Şimdi yazmanın tam zamanıdır...

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.55

7.69

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Şimdi yazmanın tam zamanıdır...

Nihayet, UBP Kurultayı hakkında yazı yazmanın zamanı geldi!

Öncelikle, o yazarından ünlü olmuş cümlede denildiği gibi, belirtmek lâzım ki: "Galip sayılır bu yolda, mağlûp!"

Ahmet Kâşif ve ekibinin performansı, muhteşem! Kendi adıma, hayretle izledin oy sayımını!

Seçim sonrasında ortaya çıkan ve muhtemelen devam edecek olan tartışmaya gelince:

Parti başkanı olmak için, %51 oy almış olmak, yalnız tüzüğün değil, siyasi ahlâk'ın da gereğidir. Neyin %51'i? Yazılı delege sayısının mı? Kurultaya katılan delegelerin mi? Oy kullanan delegelerin mi?

Öğrendiğimize göre UBP'nin 1427 delegesi var! Bunlardan seçime katılıp oy verenlerin sayısı, 1402! İrsen Bey'e oy verenler ise 704 kişi… Bu %51 mi? Evet, öyledir… Zira, bu rakamlarla, UBP Kurultayı, 714 delegenin katılımı ile nisap sağlar, toplanır! 358 oy ile de UBP Genel Başkanı seçilmek mümkün hale gelir! Benim kanaatimce, yasal açıdan 704 oy, İrsen Küçük'ü genel başkan ilân etmeye, el verir! Hüseyin Özgürgün, hatalı değil! Amaaaa…

Bu, yalnız yasal olarak böyledir! Siyaseten değildir! Siyasi etik, politik gelenekler ve particilik'in ruhu, hiç de böyle söylemez! Unutulmamalıdır ki on dört oy fark, aslında sadece yedi (7) kişinin, fikir değiştirmesi ile değişebilecek bir sonuç demektir! Parti içinde genel başkana karşıt böyle bir ağırlık merkezi, sanılmasın ki "ne yapalım kurultay kararını verdi" diyerek, boyun eğer! Ahmet Kâşif kendisi bezip, mücadeleden vazgeçse, bu kitle ona bu izni vermez bu saatten sonra! Bu yazının kaleme alındığı saatlerde, henüz PM listesini bilmiyordum! Parti Meclisi'ne girecek olan "Kâşifçiler"in sayısı, belli değildi! Şart değil ama eğer Kâşif PM'de çoğunluk sağlarsa, İrsen Bey, partiyi yönetmez! Öyle olmazsa da her karar ve eylemde, yalnız partililer değil halk da "Ahmet Kâşif ne düşünüyor?" diye sorar! Dolayısıyla, bilmeliyiz ki 22 Ekim'den itibaren, UBP'de iki başlı bir yapı ortaya çıkmıştır!

On dört oy farkla bir partiye genel başkan olmak, hiç kolay değildir! Thatcher'in kazandığı kurultaydan sonra, aradaki farkı yeterli bulmayarak, "bu kadarcık farkla bir partinin lideri olunmaz" deyip, Muhafazakâr Parti başkanlığını bıraktığını, unutmayalım!

Bir partinin iç işlerine müdahale etmenin, her kim olursanız olun, ters teptiğinin kanıtı idi sanki Pazar akşamı, alınan sonuç! Eroğlu'dan bahsetmiyorum… Yasal durum ne olursa olsun, o UBP'nin "dışı" değil! İrsen Abi'yi biz de seviyoruz! Niye karışmadık madem aklına gelen saldıracak? Burası öyle bir memleket ki İrsen Küçük'le dünürlük; Ahmet Kâşif ile de akrabalığım var, örneğin benim! Biz niye müdahale etmeyi aklımıza getirmiyoruz? Bu siyasi parti mi? Golifa partisi mi?

Bakan düzeyinde iki yetkili gönderip, buradaki bir partinin iç işlerine müdahale etmekten çekinmeyen AKP, öyle anlaşılıyor ki Annan Plânı'ne "evet" denilmesine bahane arayan rahmetli Denktaş'ın, "Erdoğan destekledi diye o sonuç çıktı" iddiasına, çok inandı! Hristofyas da inandıydı, mesele yok o bakımdan! Ama o günden beri karıştıkları her seçimde, destekledikleri kaybediyor! İki bakan ve bir yığın da yetkili gönderip, UBP gibi bir partide sadece yedi kişiyi etkileyebiliyorlarsa, çok iyi bildiklerini iddia ettikleri, fayda/masraf hesabını yeni baştan yapmaları gerekiyor, onların da!

Delege, çok fena bozar dıştan karışanı! İrsen Abi'yi, ateşe attılar, resmen!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.