Tavla oynar mısınız?

loading
29 Kasım, Pazar
£

10.43

9.37

$

7.84

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Tavla oynar mısınız?

Hayat boyu şans oyunları ile aram olmadı…

Belki de bundandır, piyango bileti bile almam.

Fıkrayı bilirsiniz:

Temel ölmüş… Bütün ömrü boyunca, mütedeyyin, iyi niyetli, melek gibi bir adammış. Bir tek dileği olmuş Allahtan, bir defacık bir piyangodan ikramiye kazanmak. Hiç kazanmamış! Ölüp de Araf'a gidince, melekler Tanrı'ya sormuşlar:

"Tanrım, bu çok iyi bir adamdı… Hayat boyu sizden bir tek dilekte bulundu, onu da yerine getirmediniz! Bir küçük ikramiye kazansaydı, ne iyi olurdu?"
Allah cevap vermiş:

"Ben ona küçük değil, büyük ikramiyeyi kazandıracaktım ama hiç bilet almadı ki!"

Ben de o hesabım…

Ancak, Kıbrıslı Türkler'in Tarihi'nin ikinci cildini yazmak için malzeme toplarken, Aşık Oyunu'nun Göktürkler'de de oynandığını saptamış ve bundan acaip biçimde, keyiflenmiştim.

Böylece, hem oyunun bize nereden geldiğini meydana çıkarmış hem de benim de çocukluğumda oynadığım bir oyunun, en azından on dört yüzyıllık geçmişi olduğunu öğrenmekle, kültürü oluşturan ögelerden birinin, kültürün akışkanlığının bir örneğini tespit etmiş olmakla, mutlu olmuştum.

Göktürkler, MS 600'lerde yaşamışlardır.

Ama açıkca söylemek gerekirse, o oyunun Göktürkler'e nereden gittiğini araştırmak, o dönemde hiç aklıma gelmediydi.

Belki de onların göçebe bir çoban toplumu olmaları hasebiyle, oynayacak koyun kemiğinden başka bir şey bulamadıkları gibi fikir, düşünmüşümdür o zamanlar.

Sonradan, başka başka kaynaklarda okuduğum, başka bilgiler de aklıma takıldıkça, " kazın ayağının" biraz değişik olduğunu gördüm.

Meğer, Eski Yunan'ın Artemis heykellerinde, Tanrıça'nın etekliği, bizim bugün tavla kutularının zeminindeki kullandığımız, desenle bezeli imiş.

Bu desen, Artemis'e Hititler'in İyi Talih ve Şans Tanrısı Runda'dan geçmiş.

Eski Efes'te, bu desen belirli bir zemine çizilir ve rahipler bunun üzerinde, erkek geyik aşık kemikleri yuvarlayarak, bir tür kutsal fal bakarlar, kehanette bulunurlarmış.

Böylece bizim tavla oyunu ile aşık kemiğinin kökeni, gidip, MÖ 1500'lere takıldı...

Aşık Kemiği'ne kutsiyet atfeden bu inanç, Eski Yunan'dan kervanlarla Mezopotamya'ya, oradan da Orta Asya'ya geçmemiş.

Buyurun...

Peki, bu inanç, Hititler'e nerden gelmiş?

Prof. Ekrem Akurgal'ın çalışmalarından, Hititler'in Anadolu'ya sonradan göçle gelen bir topluluk olduklarını, onlardan önce Küçük Asya'da Hattiler diye bir başka uygarlık bulunduğunu ve Hititlerin Anadolu'ya egemen olduktan sonra, kendilerinden daha uygar olan Hattiler ile özdeşleştiklerini öğrenmiş bulunuyoruz.

Hitit dininin de, büyük ölçüde Hatti dininin bir kopyası olduğu bilinmektedir. İyi Talih ve Şans Tanrısı'nın da Hititlere Hattiler'den geçtiği bilinen bir gerçek.

Demek ki, tavla ve aşık kemiğinin tarihini, oraya götürmek gerek. Oraya gittiğimiz vakit de zamanın hangi boyutuna vardığımızı biliyor musunuz?

Maden Çağı'na...

Tarih Öncesine...

Yani MÖ 5000'lere...

Tarihin başına...

Meğerse bizim oyunun tarihi bin dört yüz değil; yedi bin küsur yıllıkmış...

Seba -i dü atıp, karşı tarafı altı kapıya alırken, bunları da bilmekte, yarar var.

O zaman, kültürün ne kadar sürekli, nasıl etkileşimli ve ortak bir veri olduğu ortaya çıkıyor.

Hiçbir normal insan topluluğu, tarihi tek başına yaşamamıştır ki, sırf kendine özgü bir tek kültürün sahibi olsun!

"Hade be, kemik" diye zar atarken, kime yalvarıyorsunuz?

Kağıt gelmedi diye ilenirken, yakardığınız kim?

Ya meraklıları rulet masalarının başında, kimden şans dilenmekteler?

Allah'tan mı?

Kur'an -ı Kerim'de şans oyunları, kumar ve fal yasaklandığına göre, bu olamaz...

Artemis'ten mi bekleniyor o "iyi talih", Kibele'den mi?

Yoksa Runda'dan mı?

Hititlere, Hattiler'den geçen o kadim tanrıdan mı?

Bakın, bir koyunun aşık kemiğinin, bizi getirdiği yere!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.