Siyasi ahlâk ya da...
Geçen haftanın "güzel" haberlerinden biriydi...
Bilindiği gibi, Türkiye'de yapılan son genel seçimde, CHP ile MHP "güzellik olsun için", Ergenekon Davası'ndan içerde olan bazı şüphelileri aday gösterip, milletvekili yaptırmışlardı. Normal koşullarda milletvekili dokunulmazlığına sahip olan bu kişilerin, seçildikleri andan itibaren serbest kalacakları varsayılmaktaydı. Ayrıntıları bilmem, ilgilenmedim ama bu şüpheliler, serbest kalmadılar. CHP'nin dünya durdukça yerinde durası genel başkanı Kılıçdaroğlu da bu meseleyi diline doladı, günde beş vakit, "milletvekillerimiz tutsak" diyerek, ülkede demokrasi olmadığından, yargının bağımsız olmadığına kadar bir dizi suçlamayı, önüne gelene söyledi, söylüyor! Tabii darbe yapmaya girişmekle suçlanan adamı milletvekili seçtirmenin demokrasi ile ne kadar bağdaştırdığı sorusunun yanıtı, yoktur! Türkiye'de hiç böyle darbe falan görülmediğinden tarihi boyunca, inanmamış efendi hazretleri!
Derken, AK Parti Genel Başkanı ve başbakan R.T. Erdoğan'ın annesi vefat edince, taziye ziyaretine giden Deniz Baykal, başbakandan bu adamlarla ilgili yeni bir yasa yapılmasını ve durumlarının hafifletilmesini rica ediyor! Başbakan da kabul ediyor. Ve AK Parti Grubu, bu konuda bir yasa hazırlıyor. Ancak her ne hal ve hikmetse, o yasa bir türlü komisyonda görüşülmüyor! Ve dolayısıyla da genel kurula inip, yasalaşmıyor Başbakanın, bizzat müdahalesine karşın
Kılıçdaroğlu Kemal bey de veryansın devam ediyor: " Tutsak milletvekilleri olan bir ülkede, yargı bağımsız olabilir mi?" Duyan da zanneder ki bunlar, milletvekili iken yaptıkları bir eylemden dolayı, tutuklanmışlar! Demokrasiyi rafa kaldıracak bir darbe girişiminde rol aldıkları iddiası ile tutuklu iken listeye konulup seçildikleri, hiç dillendirilmiyor
Sonuçta, geçen gün TBMM Genel Kurulu'nda, CHP sözcüleri söz konusu yasanın gecikmesini "eleştirmeye" başlayınca, demek ki adamın sabrı tükenmiş, AK Parti'li komisyon başkanı dayanamadı, " Yahu o yasa gecikiyorsa neden gecikiyor bilmiyor musunuz? Sizin grup başkan ekiliniz beni arayıp, 'Bu yasayı yapmayalım Çünkü öneri sahibi Deniz Baykal! Bizim kurultay geçene kadar, bunu görüşmeyelim Baykal'ın işine yaramasın!' demedi mi? Ben de bu önerinizi bizim genel başkanla görüşüp, kabul etmedim mi?" diyerek, telefonun tarihini ve saatini bile söyleyince, kızılca kıyamet, koptu Adamın anasına, avradına sövmeye başladılar aslan sosyal demokratlar! Ketempereye geldi, görüşme tatil edildi
Siyasette genellikle süfli amaçlar, yüce değerlerin arkasına saklanarak savunulur! Ama bu dozda bir tutarsızlık örneği herhalde ancak onur kavramı ile ele alınabilir? Aldatılan kamuoyundan mı bahsedelim? İçerde yatan ve kendinin vekil seçtirdiği insanlara karşı gösterilen samimiyetsizlikten mi dem vuralım? Kendi eski genel başkanına karşı taşınılan kötü niyetten mi sözü açalım? Utanmadan böyle bir istekte bulunup, sonra da açıklanınca başvurulan cazgırlığı siyaset sanma gafletini mi anlatalım? Ve bütün bunların büyük lâflarla cilâlanıp, sunulmasının utanmazlığını mı gündeme getirelim?
Gençliğimizde bu partiye sempati duyduk Mitinglerine de gittik, hile-i şeriye yapıp, vatandaş olmadığımız halde, CHP'ye oy atmanın yolunu da bulduk
Ama el insaf yahu Ayıp denen şey, siyasetten çıkarıldı mı?
Yorumlar
Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.