loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Derviş Zaim'in gördüğü ve Hazar... Ve Osman...

Geçen yaz sonuydu…

Neşe Ergüçlü, yanında bizim Ulaş'ın küçük kızkardeşi gibi sevdiği kızı Hazar, sohbet ediyoruz.

Hazar, tiyatro, daha doğru bir deyimle "acting", okumaya karar vermiş, Türkiye'ye konservatuarın özel giriş sınavına gidecek…

"Nazım abiii.." dedi," acaba beni alacaklar?"

"Hazar'cığım" dedim, "sen bir Derviş Zaim oyuncususun artık… Bu kadar mütevazı olma da inanırlar sonra… Git, ne hazırladıysan, oyna… Seni değil de beni mi alacaklar?"

Şu anda konservatuar öğrencisi…

Dün akşam, vizyona girdiği ilk gece, Gölgeler ve Suretleri seyrettim…

Hazar Ergüçlü'ye, "git da korkma" derken, oyunculuğunu elbette ki bilmiyordum!

Dün akşam gördüm.

Bu film üstüne konuşmazsak, kendi kültürümüze küfretmiş oluruz.

Her şeyden önce, yönetmen ile ilgili hükmümü söyleyeyim: Ben mızır adamım…

Dünyada adı çok söylenen bir hayli yönetmenin, pek çok filmini seyredince, "hadi be sen de" dediğim olmuştur.

Örneğin Er Ryan'ı Kurtarmak'ı seyrettiğimde, Steven Spielberg için öyle dedim!

"Hadi be sen de! Yarım film yapmış… Yarısı muhteşem, ikinci yarısı kovboy filmi…"

Oğlum da yönetmenlik okudu…

Kısa bir filmi var…

Seyrettim, "Nedir be bu kargaşa? Kimin eli kimin cebinde belli değil! Elinin körü…" dedim, çocuk Fransız Ulusal Filmcilik Okulu'ndan davet aldı o filmle…

Daha okul borcunu ödeyemedim…

Yakında mahkemelik de olabilirim...

İşte bu mızır herif olarak diyorum ki: Ellerin dert görmesin Derviş Zaim…

Bu halktan sana ne geçmişse, hepsi helâli hoş olsun…

Yalnız biz değil, bu ada seninle gurur duymalı…

"Nazım abiii… Acaba beni alırlar?"

Bütün gece ağlamaktan gözlerimi çıkarttın be Hazar?

Oysa işte bildiğim bizim Süleyman Ergüçlü'nün bir avuç gıccağaccığısın…

İnsanın, hiç tanımadığı, bir oyuncuyu, çok iyi oynuyor diye, rolü ile özdeşleştirmesini, anlarım.

Ama bu, işte Hazar!

Bizim kız…

Mağarada bekleme sahnesine mi ağlamadım?

Taşı kapıp girişmesine mi?

Kapıları kırıp saldırmasına mı?

Mezarların başında dua etmesine mi?

Ağladım be Hazar…

Okun bu yazıyı?

Bu yaşta bu kadarsan, seni almayıp da ne yapacaklardı ya a benim gızcığım?

Yolun ferah olsun Hazar'ım…

İnşallah ömrümüz yeter de çok daha güzel oyunlarını da görürüz…

Başka birinden de söz etmeliyim…

Bütün oyuncular da iyiydiler, Türk olsun, Rum olsun…

Ama Osman Alkaş!

İyi oyuncu olduğunu biliyorduk…

Ama meğer sadece iyi değilmiş…

Osman Alkaş, büyük oyuncuymuş meğer?

Bu memleketin, gözü kör olsun…

Böyle insanlar, sıradan adam gibi ömür törpülüyor…

Film, Derviş Zaim'in kendine has gözüyle, 1964 Kıbrıs'ını anlatıyor!

Bir Kıbrıslı Türk gibi…

Bu lâfı bilerek kullanıyorum, Kıbrıslı Türk…

Düşmanına da empati geliştirebilen, kendini de eleştirebilen…

Ama haklı olduğunun farkında, sinmektense, ölmeyi göze alan…

Ancak akıllı…

Filmde Veli vurulduğunda, gönlümden bir şey koptu…

Aklın vurulmasının simgesiydi…

Ve her karede, Derviş Zaim'in Kıbrıs sevgisini beynimize nakşeden o görüntü kalitesi…

O resim ustalığı…

Sanki de Karpaz'ı okşar gibi, Mağusa Surları'nı öper gibi…

Ödül almış zaten ama Kıbrıslı gözle bakınca, ödülden fazla…

Baba filminde, bir Sicilya ovaları sahnesi var!

Bu filmin, tümü o kalitede...

Mağusa Sancaktarı'nı da tanıdık!

Gizlenme usta…

İçer gibi izledim Gölgeler ve Suretler'i…

Gözyaşlarımı gizleyemeden, ışıklar yandı…

Üşenmeyin, kalkın sinemaya gidin…

Perdede kendinizi göreceksiniz…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.