Şeyh ve tasavvuf

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.45

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Şeyh ve tasavvuf

Bilim ve felsefe, aslında farklı yollardan ayni şeyi ararlar:

Yaradılışın ve evrenin sırrı… Hadi bir adım daha atayım: Ölümün ve yaşamın, ölümsüzlüğün sırrı… Bilim ayni soruların cevabını deneysellikle, felsefe düşünce ile arar. Yıllar önce, bir yazı kaleme aldıydım: Bir Amerikan üniversitesinde nöroloji ve nörofizyoloji uzmanlarından bir grup, uzun bir araştırmadan sonra, elde ettikleri sonuca göre, beyin korteksindeki her hücrenin, mevcut bilginin bütününü taşıdığını bulduklarını anlatan bir makale yazmışlardı. Her bir hücre ayrı ayrı ve tümü de bilginin bankası olduğuna göre, bankanın müşterisi, yani bilgiyi kullanan kimdi? Yâni, "ben" kimdi?

Soruyordum: " Yoksa gerçekten de bir 'ben' var mıdır, benden içerü?"

Tapduk Emre'nin müridinin, hümanizma'ya nerdeyse beş yüz yıl önce nerden ulaştığını hatırlamak aklımıza gelmediği gibi, ulaştığı felsefi bir sonuca ondan altı yüz yıl sonra "bilimsel" bir heyet varır da ve siz bunu yazarsanız, size verilecek yanıt: " Çok düşünme da kafayı yen…" olur…

Üniversite'de ikinci sınıftaydım… 1972-73 olmalı… Bayezit Meydanı'nda, yeni kurulan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi'nin ilk mitingi vardı, gittim. Meydana toplananlar, birden hep bir ağızdan bir türkü söylemeye başladılar.

"Gelin canlar bir olalım
Münkire kılıç çalalım
Hüseyin'in kanın olalım
Tevekkeltü taallah…

Açalım kızıl sancağı
Geçsin yezitlerin çağı
Elimizde aşk bıçağı
Tevekkeltü taallah…"


Nutkum tutuldu! Deyişin büyüsü bir yandan, sol bir toplantıda kendimi 16.yy Anadolu'sunda hissetmek, öteki yandan. Ama sol adına verilen argümanın, İslâm'a dayandırılmasını, bugün bile dikkate değer bulurum. Çünkü ayni Pir Sultan Abdal'ın,


"Mushaf alıp hocasına varınca
Destur alıp mektebinden dönünce
On yaşından on beşine girince
Yen'aşlama fidan olmuş misali"


Gibi, on beşine kadar insanın Kur'anı hatmetmesini öneren deyişleri de var!

Lenin bir yerlerde, İran'daki devrimci düşünceleri Mazdek dininden beri ayni kaynağa bağlar. Carr ise Rus devrimi de dahil doğudaki bütün devrimci düşünceleri, Mazdek'ten geçen, Şii, Alevi, Bektaşi inançla yıkanan dinsel felsefeye dayandırır. Marx'a değil! Marx'ın kendi bile, düşüncesinin sadece Avrupa'yı anlamakla sınırlı olduğunu yazar.

Türkler'in kitleler halinde Müslümanlığa geçmeleri, 10.yy'da başlamıştır. Ama yorumları, Orta Asya ve İran'ın eski dinlerini de harman eden, kendine has bir yorumdur.

Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlâna Celâleddin-i Rumî, Pir Sultan Abdal, Şah Hatayi, Kaygusuz Abdal, Abdal Musa, Nesimî; "enel hak" dediği için derisi yüzülen Hallac-ı Mansur, o yorumun insanlarıdırlar!

Batı felsefesi manastırdan, doğu felsefesi tekkeden çıktı… Hem doğulu ol, hem felsefe ekolünü yok say, hem de neden batılı anlamda düşünürüm yok diye, ağla! Yok, çünkü manastırın yok! Ne Katoliksin ne de Protestan… Onun için Hegel okuyunca sersem, Kant okuyunca aptal oluyorsun! Çünkü neyin üzerine neyi getirdiğini bilmediğinden, anlayamıyorsun. Komünist arkeoloji profesörünü okuyup, şeyh zannediyorsun!

Tasavvufu anlamadan ne tarihi, ne güncel kimliği, ne ilericiliği, ne gericiliğimizi anlamak, mümkün değildir!

Kendimizden nefret ediyoruz diye, kimse bizi kendinden kabul etmez… Belki daha çok aşağılar, o kadar…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.