Adil ol canımı ye...

loading
29 Eylül, Salı
£

10.00

9.09

$

7.79

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Adil ol canımı ye...

Tarihin başından beri, Anadolu'yu yöneten gücün, Kıbrıs'a bigâne kaldığı hiç olmamıştır!

Hititiler'den beri…

Kısa Fenike, Mısır, Arap ve Haçlı dönemlerinin ardından, ada hep Anadolu'daki gücün etkisi altında olmuştur.

Hititler, Persler, Romalılar, Bizans ve Osmanlı…

İngiliz dönemi ise gene Mısır ile ilgilidir.

Hindistan yolunu emniyete almak isteyen İngiltere, Mısır'a egemen olmak için, adaya ihtiyaç duymuştur.

Çok kısa bir süre içinde, Mısır'ın da ele geçirilmiş olmasının, Kıbrıs'ın stratejik önemini ortadan kaldırdığını yazar ünlü diplomat Sir Ronald Storrs…

Osmanlı'da ise tam tersi olmuştur.

İmparatorluk, Mısır yolunun güvenliğini sağlamak için adaya ihtiyaç duymuştur.

Ama strateji dediğiniz zaman, bu spor olsun diye, ya da şan olsun için yapılan bir iş değil, daha büyük asıl çıkarı korumak için, bir araçtır.

Bu bakımdan, o asıl amaca varacak ya da asıl amacı kullanacak gücünüzün de olması gerekir.

Örneğin günlük enerji ihtiyacınız diyelim ki 10 bin varil petrol iken, 100 bin varillik kaynakları denetleme girişiminizin ve buna göre hesap yapmanızın, anlamı yoktur.

Çünkü hem o amac sizin işinize yaramaz ve hem de zaten o kadarcık kaynakla, o kadar büyük çıkarları koruyup kollayacak güç biriktiremezsiniz, elinizden alı verirler.

Örneği çok…

Osmanlı'nın Mısır'ı ele geçirip, Sudan'a sarkacak gücü olduğu günlerde, Hint Okyanusu'nda Portekizliler ile at yarıştırdığı günlerde, Kıbrıs'a ihtiyacı vardı.

Kendisinin vassal devleti, yani alt yönetimi olup, her yıl vergisini de ödemesine bakmadan, bastı; aldı…

Rus ordusunun Yeşilköy'e dayandığı 1878'de ise artık o çıkarları koruyacak gücü olmadığından, İstanbul'un korunması için, İngiltere'ye devretti…

Çünkü o günkü çıkarı da bunu gerektiriyordu.

Başkent, bir adadan önemli idi elbette…

Ama tarih bize şunu gösteriyor ki: Anadolu'yu yöneten gücün, bölgede etkili olması için, Kıbrıs'a ihtiyacı vardır.

İngiliz Başbakanı Benjamin Disraeli, boşuna "Kıbrıs ön Asya'nın anahtarıdır" dememiştir.

Türkiye'yi yönetenlerin, bunları bilmemesi düşünülemez…

Bu bakımdan, Kıbrıs'ta kültürel, tarihsel ve askeri varlık nedenleri olan Kıbrıslı Türkler'i, ruhen kaybetmenin, bütün iddialarını ortadan kaldıracağını da bizim söylememiz gerekmez.

Biliyorlardır…

Kıbrıslı Türkler açısından bakınca:

Ayrı bir siyasi irade beyanında bulunduğumuz 1958 Haziran ayından beri, özellikle BM'nin de kabul ettiği bir referandum iradesi de ortaya koyduktan sonra, özgün bir halk olduğumuzun, uluslar arası hukuk nezdinde de 1960 anlaşmalarından çok daha ileri boyutta tescil edildiğini unutmadan; biz de bilmekteyiz ki arkamızda Türkiye desteği olmadan, iddiamızı ileri boyutlara götürmemizin olanağı yoktur.

Tarihsel, kültürel, ve hatta etnik bağlarımızı bir yana bıraksak bile, bu bölgede, Türkiye çapında bir müttefikten yoksun kalmayı, İran bile göze alamaz!

Nerde kaldı öteki bağlar?

Ben adada eşitliğe dayalı bir federasyon yönetimi altında birleşip, AB'ne katılma düşüncesinin, sonuna kadar ardında olanlardanım!

Ancak bu hegomonyacı Rum yönetimini kabullenmek demek değildir!

Türkiye'yi inkâr etmek, hiç değildir.

Ama beri yandan Türkiye bürokrasisinin aşağılamaları da insaf boyutunu aşıyor!

Birbirimize, ihtiyacımız vardır.

Tarihsel bağlarımız da bunu kolaylaştırıyor.

Ancak, her iki taraf da bunun farkında ve saygılı olmalıdır.

Sayın Erdoğan, siniri geçmiş olmalı ki "Bu küçük bir grubun işi" dedi dün ve ekledi: "Ama KKTC hükümeti de bunlara gereğini yapmalıdır…"

Dünkü Sabah gazetesinin köşe yazarlarından sevgili Engin Ardıç'ın yazısının başlığı ise ne idi biliyor musunuz? "Artık Kıbrıs'tan çekilmenin zamanı geldi"!

Şimdi AKP hükümeti ve bağımsız Türkiye yargısı, Engin Ardıç'a ne yaparsa, bizimkilere de burada ayninin yapılmasına, hiçbir itirazım yok!

Üstelik Ardıç, eskiden Yunanlı sevgilisi olduğunu yazıyor…

"Öte tarafla bağlantılı" yani…

Şeriat adil kessin parmakları, itiraz eden ne olsun?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.