Paradigma'nın sonu

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Paradigma'nın sonu

Paradigma, kısaca herhangi bir alanda yerleşik yazılı ve yazılı olmayan tüm kurallara ve uygulamalar bütününe verilen bir isimdir. Paradigma bir başka deyişle bir modelin, bir bakış açısının, kavrayış ve anlayışın adıdır. Farklı ideolojilere sahip olup, ayni paradigma içinde bulunmak, olasıdır ve hatta ciddi bir felsefik ve teorik zorlanma olmadan, bir paradigmanın içinde yaşayıp, onun değerlerini reddetmeniz mümkün değildir.

Bizde, paradigma öldü…

Zaten, hiç bir paradigma, sonsuza kadar yaşamaz. Her tarihsel dönem, insanların zihniyetinde yazılı ve yazılı olmayan kuralları ile bir düşünce biçimi geliştirir. İnsanlar, o düşünce doğrultusunda davranışlarına ortak bir eksen bina ederler ve o şekilde davranırlar. Sonra gün gelir, yaşamın dinamiği, ekonomi, siyaset, uluslar arası bir büyük bunalım v.b. değişen koşullar, yaşamın koşullarını başkalaştırır. Oysa eski koşullara göre şekillenmiş insan zihninde, paradigma bir süre daha yaşamaya devam eder. Çünkü tecrübe ile oluşturulmuştur, doğruluğundan hiç şüphe duyulmamaktadır ve ortalama insanın güvenlik ihtiyacının cevabıdır. Onun için ölse de günü de geçse, insanlar eski paradigmaya inanıp, ona göre davranmaya, bir süre daha devam ederler.

Bizim egemen paradigmamızın ölümü, ta bankalar krizinde başladı, Annan Planı günlerinden gelişti! Hükümete CTP'nin gelmesi, onun mevcut paradigmanın karşıtı olmasından dolayıdır! Paradigmanın yaratıcıları hükümetten gitti ama sahibi olan halk, yerli yerinde duruyordu. CTP'den karşıtı olduğu paradigmaya uygun icraat beklendi. O da sıkıldı, tereddüte düştü, çırpındı ama yapamadı çünkü kendisinden beklenen, tam da karşıtı olduğu şeydi.

CTP zaten karşıt olduğu o paradigmanın gereklerini yerine getiremeyince, 1974 sonrasında oluşan asıl egemen paradigmanın gerçek yaratıcısı, geri geldi! Ama artık, o da yapamıyor, yapamayacak… Çünkü o paradigma öldü, biz anlamak istemiyoruz…

"Onlar almayı becermez, bunlar bilir gandırsın da alsın!" zannetmek, aslında insan ruhuna çok uygundu çünkü yukarıda dediğimiz gibi, uzun yıllar ve tecrübe ile oluşturulan bir düşünce biçimi, kendinden başkasını bilmez; bilse zaten kendisi olmaktan çıkar, yeni koşulları deneyip, yenisi oluşana kadar da varlığını sürdürür.

Sınıflı toplumda, egemen olan bir paradigmaya paralel olarak, bir de Alternatif Paradigma vardır. O toplum düzenine karşı olanların, kendi alt paradigmaları! Bizde bu da, "cızlamı çekmiştir"! Çünkü, 1970'lerin egemen "gerçek"i ile, 2000'lerin egemen "gerçek"i farklıdır. Sol muhayyilenin kendi "gerçek"i ise 1970'lerde kalmıştır.

Ortalama insan, düşüncelerini yaşadığı deneyimlerle kendi tecrübesinden üretir. Oysa sol hareketler, ilericilik iddialarına uygun olarak, kendi konumlarının üstüne çıkıp, durumu kuşbakışı irdeleyip, yerel koşulları yorumlayarak, her gün yeni düşünceler, politikalar, ideoloji üretemezse, zaten sol olmaktan çıkar. Sol da paradigmasını, 1970'lerde oluşturduğu için, şimdi hem dünyanın, hem Türkiye'nin, hem de adamızın "başkalaşmış" koşullarında, "yabancılaşıyor"!

Yeni sağ paradigmayı, orta sınıflar bu oluşmakta olan yeni koşullar içinde deneyip yanılma yoluyla oluşturacaklardır.

Yeni sol paradigma ise yaratılmaya muhtaçtır, çünkü yaşadığımız düzen sol bir yaşam biçimi değildir ki kendiliğinden oluşsun!

Bence şimdi konuşulması, tartışılması ve üretilmesi gereken budur… Sorun, kişilere bağlı değildir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.