Kıbrıs'ın Katalan Kraliçesi

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Kıbrıs'ın Katalan Kraliçesi

Lüzinyan krallarından l. Peter, Katalan aslından gelme Aragonlu Eleonara adlı bir kadınla evliydi. Kralın, karısından başka, Hulu Lordu Sir John de Montolit'in karısı, Joanna L'Aleman'la da ilişkisi bulunmaktaydı. Gel zaman git zaman, leydi kraldan hamile kalır. Gebeliğin sekizinci ayında, kral Fransa'yı ziyarete gider. Eleonora, Joanna'yı saraya çağırtır, kendisine çeşitli hakaretler ettikten sonra yere yatırttırıp, saray kadınlarını karnının üzerine çıkartır. Kadın çocuğunu düşürsün diye, karnına dibek koyup, üzerinde tuz bile döverler. Kadının karnı üzerinde un öğütülür, kendisi ısırganlarla dağlatılır, dumana tutulup boğulmasına çalışılır ama Leydi Joanna, çocuğunu düşürtmez. Bunun üzerine, Kraliçe Eleonora onu evine göndererek, adanın bütün ebelerine duyurur ki; Leydi Joanna bebeğini doğurduğu anda, o bebek kendine getirilmezse, doğumu yaptıran ebenin, kafası kesilecektir.

Öyle de davranılır, bebeğin akıbeti, bilinmez. Joanna, bu kadarla kurtulmaz, kanamalı bir vaziyette, Girne kalesine hapsedilir.

Kral l. Peter, Fransa'da olup bitenleri öğrenir ve Eleonora'ya bir mektup gönderip, " Yaptıklarını duydum. Ben adaya gelmeden ne kötülük yapacaksan yap. Döndüğüm zaman, korkudan titreyeceksin" der.

Bunun üzerine korkan kraliçe, Joanna'yı kaleden çıkarttırıp, Lefkoşa'ya çağırır ve bir manastıra kapanması şartı ile, serbest bırakır.

Kıbrıs Folklorunda, bu olay uzun yıllar, " Kraliçe ve Aradafnusa" diye, yerel türkülerde yaşar. Meraklısı, Mehmet Yaşın'ın Eski Kıbrıs Şiiri Antolojisi'nde destanın aslını bulabilir.

....... ŞERRİ

Eleonora'nın kini, bu kadarla bitmez. Kralın yokluğundan yararlanıp, Roukha Kontu John de Morphou ile alenen ilişkiye girer. Olayın dillere düşmesi üzerine, saray muhafızı John Visconti krala bir mektup yazarak, durumu kendisine aktarır. Kraliçe, bunu öğrenir ve kral Kıbrıs'a dönüp de durumu soruşturunca, kendisine, olayın gerçek olmadığının, aslında kraliçeye ilgi duyup yüz bulamayarak çamur atanın, Visconti olduğunun söylenmesini sağlar. Zavallı Visconti, Bufavento Kalesi'nde aç bırakılarak, ölüme mahkum edilir.

Sonradan kral, yaptığından pişman olur. Kraliçenin oyununu sezer ve şövalyeler kendisini aldatarak, Visconti'nin ölümüne neden oldukları için, onlara ve karılarına hakaretler etmeye başlar. Şövalyeleri, topluca tutuklamanın hesaplarını yapmaya girişir. Ne var ki, onlar da boş duracak değillerdir.

17 Ocak 1369 Çarşamba günü, sabahın çok erken saatlerinde, şövalyeler beraberlerinde kralın oğlu Prens ve kardeşleri de olduğu halde, sarayı basarlar. Kral yeni sevgilisi Leydi Echive de Scandelion ile birlikte, yataktaydı. Yatak odasının kapısını, kralın kardeşi çalar. Onu gören uşak, kapıyı açar. Leydi odayı terk ederken, şövalyeler, odaya dolarlar. Kral, giyinmek için izin vermelerini ister. Bir kolu ceketinin kolu içinde, yani savunmasız iken, ona saldırırlar. Her biri, üç veya dört defa kralı bıçaklar. Zavallı l. Peter yere yıkılmak üzere iken, saray mabeyncisi, yani kralın evinin kâhyası Sir John Gorap ileri atılır ve onun başını gövdesinden ayırır.

İhanetin boyutuna bakar mısınız?

Ama durun, bitmedi...

Şövalyeler, sırayla gelip, her biri kralın ölü bedenine kılıcını saplamaya devam ederlerken, odaya komplodan haberi olmayan, Türkopoller'in komutanı, kralın arkadaşı James de Nores girer. Arkadaşının bedenini, kanlar içinde, yerde debelenir vaziyette görünce, heyecana kapılır... Ve, kılıcını çeker...

(Şimdi bu adını değiştirmiş aslan Türk'ün bir nara savurup, şövalyelere saldırmasını bekleyenleri üzeceğiz ne yazık ki!)

Gidip, kralın cinsel organını keser ve der ki, " Hayatına mal olan, buydu"! Sonra da l. Peter'in kesik "çükünü" fırlatıp, bugünkü Girne Caddesi'ne atar.

N'apsın zavallı?! Herifin kafasını, önceden kâhyası kesmiş; arkadaşı boş mu dursun? O da bir şey kesmemeli mi? Her halde sonradan, ahbabının yadigârı diye, tuzlayıp saklamıştır, mülevves...

Kıbrıs'ta, Osmanlı'dan önce Türk var mıydı?

Vardı da konuşulması pek hoş olmaz... Onun için, boş verin...

Siz, ilk çağdan beri Latin kaynaklarının " Grekler buraya Crisoccu diyor" diye yazdıkları Hirsofu'nun adının Hacısofu diye bir ermişten; Fenikeliler'den beri Karpasia diye bir şehrin varlığının bilindiği Karpaz'ın da Kırpaşa diye bir paşadan geldiğini ileri sürebilecek kadar, hayal gücü, cehaletiyle doğru orantılı " tarih" yazarlarını okuyup, yürek soğutun. Hem daha keyifli, hem de mahzuru yok...

Neyinize gerek...

Öyle her şeyi karıştırmayın, altından böyle sonradan hristiyan olup da ahbab bilmem nesi koparmaya merak sardırmış, iyi saatte olsunlar çıkıverir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.