Mümkün müydü?
Dün, Araplar'ın yirminci yüzyıl macerasının başlangıcını anlatırken, yazıyı ": İngilizler'in vaadi, yâni tek ve homojen bir Arap Devleti kurmak, mümkün müydü?" diyerek bitirmiştik
Değildi!
Bu bakımdan gerek Arabistan Krallığı hayali ile Osmanlı'ya ihanet eden, Mekke Şerifi Hüseyin, gerekse ulusçu Arap entelijensiyası, İngiltere ve Fransa'nın fena halde oyununa gelmekteydiler ki bedelini halâ ödemekteler.
Neden değildi?
Çünkü modern bir ulus devlet, herşeyden önce bir kent düşüncesidir.
Ve Araplar, tarihe çok önemli kentler hediye etmekle beraber, yığınsal olarak, kentsel toplumlar değillerdi!
Modern bir ulus devletin dayandığı ana güç, doğal sınırların çevrelediği bir ortak pazardır!
Ki Araplar'ın böyle bir "Ulusal Pazar"ları, bugün bile yoktur
Modern bir Ulus'un belirleyici kültürel ögelerin başında, dil gelir! Arapça'nın onlarca lehçesi vardır
Ondan sonraki kültürel öge Din'dir
Araplar arasında Nusayrilik'ten Vahabiliğe, belki de yüzlerce mezhepsel farklılık ve tarikat farklılıkları vardır.
Ondan sonra bir halka ulus demek için, "ortak bir tarihsel geçmişe" inanmaları gerekir! Fas'tan ve hatta Moritenya'dan, Kuveyt'e kadar insanların ortak bir tarihten bahsetmelerini beklemek, hayaldir
Bir diğer özellik, "ortak gelecek tahayyülü"dür
Sadece Filistinliler'in haline bakmak, bu ögenin de Araplar açısından anlamsız olduğunu anlamaya yeter
Dolayısıyla, İngilizler'in Şerif Hüseyin'e vaad edip de sözlerinde durmadıkları Büyük Arabistan Krallığı, aslında İngilizler istese de mümkün değildi.
Nitekim hazrete "bahşettikleri" Hicaz Kırallığı bile, birkaç ay içinde İbn-i Suud'un eline geçmiş, kendisi de Kıbrıs'a sürgüne gelmişti.
Kaldı ki onun talebi de modern bir Arap devletinin krallığı değil, orta çağ türü bir imparatorluğun hükümdarlığı idi
Şimdi
Bugün bu "bahar" söylemlerinin ortasından, " batı tipi demokrasi" lâfları yankılandıkça, merakla gerisini beklerim!
Arap coğrafyası'nın neresi "batı" ki o türden bir yönetime sahip olunsun?
Yönetim derken, yöneten bir azınlığın anlayışından bahsetmiyorum! Kastettiğim toplum!
Orası "batı" mı ki?
"Batı" ile başka hangi ortak değerlerin sahibi ki, batı tipi bir de yönetim anlayışından bahsedelim?
Kültürü'nün neresinde "batı" var ki?
Devlet ve yönetim anlayışında da olsun?
Ve sonra, bütün bu post modernliğe kadar varan "Aydınlanma"nın temeli, aristokrasinin çürümüş Katolik Ahlâk anlayışının yerine, ikame edilen burjuvazi'nin Protestan Ahlâkı'dır!
Burjuvazi sınıfı dahi olmayan müslüman toplulukların, hiç alâkası olmayan bir konu yâni! Arap'a ne yahu Protestan Ahlâk'tan?
Bir kalır, "bu çağdaş uygarlığın gereğidir" safsatası ki o da değildir
Çünkü tarihin hiçbir döneminde öyle monoblok bir uygarlıktan söz etmek mümkün değildir!
Bu diyalektiğe de aykırı olurdu!
"Egemen uygarlık" denilebilir ancak
Ki o zaman da egemene tabi olmak ne zamandan beri doğrudur diye sormak bir yana; paralel alternatif uygarlık biçimlenmelerinin de egemene biat ederek mi yaratılacağı sorulur
Ona buna zorla elbise biçilip giydirilip, uygarlık ne kurulabilir, ne de korunabilir
Yarına
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.