Başkanlık sistemi

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Başkanlık sistemi

Bizim memlekette Başkanlık Sistemi'ni herkes terennüm eder ama aslında hiç kimse istemez. Geçen dönem mecliste bu tartışmanın tam göbeğinde yer aldım ve gördüm, ondan biliyorum…

Başkanlık Sistemi'nin başarı ile uygulandığı tek yer, ABD'dir… Bunun tarihsel sebepleri var. "Birleşik Devletler" İngiltere'ye karşı kurulurken, "kurucu koloniler" dedikleri eyaletler, o süreç ve hatta "kurucu babalar" denilen kadro incelenmeden, anlaşılmaz bunun nedeni. O zaman da neden bu sistemin ABD'de demokrasi, diğer bazı ülkelerde ve hele Orta Doğu'da diktatörlük yarattığı, anlaşılamaz. Birey hakları üzerine bina edilmemiş herhangi bir toplumsal düzendeki, başkanlık sistemi, diktatörlük doğuruyor. Ama neden?

ABD'de sistemin temelini, yürütme ile yasama arasında tam bir ayrışma oluşturur. Yürütme, Başkan'a bağlıdır ve bütün sorumluluk, başkanındır. Ama bunun karşısında, yasama da görevini, tam anlamıyla yerine getirir. Başkan'ın parti aidiyeti dolayısıyla, yürütmeyi de kontrol etmesi, fiilen imkânsızdır. Bunun, koşulları da nerdeyse fiziksel anlamda oluşturulmuştur. Örneğin, seçim sistemi değil başkanın, parti yönetimlerinin bile müdahale edemeyecekleri bir düzen altında yapılır. Her şeyden önce, Dar Bölge'ye çok benzeyen bir sistemle yapılır seçimler. Her seçim bölgesinden, bir vekil ya da senatör seçilir. Böylece seçilenler, herkesten önce veya çok, seçmenlerine karşı borçlandırılırlar. Ve sonra, ön seçimler bile, bütün halkın katılımı ile ve yargı denetiminde yapılır. Herhangi bir seçilen, partiden birilerinin "işini yapmadı" diye, "kesilemez"! Karar halkındır… Milletvekilleri ve senatörler, seçilmek için parti merkezlerinin, ve hatta delegelerinin değil; halkın genel oyuna muhtaçtırlar. Meclislerde, "grup kararı" diye bir mekanizma yoktur. Ayni partiden seçilmiş başkanın getirdiği bir yasa önerisini, ayni partiden bir milletvekili veya senatör, reddedebilir. Parti disiplini diye bir kavram kullanmak, ayıptır. Birey hakları, herhangi bir aidiyetin sorumluluklarının önünde geldiğinden, seçilmiş bir vekilin kararını da parti aidiyeti değil; kendisi verir. Hesabı da parti değil, o öder… Yürütme, kendi yetkilerini; Yasama'nın çizdiği çerçevede kullanır ve önce ona hesap verir. Yasama tarafından denetlenir… Ama asıl sorumluluk paylaşımı, elbette ki halkın karşısında olur. Başkan, bütün yürütme yetkilerini kullanır, ve halka hesabını kendi verir. Parti'nin hesaplarını ise tek tek seçilmişler öderler kendi seçim bölgelerinde… Yürütme ile Yasama, erkin farklı iki başıdırlar ve dikkatle birbirlerinden ayrılmıştırlar.

Gelelim bize:

Orta Doğu usulü başkanlık sistemi, seçilmiş krallık sistemidir! Çünkü başkan, kendi partisine, yani meclise, dolayısıyla Yasama'ya da egemen olur; denetlenemez tek yetkili olarak, öldürülene kadar, makamdan inmez! Kanıtı etrafımızda cirit atıyor… Saddam, Kaddafi, Esat, Nasır, Enver Sedat, Hüsnü Mübarek…

Tartışılacaksa, ABD'de olduğu gibi, yürütme ile yasamayı tamamıyla birbirinden ayıran, gerçek bir başkanlık sistemi ile Orta Doğu'daki öldürülünceye kadar yerine çakılan seçilmiş krallık sistemini, birbirinden ayırarak tartışmak gerekir! …

Doğrusunu yapacaksak, önce seçim sistemimizi değiştirmemiz gerekecek… Sonra seçim kanunlarımızın tümünü… Sonra Siyasi Partiler Yasası'nı… Sonra? Meclis İç Tüzüğü'nü… Bütün parti tüzüklerini… Hepsinden önce zihniyetimizi… Geleneklerimiz ne olacak? "Parti disiplini" denilen kavram, siyasi hayatımızdan silinip çıkarılmadan, o sistem diktatörlüğe dönüşmeden uygulanamaz…

Hangi parti kabul eder? Hiçbiri… Yemeyelim bir birimizi...

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.