Türkçülük düşüncesi nasıl doğdu? (3)

loading
23 Kasım, Pazartesi
£

10.49

9.33

$

7.88

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Türkçülük düşüncesi nasıl doğdu? (3)

"Irk esasına dayalı bir politik Türk milleti oluşturma düşüncesi, pek yenidir. Gerek şimdiye kadar Osmanlı devletinde, gerekse gelip geçen diğer Türk devletlerinin hiç birisinde, bu düşüncenin bulunduğunu sanmıyorum... Tanzimat ve Genç Osmanlılar hareketlerinde de Türkleri birleştirmek düşüncesinin varlığına dair bir işarete rastlamadım... Son zamanlarda İstanbul'da Türk milliyeti arzu eden bir merkez, oluştu; bu merkezin oluşmasında Osmanlılar'la Almanlar'ın ilişkilerinin artmış olmasının, Alman lisanına ve özellikle Almanlar'ın tarih disiplini ve dil konularındaki araştırmalarına vakıf olan Türk gençlerinin, hayli etkisi olduğunu sanıyorum... Osmanlı ülkesinin İstanbul'dan başka yerlerinde, bu düşüncenin yandaşları olup olmadığını bilmiyorum... En çok Türklerle meskûn Rusya'da, Türkler'in birleşmesi düşüncesinin, çok gizli bir biçimde oluşmakta olduğunu biliyorum. Henüz doğmuş, müslüman olmaktan ziyade Türk'tür… Kafkasya Türkleri'nde de bu düşüncenin olması gerek... Kuzey İran Türkleri'nin ne derecede Türklerin Birleşmesi'nden yana olduklarını bilmiyorum. Ne olursa olsun, ırka dayalı politik bir millet yaratma düşüncesi, henüz çok yenidir ve pek az duyulmuştur."

Küçük bir alıntı yaptığımız bu makale, ilk defa 14 Nisan 1904'te Kahire'de basılan Türk dergisinde yayınlanmış olup, sonradaN Komünist Manifesto gibi Türkçülüğün Manifestosu olarak kabul edilen, Yusuf Akçura'ya ait, Üç Tarz-ı Siyaset'tir.

Kahire'de yayınlamıştır, çünkü İstanbul'da ulusçuluk henüz yasaktı…

Akçura, Kazan'lı bir Tatar'dır…
Türk Yurdu Dergisi'nin lll/9 sayısı'nın 260. sayfasında "Ben insanlığın yaşamında, asıl etken olanın maddi gereksinimler, ve onlardan kaynaklanan maddi güç olduğuna inananların savunucularındanım. İnsanlık toplumunun ilerlemesinin kaynağında mide olduğu düşüncesine sahibim." der…

Yazar, Sırat-ı Müstakim dergisinde 21 Ekim 1910 günkü sayının 119 ve 121. sayfalarında ise şöyle yazmaktadır:

"Marx ve tilmizleri, materyalistlikte biraz aşırıya kaçmış olabilirler. Fakat midesi olan kimse yadsımaya yönelemez ki, kişisel ve toplumsal uğraşların en önemli etkeni aç kalmamak, doymak ve hatta biraz da israf etmek ve böyle yaşamak yönünde insanın yapısından gelen bir istektir... Gerek tarihin incelenmesinde, gerekse siyasetin yönetiminde materyalizmi kendilerine önder seçenler, idealistler'den daha az yanılırlar."

1912'te tam da Sebi-ül Reşat dergisi bunlara saldırırken, İttihat Terakki de Balkan Harbi'nde bütün Rumeli'yi yitirince, Osmanlıcılık'tan; Türkçülük'e çarkedip, hiç olmazsa "Kızıl Elma'yı kurtaralım" politikasına geçip, kendine "Tatarların"kinden farklı bir Türkçülük teorisi kurmak üzere, yani bir ideolog bulur: Bir Kürt olan, Ziya Gökalp!

Bu bir fikir adamı olarak değerini zedelemez!

Bir zul de değildir, çünkü ulusal kimlik, etnik kimliğin bir uzantısı değil, modern bir kişisel tasarımdır.

Helen ulusçuluğunun önderleri arasında da dünya kadar Arnavut, Pomak ve Bulgar bulunmaktadır.

Istanbul gazetelerinde de "Devlet-i Ali Osman" yerine ilk defa "Türk hükümeti", "Türk ordusu", "Türk hakanı" lâfları görülmeye başlanır!

1912'de...

Gökalp de değerini bugün de korumaya devam ediyor bence.

Türkçülüğün Esasları, günümüzde de okunması gereken bir eserdir…

İttihatçılar ile Yusuf Akçura'nın yıldızı hiç barışmamıştır!

Turancı geçinen bu adamlar, Turancılık'ın babasını, hiç benimsememişlerdir...

Atatürk ise Akçura'yı hep taşımıştır...

1919'da, İstanbul Türk Ocağı salonunda verdiği bir konferansta söyledikleri, bunun nedenlerini ortaya koymaktaydı.

Akçura, iki türlü Türkçülük olduğunu; bunlardan birinin emperyalist, ikincisinin ise demokratik karakterli olduğunu, kendisinin, ikinciden yana olduğunu, kendi milletinizi kurtarırken, başka milletleri ezmek gibi bir hedefinizin olamayacağını, bunun söz konusu düşüncenin ruhuna aykırı olacağını söylemekteydi.

Değil kendi milletinizin bir kısmını hor görmek.

O Türkçülük fikrinin babasıdır...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.