Başkanlık sistemi

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.55

7.69

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Başkanlık sistemi

Başkanlık Sistemi'ni herkes terennüm eder ama aslında hiç kimse istemez bu memlekette. Geçen dönem mecliste bu tartışmanın tam göbeğinde yer aldım ve gördüm…

Yürütmenin yanında, Yasama yetkilerini de partisel, ideolojik şu bu gerekçe ile başkanın kullandığı başkanlık sistemleri, diktatörlüğe dönüşmektedir. Kişilerle ilgili değil, sistem bunu doğuruyor.

Başkanlık Sistemi'nin başarı ile uygulandığı tek yer, gerçekten de ABD'dir… Bunun tarihsel sebepleri var. "Birleşik Devletler" İngiltere'ye karşı kurulurken, "kurucu koloniler" dedikleri eyaletleri ve o süreci incelemeden anlaşılmaz bunun nedeni. O zaman da neden bu sistemin ABD'de demokrasi, diğer bazı ülkelerde ve hele Orta Doğu'da diktatörlük yarattığı, anlaşılamaz. Birey hakları üzerine bina edilmemiş herhangi bir toplumsal düzende, başkanlık sistemi diktatörlük doğuruyor.

ABD'de sistemin temelini, yürütme ile yasama arasında tam bir ayrışma oluşturur. Yürütme, Başkan'a bağlıdır ve bütün sorumluluk, başkanındır. Ama bunun karşısında, yasama da yasa yapma ve denetlemeden ibaret olan görevini, tam anlamıyla yerine getirir. Başkan'ın parti aidiyeti dolayısıyla, yürütmeyi de kontrol etmesi, fiilen imkânsızdır. Bunun, koşulları da nerdeyse fiziksel anlamda oluşturulmuştur. Örneğin, seçim sistemi değil başkanın, parti yönetimlerinin bile müdahale edemeyecekleri bir düzen altında yapılır.

Her şeyden önce, Dar Bölge'ye çok benzeyen bir sistemle yapılır seçimler. Her seçim bölgesinden, bir vekil ya da senatör seçilir. Böylece seçilenler, herkesten önce veya çok, seçmenlerine karşı borçlandırılırlar. Ve sonra, ön seçimler bile, bütün halkın katılımı ile ve yargı denetiminde yapılır. Olmaya ki herhangi bir seçilen, partiden birilerinin "işini yapmadı" diye, "kesilsin"! Karar halkındır… Milletvekilleri ve senatörler, seçilmek için parti merkezlerinin, delegelerinin değil; halkın genel oyuna muhtaçtırlar. Temsilciler meclisinde, "grup kararı" diye bir mekanizma yoktur. Ayni partiden seçilmiş başkanın getirdiği bir yasa önerisini, ayni partiden bir milletvekili veya senatör, reddedebilir. Parti disiplini diye bir kavram kullanmak, ayıptır. Birey hakları, herhangi bir aidiyetin sorumluluklarının önünde geldiğinden, seçilmiş bir vekilin kararını da parti aidiyeti değil; kendisi verir. Hesabı da parti değil, o öder…

Yürütme, kendi yetkilerini; Yasama'nın çizdiği çerçevede kullanır ve önce ona hesap verir. Yasama tarafından denetlenir… Ama asıl sorumluluk paylaşımı, elbette ki halkın karşısında olur. Başkan, bütün yürütme yetkilerini kullanır, halka hesabını kendi verir. Parti'nin hesaplarını ise tek tek seçilmişler öderler kendi seçim bölgelerinde… O sistemde Yürütme ile Yasama, erkin farklı iki başıdırlar ve dikkatle birbirlerinden ayrılmıştırlar.

Gelelim bize:

Ya Orta Doğu usülü bir başkanlık sistemi, yani seçilmiş krallık sistemi önereceksiniz! Veya ABD'de olduğu gibi, yürütme ile yasamayı tamamıyla birbirinden ayıran, gerçek bir başkanlık sistemi… İş buraya gelince, önce seçim sistemimizi değiştirmemiz gerekecek… Sonra seçim kanunlarımızın tümünü… Sonra Siyasi Partiler Yasası'nı… Sonra? Meclis İç Tüzüğü'nü… Bütün parti tüzüklerini… Hepsinden önce zihniyetimizi…

"Parti disiplini" denilen kavram, siyasi hayatımızdan silinip çıkarılmadan, o sistem diktatörlüğe dönüşmeden uygulanamaz… Hangi parti kabul eder?

Taraftarı olduğum gizli değil ama olmayacak duaya amin demekteyiz…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.