Tsunami beni vurdu... Ahhh...

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.55

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Tsunami beni vurdu... Ahhh...

Oğlum Ada'yı okula bırakmış dönüyordum.

Arabanın radyosundan, Sami'nin sesi bana Japonya'daki deprem ve tsunamiyi duyurdu.

Eve koşup, televizyonu açtım…

Uzunca bir süredir, ben de kalp sorunları yaşamakta olduğum için, "her kalbi olan" insan gibi, aklıma Nazım Hikmet'in şu şiiri geldi…

Angina Pectoris…

Yarısı burdaysa kalbimin
yarısı Çin'dedir, doktor.
Sarınehre doğru akan
ordunun içindedir.
Sonra, her şafak vakti, doktor,
her şafak vakti kalbim
Yunanistan'da kurşuna diziliyor.
Sonra, bizim burda mahkûmlar uykuya varıp
revirden el ayak çekilince
kalbim Çamlıca'da bir harap konaktadır
her gece,
doktor.
Sonra, şu on yıldan bu yana
benim, fakir milletime ikrâm edebildiğim
bir tek elmam var elimde, doktor,
bir kırmızı elma:
kalbim...
Ne arteryo skleroz, ne nikotin, ne hapis,
işte bu yüzden, doktorcuğum, bu yüzden
bende bu angina pektoris...
Bakıyorum geceye demirlerden
ve iman tahtamın üstündeki baskıya rağmen
kalbim en uzak yıldızla birlikte çarpıyor...

Ve sanki de aptala malûm olurmuş gibi, dün Cyprus University of Technology'de, Rum öğrencilere söylediklerim.

Evren karşısında bu kadar güçsüz, bu kadar önemsiz ve bu kadar çaresizken, birbirimize yaptığımız bu zulümün anlasızlığı!

Ve o çocukların beni alkışlarla uğurlamaları…

Bugün sabah, mailboxumu işgal etmeleri…

Eleni, Maria, Christiana…

O uzun saçlı, sakallı oğlanın kapıda bana, "stogalo comrade" demesi…

Türkçe bilse ve kimliğini gizleyerek, kılığını değiştirip burada konuştursam, Bektaşi Babası sanılabilecek olan o Hristiyan mütefekkiri "sevgili" genç papaz…

Ve televizyondan yükselen Sayın Fehmi Oktay'ın "sarsıntılar devam ediyor" diyen sesi…

Japon parası yen'in hemen değer kaybetmeye başlaması…

Rusya'nın Pasifik kıyılarında verilen tsunami alarmı…

İnsanın, doğa karşısındaki önemsizliği…

Ve biz çaresiz, önemsiz küçük mahlûkların; bu aptalca kendine güveni, bu sersem kendini önemsemesi, bu geri zekâlı, soruncukları…

Bu geçici, kısa, önemsiz hayatı; birbirimize zından etmek için çevirdiğimiz türlü namussuzluklar.

Daha kaç saat daha bu hayatta var olabileceğimizi bilmeden, dünyayı kendimiz yönetsek, bunun gerçek karşısındaki önemsizliğinin farkında olmamamız…

Sanki de dün o Rum öğrencileri görünce karşımda, aptala malûm olmuş gibi…

Sanki de o çocuk yaştaki papaz, bana evreni hatırlatmış gibi…

Sanki de o huysuz milliyetçi Rum kızın kendine ve doğru olduğuna ve kendinin her şey olduğuna değgin sorularını sürerken, bu sabah olacakları sezmişim gibi yaptığım o konuşma!

Hani en sonunda onu da gülümseten…

Hani salonun kapısında seçim yatırımı yapan AKEL'ci ve DİSİ'ci çocukların hiç ilgilerini çekmeyen!

Hani o salondaki çocukların bu sabah beni mail bombardımanına tuttukları…

Hani o…

Hani o dün akşam, bizim gruba konserde okumayı önerdiğim ilâhi…

Sabah kalktım ve beşik gibi sallanan sular altında kalmış Japonya'yı gördüm, naklen yayında…

Hani o "şeker de yiyebilsin" diye kapıları çalan kızın memleketini…

Hani o…

Hani o bana ne kadar önemsiz olduğumu bir daha anlatan…

Hani o milliyetçi Rum kıza, aslında hiçbir şey olduğunu anlatmama yardımcı olabilecek görüntüyü…

Ne arteryo skleroz, ne nikotin, ne hapis,

işte bu yüzden, doktorcuğum, bu yüzden bende bu angina pektoris...

İkide birde tekleyip, beni korkutan göğsümdeki o kızıl elmayı, çıkarıp Japonya'ya fırlatasım geldi.

Başka bir şeyim yok ki!

Koca yüreğimden başka…

Anlıyor musun? Güzel kız…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.