Çöken sistem ve erken seçim

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Çöken sistem ve erken seçim

Lisenin son sınıfında, felsefe öğretmenimiz sevgili Mustafa Adaoğlu, bizden iki kavramın anlamını öğrenip getirmemizi istemişti: İçerik ve Kapsam…

Bizde Sistem, siyaseti içeriyor ama siyaset kapsamı belirlemiyor! Siyaset, sistemin ögelerinden yalnızca biri. Bu durumda doğru dürüst bir sistem olsa, siyaseti toparlardı, bozulmaya niyetlense bile… Bozulanı, çürüyeni barındırmazdı sistem, sistem olsa… Bence bizde önce sistem çöktü, sonra da her şeyle beraber, siyaseti de sürükledi. Çünkü sistem, bir yanılsama üzerine kurulmuştu. Siz bakmayın şimdi ileri geri konuşulduğuna! Bu sistem, sistem diye kurulmuş değildir. Geçici bir süre idare etmek üzere kurulmuş, geçici bir yapıydı… Amaç, uygun konjonktürü bekleyip, adanın kuzeyini Türkiye'ye bağlamaktı. Makul süre beklenilecek, bu arada adaya nüfus aktarımı yapılacak ve uygun konjonktürde, ilhak sağlanacaktı yapılacak bir referandumla. Fikir Türkiye bürokrasine mi bizim yönetici elite mi aitti bilmem ama her ikisinin de buna teşne olduğu son derecede açıktı!

Bu çevreler ekonomiden falan hiç anlamadıkları için de varsayılıyordu ki "bu kadarcık" adamın geçimini, Türkiye o güne kadar, karşılar!

Oysa, hesap yanlıştı… Hatay'da bu hesap tutmuştu ama günümüzde, şartlar 1930'lar sonundaki gibi değildi! Ufukta bir dünya savaşı görülmediğinden, herkes kendi derdinde değildi… Sonra, Kıbrıs Suriye gibi bir manda değil, BM üyesi bir devletti… Daha daha sonra, Kıbrıs Rumları, Arap değil, dünyaya pabucunu ters giydiren, dünyalı bir topluluktu… Daha daha daha sonra, Kıbrıslı Türkler, Hataylı Türkmenler gibi Türkiye'ye ilhak olmayı istemiyorlardı… Ondan sonra, Türkiye'yi yönetenler, 1938'de yönetenlerden diplomatik grado olarak çok çok aşağıda olduklarından, bütün dünya plâtformlarında altta kalıyorlardı… v.s.

Politik hedef "sürdürülemez" olduğundan, önünü ardını düşünmeden tespit edilen "ekonomik" düzeni de başımıza ha yıkıldı, ha yıkılacak…

Ulaşımı olmayan yere, 20 bin turist yatağı yaparsanız; bir tek fiber optik kablo ile ve üstelik de Türkiye üzerinden dünyaya bağlanan yeri, dünya finans sisteminin dışında olduğuna bakmadan, off shore bankacılık merkezi yapmaya kalkmak gibi bir gaflet içinde olursanız: mazotla ürettiğiniz elektrikle, yerin yedi kat dibinden su çıkarıp, bahçe sulayarak, Nil ve Amazon havzaları ile rekabet etmeye girişirseniz; bütün dünya üniversiteleri bir merkezde toplanırken, dünyanın dışında bir üniversite merkezi olmaktan korkmazsanız; üstünden halkın %30'unu memur, %15'ini de emekli ederseniz, sisteminiz elbette çöker. Eğer sistem iseydi… Ki değildi!

Kimse bunu konuşmuyor… Bu halde o kadar otelin ne halt ettiğini yargılayan, yok! Tarım subvansiyonları sürsün diye demediğimizi bırakmazken, kaynak konuşan yok… Herkes ucuz kredi peşinde ama kimin ödeyeceği derdimiz değil… Birkaç yıl önceye kadar, nedenin politik durum olduğunu söyleyen de yoktu…

Aydan buraya siyasetçi ışınlanmıyor! Seçmenimiz Kanada'dan, adaylarımız Uganda'dan mı geliyor? Her seçimde meclisin en az %30'u değişiyor… Geçen meclisten benim bildiğim en az beş milletvekili gönüllü aday olmak istemedi… %10 yâni…

Bu politik/ekonomik sistemle isterseniz Bill Clinton, Tony Blair veya Barrack Obama'yı getirin, olacağı gene budur…

İş bu düzeni toptan değiştirecek o büyük sarsıntıyı, kimin başarabileceğidir! Yoksa bu don, yama kaldırmaz artık!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.