Her sabah...

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.53

7.67

$

6.75

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Her sabah...

Gecenin çok geç saatlerinde uyumak gibi, üniversite yıllarımdan kalma, berbat bir alışkanlığım var… Evde bir sessizlik! Bazen çalışan bir buzdolabının motor sesi, size gürültü gibi gelir öyle saatlerde… Kimi zaman dışardan gelen bir araba sesi, "acaba birinin bir derdi mi var?" demenize yok açar…

O saatlerde okuduğunuz bir dost mektubu, aklınıza düşen bir şiir, sevdiğiniz bir yazarın birkaç cümlesi! Ben Kemal Tahir'ciyim… Türk dilinin en büyük yazarı olduğuna inanırım. Karacehennem Topçu Cemil Yüzbaşı; Adem Ejderhası Pir Elvan, ya da doğrudan Kelleci Memed'in ağzından çıkmış birkaç cümle… Yorgun Savaşçı'daki Halit Paşa'nın, birden paniğe kapılıp bütün aristokrat değerlerini yitirmesi… Rus yazarlara da bayılırım… Puşkin şu bu ama Simonov'a bayılırım… Vurgu son heceye yapılmalıymış… Bekir Azgın sağ olsun… Bir gün, "Gorki'yi Rusça okuyacaksın ki değerini anlayasın" dediydi… Ben de Rusça öğrenmeye kalkıp, olmadık belâlara girmiştim… Sonunda, Rusça da öğrenemedik, Gorki'yi de aslından okuyamadık ama, Simonov'un adını doğru söylemeyi öğrendik hiç değilse… O da yeter… Çok mu çağdaş? Yok canım! Bütün romanları İkinci Dünya Savaşı'nda geçer nerdeyse… Romanın büyük Rus yazarlarına girmeyelim… Bitmez…

Gecenin bu ileri saatlerinde, iş şiire geldi mi; duygusal modum önemlidir… Dadaloğlu'na da dalabilirim… Karacaoğlan'a, Şah Hatayi'ye, Nesimi, Yunus Emre; Atilla İlhan'a da… Kim ne derse desin, bence son çağ Türkçe şiirin doruğudur duygusal yönden Kaptan! Nazım daha bir kavga şairidir… Onlardan hiç de aşağı bulmadığımı sık sık yazdığım bizim Osman Türkây ise çok daha filozofik! Ve üstelik evrensel de! Kâinat şairi deyim yerinde ise…

Günün bu ilk saatlerinde, müzik de düşer insanın aklına ama çalamazsınız ki! Kendi iç müziğinize dalarsınız… Sarah Voughun meselâ… Kırıkımdan sonra keşfettiğim o muhteşem kadın: Broken Hearted Melody! Sonbahar yaprakları gökten yağar adeta… Neden ney üflemeyi de öğrenmedim daha gençken der, kendi kendinize küfredersiniz… Bu saatte rahmetli Turan Güneş gibi sokakta kaldırıma oturup üflesem, kimse kızmazdı, dersiniz… Aklınıza, Istanbul'da gördüğünüz o vecd içindeki semazen gelir… O muydu huzur acaba? Gecenin bu vaktinde… Gözler kapalı, bir avuç semaya dönük, öteki toprağa… Kâinattan gelip, toprağa düşeceğiz… Öyleyse ne bu aradaki macera? Bu hırslar, üzüntüler, kırgınlıklar, ezmeler, ezilmeler?

Sonra birden, sokakta bir köpek havlar…

Bir yazar arkadaşınızın yazınız üzerinden sizle duygularını paylaştığı bir not okursunuz… Gecenin bir vakti…

Ruhunuz bedeninizi terk eder, size dışarıdan bakar adeta ve ne boş şeyler için neler yaşayan ne kadar aptal bir insan olduğunuzu düşünürsünüz… Ne kadar küçük olduğunuzu anlarsınız bu vakitlerde…

Gecenin geç; günün erken saatlerinde, dışarıdan, bir araba geçer; bir köpek muttasıl havlar, bir horoz durup durup öterken siz; sizle baş başa kalırsınız… Bütün kıvançlarınız, övünçleriniz, kaygılarınız, hatalarınız, utançlarınız ve en mühimi mahcubiyetlerinizle yüz yüze…

Her gece, her sabah…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.