Öfke ile kalkan...

loading
1 Aralık, Salı
£

10.46

9.39

$

7.85

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Öfke ile kalkan...

Kıbrıs Sorunu'nda düğümlerin tarağa gelme ihtimalinin olduğu önümüzdeki aylara girilirken, Kıbrıslı Türkler ile Türkiye hükümetinin, tarihlerinin en kötü durumunu yaşıyor olmalarını, meseleyi soğuk kanlı düşünen kafalar, algılamakta güçlük çekiyorlar.

Özellikle Türkiye Başbakanı sayın Erdoğan'ın yanlış bilgilendirilmeye dayalı olduğu izlenimi veren keskin çıkışından sonra ortaya çıkan kriz, etkisini sürdürüyor.

"Yanlış bilgilendirme" diyorum çünkü, meydanda Rum olmadığı gibi Türk bayrağı da vardı, alındığı pankartlara itiraz da…

İtiraz hem meydandaki kitleden ve hem de kürsüden dile getirilmişti. Kıbrıs bayrağı şu bu meselelerine girmeyeceğim.

Ama sonuçta üç beş provakatörün sebep olduğu durum, birilerinin başbakana mitingin yalnız göstermek istedikleri kısmını gösterdikleri anlamına gelir.

Aksi durum, burada konuşulan, Türkiye'nin Kıbrıs konusunda tavizler vermeye hazırlandığı ve şimdiden bunun yolunun yapıldığı iddiasının, daha çok dillendirilmesine neden olacaktır.

Bir haftadır devam eden süreç, akıl yolu ile sonlandırılmazsa, bundan herkesin zarar göreceği açık!

Ne var ki ben ilk defa, Türkiye basınında, tv'lerinde, "bu insanlar başka bir tarih yaşadı, farklı bir kimliğe sahipler" denildiğini duyuyorum ki bu bile bir şeydir.

Kıbrıs'ın kuzeyindeki ekonomik, politik ve hatta sosyal sistemin, yapısal kusurlar taşıdığını kabul etmeyen yok!

Zaten "dünya ile yüzleşme" iddiası da bunun için ileri sürülüyor yıllardan beri.

Çünkü bu "yapı"nın nedeni, dünyadan kopuk bir mandrada, tek başına yaşayarak, dünya değerlerini aşıp; dünyada değer olmayan değerleri, değer haline getirmiş olmaktan kaynaklanıyor.

Elbette ki dünya üzerinde, nüfusa oranla bu kadar memuru olan bir başka sistem yok!

Elbette ki dünya üzerinde, iş ararken, kendi özelliklerinizin ötesinde bir siyasi partiye yamalanmak fikri, bizden başka kimsenin aklına gelmiyor.

Elbette ki dünyada, yatırım yapacak yatırımcıya, devletin arazi vermesi gibi bir uygulama yok!

Elbette ki yeryüzünde, ev, arsa, tarla, bahçe edinmenin yolu, çalışmak ve tasarruf etmektir; bizdeki gibi parti delegesi olmak değil…

Elbette ki dünyanın hiçbir ülkesinde, politikacı oy isterken seçmene ev, iş, tarla, bahçe, kredi vaadinde bulunmaz…

Elbette ki dünyada hiç kimse üretmediği bir değeri talep etme cüretini aklından dahi geçiremez…

Elbette, elbette, elbette…

Ancak…

İki şey unutulmamalıdır…

Bir: Bu düzeni kuran, tek başına Kıbrıslı Türkler değildir… Uzun yıllar TC büyükelçisi, bakanlar kurulunda oturmuştur… Yapılan her icraattan, bire bir, Türkiye'nin haberinin olması icap eder…

İki: Ürettiğini satamayan bir ekonominin, ayakları üzerinde nasıl durup da üretime devam edebileceğini; dünyadan izole ve sınırlı ulaşım yollarına sahip bir ekonominin nasıl turizm yapacağını, bir tek fiber optik kablo ile dünyaya bağlanan bir ekonominin nasıl serbest liman, üniversite, off shore bankacılık yapabileceğini, biri bize anlatmalıdır.

Yoksa elbette ki yapısal sorunlar vardır ve bunlar çözümlenmelidir…

Kim buna karşı çıkıyor ki?

Ama sadece tasarrufla, zaten canı çıkmış üretimi küçültmekle veya Türkiye'den buraya sermaye aktarmakla, bu çıkmazın aşılacağını hayal etmek, aklın yolu değildir.

Çünkü, o sermaye de sonuçta buranın politik koşullarının kendinin elini kolunu bağladığını görecektir. Türkiye üzerinden dünyaya açılmak, çare olsaydı; bize olurdu…

Maliyetleri yükselttiği için rekabet şansınızı düşüren o seçenek, sonunda Türkiye sermayesinin de boğazına oturur!

Hesap, "ben oraya yerleşeyim; sonra da bırakayım çözüm olsun, AB içinde yatırımım işletmelerim olur " ise, o başka tabii…

Ama o noktadan sonra Kıbrıslı Türkler ile Türkiye ilişkileri hangi boyuta varır?

Onu da kestirmek zor…

Uzun lâfın kısası: Oturup ağızlı yüzlü konuşmak zorundayız.

Yoksa öfke ile kalkan, zarar ile oturacaktır…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.