteriyor.

Başlıklardan herhangi biri hakkında bir anlaşma, henüz yoktur.

Ne Güç Paylaşımı, ne Mülkiyet, ne Güvenlik konularında, taraflar bilinen pozisyonlarından esneyeceklerine dair bile bir emare ortaya koymamışlardır.

Rum Tarafı, bütün bu başlıklar üzerinde anlaşmaya varıldıktan sonra, Garantiler konusunu görüşmek üzere bir uluslar arası konferans toplanmasını ancak o zaman kabul edebileceğine dair tavrını sürdürdüğüne ve durum da bu olmadığına göre, Cenevre'de uluslar arası bir konferans toplanması şansı da bulunmamaktadır.

Gene Rum Tarafı, hakemlik veya takvim de kabul etmeyeceğini bildirdiğine göre, istemesek bile, dağ gene fare doğuracaktır diye endişeliyim işin doğrusu…

Bizim tarafa gelince; aslında biz de "federasyon" deyip, "konfederasyon" talep etmekteyiz.

Nasıl ki onlar da "federasyon" deyip, üniter devlet murat etmekte iseler.

Gerçeğe bakarsanız ne söylediğiniz değil, nasıl bir düzen talep ettiğinizidir önemli olan…

Örneğin İsviçre'nin resmi adı Konfederasyon'dur ama aslında tam bir federasyonun en güzel örneğidir.

İspanya Krallığı veya Birleşik Krallık da isimlerinde federasyon adını taşımamakla birlikte, hiç de Fransa tarzı üniter devletler değiller.

ABD belki de konfederasyon diye isimlendirilebilir yaşanan İç Savaş ve Anayasası'na rağmen…

Ama gerçek bir federasyondur…

Rusya'nınsa adı federasyondur ama öyle midir, değil midir, çok su kaldırır.

Bu bakımdan ne dediğiniz değil, ne istediğiniz önemlidir.

Örneğin bizim taraf, "iki ayrı egemen devletin oluşturacağı bir federasyon"dan bahsederken, buna alenen ve resmen konfederasyon denildiğini bilmiyor mu?

Hadi bilmiyor…

Ve biz de diyelim ki Rumlar bunu kabul etti…

Limasol'un beş mil açığında bir petrol ya da gaz rezervi bulunursa yarın ve onlar da "bu bizim egemenlik alanımız, size ne?" derlerse ne halt edeceğiz hiç düşündük mü?

Gene mi "Gahbe Urum-Yunan ikilisi" mavalına geri dönülecek?

Bu mudur hedeflenen?

Beri yandan, Rum tarafının bu meseleyi Türkiye'nin AB üyeliğinde düğümler tarağa gelinceye kadar sürüncemede tutup, o koşullarda kendine en avantajlı şartlarla çözmek isteyeceği öteden beri bilinen bir politik çizgiydi.

Kendi açılarından da son derecede haklılar.

Onlar Sarkozy ile Merkel'i kullanıyor bu amaçla, onlar da bunları…

Diplomasi, liselerde oynanan "aytışma" oyunlarından çok farklı bir oyundur.

Görüşme masasında, kimsenin size gerçek niyetini söylemesini bekleyemezsiniz.

Meşhur lâftır: "Neyi söylediğine değil, neyi söylemediğine bak!"

Bu bakımdan, içerde sadece "anlaşamadığızda anlaştık" dedikten sonra, kapıyı açıp tv'lere, "İki tarafın birbirini dinlediği ve anladığı çok verimli bir görüşme yapılmıştır" diye beyanat verildiğinin göz şahidi de olmuş birisi olarak, Cenevre'de ne olacak sorusuna verilecek yanıtı, şimdiden söyleyebilirim:

"İki taraf ve BM Genel Sekreteri'nin birbirlerini anladıkları, verimli bir görüşme" olacak…

Kıbrıs'taki iki halkın birbirini yemesi, 2.Dünya Savaşı sonrası başlamadı…

Ama o konjenktür, meseleyi bir dünya sorunu yaptı…

Türkiye'nin Kıbrıs'a asker çıkarma kararı da 1974'te alınmadı.

Kıbrıs İstirdat Planı (Kıbrıs'ı geri alma planı) 1958'de yapıldı…

Ama konjonktür, 1974'te olgunlaştı…

Şimdi de dünyada 2. Dünya Savaşı sonrası konjonktür evet çatladı ama dağılmadı…

Dünyayı yönetenlerin bu soruna olan ihtiyaçlarının, eskisi kadar güçlü olmadığı ortada ama çözüm konjenktürü olgunlaştı mı?

Ona bakmak lâzım…

Ben Cenevre'ye böyle bakıyorum…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.