Öyle bir papaz gördüm ki!
Son bir ay içinde ikinci defadır ki güney Kıbrıs'taki üniversitelerden, aldığım davetleri kabul edip, gidip Rum öğrencilere, bildiğim kadarıyla istenenleri anlatıyorum.
İlki, iki hafta önceydi! Kıbrıs Üniversitesi'nde Prof. Niyazi Kızılyürek'in sınıfında, Kıbrıs Türk Solu'nun Tarihi'ni anlattım.
Gerçek bir üniversitede olması gerektiği gibi, kendi solları ve milliyetçilikleri hakkında ne düşünüyorsam, hiçbirini gizlemeden.
Orada söylediklerimin bazısını burada söylesem, kavga çıkar.
Yanlış anlaşılmasın! Rum solu hakkında söylediklerimin
Sınıf bir doktora sınıfıydı
Gençler, büyük bir olgunlukla dinleyip, öyle akıllı sorular sordular ki büyük zevk aldım
Biri Akritas Planı'nı sordu meselâ, anlattım
Yorgacis'i soran oldu, AKEL'i soran oldu
Bildiğim ve düşündüğüm her şeyi anlattım.
Ders bittiğinde, tekrar görüşmek üzere sözleşip, ayrıldık
Dün ise Kıbrıs Teknoloji Üniversitesi'nin Hemşirelik Okulu'nda, Dr. Christiana Kouta'nın dersinin konuklarından birisiydim.
Konu: " Kıbrıslı Halkların, Dinleri. Dinin ortak ve ayrı ayrı halkların kültürlerine etkileri "
Bu bir doktora sınıfı değil, lisans sınıfı idi ki önyargıların daha yüksek olduğu bir zemin demektir.
Benden başka, Maronit bir akademisyen, Ermeni bir diş hekimi ve bir de Ortodoks papaz! Konuşma heyeti bu
Ben, herhalde biraz da bir jest olarak, son konuşmacıydım.
Yanımda oturan Maronit arkadaşım, Rumca söylenenlerin tümünü, kulağıma eğilerek, tercüme ediyor.
Benden önce söz verilen Rum Halkı'nın dinini temsil eden Peder Georgiou, lâfa öyle bir cümle ile başladı ki; küçük dilimi yutuyordum: "Eğer, karşınızdaki bir insanın ya da toplumun, kendi tarihinin ona dayattığı değerlerine ve kimliğine saygı duymayı öğrenmeden, ya da bu saygıyı bir yana bırakarak; ona sırf sizden farklıdır diye düşman oluyorsanız, bilin ki siz Hazreti İsa'nın yolunda değilsiniz! İyi Hristiyanlar olamazsınız "
Yalnız ben değil, salonun da ağzı bir karış açık kaldı herhalde
Ben kendi hayretimden, kimseyi görecek halde değildim çünkü
Ve sonra, bu günkü "ekümenik" dünyada, farklılıkların bir zenginlik nedeni olduğundan başlayıp, lâfı globalizme öyle bir getirdi ki! Karşımda sanki de bir Ortodoks din adamı değil, Bektaşi ereni konuşuyor
Sıra bana geldiğinde, "Muhterem peder" dedim, "yani siz kafaya koydunuz bizi vaftiz edip göndereceksiniz? Bu ne?"
Cevaben, "Bu hristiyanlıktır" dedi "Ya bizim bildiğimiz değişti, ya da siz " dememe kalmadı, "Din" dedi, "öyle yarım saatte anlatılacak bir şey değil ki! Bunun tefekkürü var ki din asıl odur "
"Tam adamını buldun" dedim ben de içimden, Mevlâna'dan başlayıp, Hacı Bektaş'tan çıkan bir konuşma yaptım, yazılı konuşmamı bir yana bırakıp!
"Dört kitabın dördü de bir"den başladım, Kira Hatun'dan çıktım
"Bu da İslâm tefekkürü işte "
Bu arada şunu da söyledim: "Bizde ne zaman çözümden söz açılsa, 'bu kilise ile mi?' deriz. Eğer, Ortodoks papazlar, muhterem peder gibi düşünmeye başladılarsa, yolumuz açılıyor demek ki!"
Genç papazın, yüzünün kızardığını fark ettim.
Sonsuz derecede mütevazı bir genç de ayni zamanda
Uzatmayalım.
Söylenenlere salondan bir tek kızdan itiraz geldi
Onu da cevapandırdık sanırım
Çünkü ayrılırken, gülümsemekteydi
Ve başka bir konferansta, Hristiyan ve Müslüman tefekkürünü konuşmak üzere, sözleştik
Yıllar önce Fulbright Center'deki bir tartışma toplantısından sonra, Serdar Denktaş'a, "İlk defa Rum tarafında Türkler haksız değil diyen bir akademisyen duydum, bir şeyler değişiyor dikkat!" Demiştim
Arkasından Annan Planı süreci geldi
Bu defa, kilisede bir şeyler değişiyor
Bunlar entelektüellere benzemezler, ona göre
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.