Şafak nöbeti...
Sıcak bir temmuz gecesi idi
Tıpkı bu akşam olacak olan gece gibi
Beyaz bir tepeden, aşağı iniyorum.
Yanımda şimdi bizimle olmayan kadim dostum Sadi!
Onda bir thompson makineli tabanca var, ben orijinal bir stengun tutuyorum
Şarjörler takılı
İkişer de yedek şarjörümüz var!
Adam olana, bir gün yeter
Birden hava aydınlandı!
Arkasından, öyle bir infilâk yükseldi ki rüzgârını bile hissettik
Süratlendik
Hemen önümüzde, bir çukur var. İçinde, Mr. Matt
Rahmetli Matt, bizim bölgenin sembollerinden biri idi
Asıl adı, Sedat!
Biraz aşağıda, Yorgancı Muzaffer Dayı'nın "Brengan mevzisi" , daha ötede şimdinin ünlü avukatı Ahmet Nazım, bazuka ile Rum zırhlısı beklemede...
Yukarılara doğru, Arap Ali, Nevzat Tirilli ve Tomrul'un bulunduğu kapalı bir mevzi, onun biraz berisinde, Hasan S. Çoban, Nafiz, gene ünlü avukat olmuş Hasan Nidai Mesutoğlu ve benim bulunduğum bizim mevzi var...
Ötede, Şener Uzun, Güven Hacımulla , Ümit Kayımzade...
Matt, aslında takım komutanımız olan Mehmet Zafer'in, postası idi ama o gece nokta nöbeti tutuyor.
Uzatmıyalım...
O karanlıkta yanına yaklaşınca, denizden gelen ışığın etkisi ile beni tanıdı.
-Sensin be Nazımağa?
-Haa... Banim be Matt... dedim... Napan?
-Aha bu peze..ekleri beklerik...dedi, Ksero'yu işaret edip...
Yanıt vermeme fırsat kalmadı, bugün Lefke Üniversitesi binalarının bulunduğu yerden, kaleşnikof tüfekleri, izli mermileri ateş böceğinden yapılmış tespihler gibi havaya dizmeye başladılar. Solcu Rumlar ile EOKA'cılar, çatışmaktaydılar.
-Yazık yahu...dedim... Adamların düştüğü hale bak...
-Geç olân gir lûkkoya da bu i.nelerin ne b.k yeyeceği belli olmaz be Nazımağa...
O şartlarda bile, gülmeye başladık...
-Acın, dedi, i.nelere... Yarın bunnar bize acımayacak, bırak bir köpek eksik, bir köpek eksikdir... Vay be Nazımağa vay... Ama, tekmil mektep çocuğusun ha...
O arada öğrendik ki o infilâk, bizikilerin bir köprüyü uçurması imiş
Tarih, 19 Temmuz 1974 idi
Havada kesif bir barut kokusu
İki gün sonra, ikimiz de esir düştüğümüzde:
-Be Allah belânı versin Nazımağa, dedi... Hade benim evin önünde, bu peze klere bir gaşa gurşun sıkdın... Govannarı ne atmadın ya be da benim anamı şeyediyorlardı?
-Hade be Matt, dedim... Şaşırma... Govan atmaya vakit mi vardı... Atsam da herifler oradan kendilerine ateş edildiğini anlamak için, gelip govanları bulmayı mı bekleyeceklerdi?
Gülmeye başladı...
Ben, Şafak Nöbetimi, barut kokusu içinde tuttum
Parmağım tetikte
İçinde ukde kalanlar da şarkı türkü çağırarak tutabilir!
Mahzuru yok!
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.